Bataille

28

Kendilerini sadece mümkün olanla sınırlamanın reel politik tavır olduğunu ve bunun sonuçlarını 1. Dünya Savaşı, arkasında yaşanan ekonomik buhran ve bunun arkasından yaşanan 2. Dünya Savaşı olarak sıralayan Bataille,
mümkün olanı reddederek kendi başına anlamı olmayan imkansıza döner.
Mümkün olanda kendini sınırlayan insanın özgürlük düşüncesi de engellenmiş olmaktadır.
Mümkün olanı aşan tek tavır imkansız politik ortaya çıkıyor böylece.

Suçlu
“Fırtınaların koptuğu derin uçurumlarda kaybolmuş tutkunun pençesinde kıvranırken, uçurumun dibinde olan şeyin bizim için ne anlamı olabilir ki.”
Bataille

Erotizm
Erotizm alanı şiddetin tecavüz alanıdır.
Süreksizlikten sürekliliğe geçişleri düşünelim; eğer bu geçişleri kendi deneyimimizle ilişkilendirirsek, açıktır ki süreksizlikten ani kopuşlarda çokça şiddet vardır.
Bütün bunların en büyüğü, süreksiz varlığımızın sürüp gideceğine ilişkin ısrarlı bir sıkıntıdan sarsarak uyandıran ölümdür.
Öznenin nesneyle içkin duruma gelmesi iç sıkıntısının ön koşuludur.
Rahatsızedicinin anlaşması kaleme çığlık attırır.
Ölümün abartılı güzelliğine sadece ihanet sahiptir.

Edebiyat ve Kötülük
“Varolan diğer tüm insanlar, kendilerinden sonra gelecek olanlara bedel ödetmek pahasına, bunun bilincinde olmaksızın yaşıyor olmakla lanetlenmeyi hakediyorlar.”
Baudelaire

“Özne ve nesnenin bir arada kendilerini yok etmeleri iç sıkıntısı olarak Baudelaire’in şiirinde kandini gösterir.” S. 34

Nesneyle içkin duruma gelmek o nesneye bize ait olan anlamı verir. Sözcüklerin buradaki ifade biçimi şiirdir.
Sözcüklerin gizli manası sözün sahibinin kendi tarihindedir.
“Şeylere içkin olmak, onların yansıttığı şeylerle de bir olmak olur. Yansıma yansıyanı gören kişinin algıladığıdır. Bu algı süreci de bireyseldir, özneldir.
Buna rağmen içkin olan, şeylerin yansımalarıyla sınırlı değildir.” (s. 36)