Başçı İbrahim Camii Nerede, Tarihi, Mimari, Özellikleri, Hakkında Bilgi

39

Başçı İbrahim Camii, Bursa’da Maksem semtinde XV. yüzyıla ait cami.

Kendi adını taşıyan sokakta yer alan ve bitişiğinde bir de hamamı bulunan yapı, tek kubbeli cami mekânı ile buna kuzeyden bitişen etrafı revaklarla çevrili bir avludan oluşan küçük bir külliye şek­lindedir. Yapının banisi Başçı İbrahim’dir (ö. 885/1481). Bursa’daki camiinin dışın­da çok sayıda vakıf eserinin de banisi olan Başçı İbrahim Bey’in bunları ihtiva eden vakfiyesi bugün Topkapı Sarayı Mü­zesi Arşivi’nde bulunmaktadır. 1459 tarihli ilk vakfiyeye yapılan 1467 ve 1471 tarihli ilâvelerden Başçı İbrahim’in Bursa’daki camiini üç safhada yaptırdı­ğı anlaşılmaktadır. Bunlara göre yapı­nın bugünkü durumunu alması yüzyılın sonlarına doğru yapılan bazı eklemeler­le gerçekleşmiştir. İlk safhada tek kub­beli cami kısmı yapılmış, ikinci safhada bu kısma kuzeyden üç kanatlı revaklı bir avlu bitiştirilmiş, daha sonra ise yapının bitişiğine bir hamam eklenmiştir. Mima­ri açıdan bakıldığında da yapının geçir­diği bu safhalar kolaylıkla farkedilebil-mektedir. Yapımından sonra zamanla harap olan cami 1854 depreminde de hasar görmüş ve ilkin 1891 yıllarında ta­mir edilmiştir. Cumhuriyet döneminde ise uzun yıllar depo olarak kullanıldık­tan sonra Bursa Eski Eserleri Sevenler Kurumu tarafından onarıma tâbi tutu­larak 1960’ta ibadete açılmıştır.

Cami tuğla ve kesme taş sıralı bir du­var örgüsüne sahiptir. Üst kısmı prizma-tik üçgenlerden oluşan bir kuşak üzeri­ne oturan bir kubbe ile örtülmüştür. Ya­pının kuzey cephesini kaplayan üç göz­lü son cemaat yerinin örtü sistemi orta­da aynalı tonoz, yanlarda kubbedir. Bu kısmın yapının bütününü kapatacak bir son cemaat yerinin örtü sistemi ortada aynalı tonoz, yanlarda kubbedir. Bu kıs­mın yapının bütününü kapatacak bir kalkan duvar şeklinde düzenlenen ve üç tuğla bir kesme taş sırasıyla örülen cep­hesi, iki yanda sivri, ortada beş dilimli yüksek bir kemer olmak üzere üç açık­lıkla dışarı bağlanmaktadır. Ortadaki di­limli kemer dıştan ikinci bir kemerle ku­şatılmış ve bu kemerin köşeliklerine al­tıgen tuğlalardan oluşan dekoratif bir örgü kuşağı yerleştirilmiştir. Bu şekilde girişe ayrılmış olan orta bölümün hem form hem de süsleme özellikleriyle fark­lı biçimde belirtilmesi yönüne gidilmiş­tir. Son cemaat yeri cephesinde yüzey üzerine dağılmış durumda yerleştirilen üçgen formlu yedi adet çini parçası bu kısımda rastlanan diğer süs unsurları­dır. Son cemaat yerinin üç açıklığına do­ğu, batı ve kuzey yönlerinden on bir açık-lıklı üç kanat eklenmiş ve bu şekilde on dört gözlü bir revak elde edilmiştir. İki yan kanadın son cemaat yeri cephesiyle birleştiği kısımda seviyenin yanı sıra du­var tekniğinin de farklı oluşuyla beliren uyumsuzluk yapının bu eklemeli inşaa­tını açıkça göstermektedir. Dış yüzleri moloz taşla örülü olan revakın üç kana­dında tonozla örtülü on bir hücre sıra­lanmaktadır. Revakın iç yüzlerini moloz taş ve tuğla sıralı bir örgü kaplar. Du­varları saçak hattında testere dişi friz­ler kuşatmaktadır. Bunlar caminin dış cephesindeki pencere kemerlerinde de görülür. Buradaki pencerelerin alınlıkla­rına dekoratif nitelikli dairevî mermer parçalan yerleştirilmiştir. Caminin mih­rabı geç dönemde yapılmış yağlı boya bazı süslemelerle asıl niteliğini bugün büyük ölçüde kaybetmiştir. Siyah ver­nikle yine sonradan boyanmış olan min­beri ise geometrik geçme motiflerden oluşan zengin ve özenli bir ahşap işçili­ği ile iç mekânın en dikkat çekici unsu­rudur. Girişi yapının son cemaat yerin­de bulunan minaresi batı köşesinde yer almaktadır. Silindirik gövdeli tuğla mi­narenin şerefe üstü son onarım sırasın­da yenilenmiştir. Başçı İbrahim Camii’nin bitişiğinde yüksek kiremit kaplı kub­besi ile dikkati çeken, kesme taş ve tuğ­ladan inşa edilmiş olan yapı, külliyenin en son eklenen unsuru olan hamamdır.

Hamamla cami arasında ve caminin güney duvarının arkasında kalan alan, çok sayıda mezarla, doğu kısımda Başçı İbrahim Bey’in kabrinin de yer aldığı bir hazîredir. Burada Başçı İbrahim Bey’in kabir taşında vefat tarihi 88S (1481) ola­rak kayıtlıdır. Ancak Kâzım Baykal kita­bına bunu 896 (1491) olarak geçirmiş, ikinci baskıya eklediği not­larda E. Hak­kı Ayverdi’ye uyarak metindeki bilgiyi tashih etmiştir.

Başçı İbrahim Camii, benzerlerine Os­manlı mimarisinde sıkça rastlanan tek kubbeli yapı tipinin bir örneğidir. Daha sonra revaklı bir avlu eklenmesiyle bü­yütülen yapı, anlaşıldığına göre buna pa­ralel olarak zaman içinde tekke ve med­rese fonksiyonlarını da üstlenmiştir.

Diyanet İslam Ansiklopedisi