Bandırmalızade Tekkesi Nerede, Tarihi, Mimari, Özellikleri, Hakkında Bilgi

31

Bandırmalızade Tekkesi, İstanbul Üsküdar’da Haşimî Asitânesi olarak tanınan XVIII. yüzyıla ait bir Celvetî tekkesi.

Üsküdar’ın İnadiye semtinde, eski adı Menzilhane Yokuşu olan Gündoğumu caddesinin Karacaahmet Mezarlığı’na ulaştığı noktada inşa edilmiş olan tek­ke, kaynaklarda Bandirmalı. Bandırmalı Şeyh Yûsuf Efendi, Seyyid Hâşim Baba ve İnadiye gibi isimlerle de anılmakta­dır. Tekke, Celvetiyye şeyhlerinden Sey­yid Yûsuf Nizâmeddin Efendi (ö. 1166/ 1752-53! için daha önce evinin bulundu­ğu yerde Veziriazam Hekimoğlu Ali Pa­şa tarafından 1145 (1732) yılında inşa ettirilmiştir. Baninin, fevkani tevhidhânesini minberle donatarak aynı zaman­da cami olarak da kullanılmasını sağla­dığı tekkenin masraflarının Davutpaşa’da bulunan külliyesinin vakfından kar­şılandığı bilinmektedir. Ayrıca Kâmil Ahmed Paşa. Şeyh Yûsuf Nizâmeddin Efen­di hayatta iken, ileride kendisinin ve ha­leflerinin sandukalannı barındıracak olan türbeyi ilâve ettirmiştir. 1755’te Veziria­zam Şehlâgöz Ahmed Paşa eliyle yeni baştan inşa edilen Bandırmalızâde Tek­kesi daha sonra Firârî Hasanpaşazâde Abdullah Paşa tarafından tamir ettiril­miştir. Geçen yüzyılda da birtakım onarımlar geçirdiği anlaşılan ve kapatıldığı 1925 yılında tamire muhtaç durumda olan tekke bir süre sonra hızla harap ol­muş, kadro dışı bırakılan cami-tevhidhâne 1930’da çökmüş, geriye kalan bölüm­lerin büyük kısmı 1942’de yanmış, gü­nümüze ise bazı duvar kalıntıları ile bir iki bakımsız kabir intikal edebilmiştir.

Tekkeye adını vermiş olan ilk postnişin Şeyh Yûsuf Nizâmeddin Efendi, Celvetî şeyhlerinden Bandırmalı Hâmid Efendi’nin (ö. 1139/1726) oğludur. Bandır-malı olarak tanınmakla birlikte Morali olduğu da rivayet edilen Şeyh Hâmid Efendi, Celvetî şeyhi Tophaneli Veliyyüddin Efendi’nin yanında sülûk’ünü ta­mamladı ve onun halifesi oldu. Daha sonra Üsküdar’ın çeşitli camilerinde va­az verdi ve irşad faaliyetinde bulundu. Kabri tekkenin hazîresindedir. Fındıklılı İsmet Efendi, herhangi bir kaynak gös­termeden, Bandırmalı ailesinin Ca’fer es-Sâdık neslinden olduğunu belirtir. Aynı aileden Mir’âtü’t-tunik ve Mecmûa-i Tekâyâ müellifi Bandırmalızâde Ahmed Münib Efendi de cedlerinin İmam Mûsâ el-Kâzım soyundan geldiğini söyler. Ban­dırmalı Şeyh Hâmid Efendi’nin nesli, tek­kenin kurucusu olan oğlu Yûsuf Nizâmeddin’le torunları Küçük Hâmid Efen­di ve Hâşim Baba ile devam etmiştir.

Babasından ve Hüdâyî Âsitânesi şeyhi Erzincanlı Mustafa Efendi’den Celvetî usulü üzere sülûkünü tamamlayan Yû­suf Nizâmeddin Efendi ilim ve irfanı sa­yesinde Üsküdar’ın sevilen ve sayılan bir şeyhi oldu. Üç yıl kadar Medine’de bu­lundu. Babasının ölümünden sonra üst­lendiği irşad görevini kendisinin şeyhli­ği zamanında inşa edilen tekkede ölün­ceye kadar sürdürdü. Yûsuf Nizâmeddin Efendi, oğulları Küçük Hâmid Efendi ve Hâşim Baba ile damadı Dolayobalı Şeyh Veliyyüddin Efendi’yi yetiştirmiştir.

Yûsuf Nizâmeddin Efendi’nin büyük oğlu Küçük Hâmid Efendi (ö. 1172/ 1758-59), babasının yanında Celvetî usulü üze­re sülûkünü tamamladıktan sonra İslâmî ilimler konusundaki bilgisini geliştir­mek maksadıyla Suriye, Mısır ve Hicaz bölgelerinde seyahatlerde bulundu. Bu seyahatleri sırasında Kâdiriyye, Şâzeliyye ve Nakşibendiyye tarikatlarından İca­zet aldı. Babası hayatta olduğundan şeyhlik görevine Fıstıkağacı’ndaki Şelâmi Ali Efendi Tekkesi’nde başladı, daha sonra memleketi Bandırma’ya gitti ve orada vefat etti. Nakşibendî şeyhlerin­den Ali Efendi Zaviyesi hazîresine gömü­len Küçük Hâmid Efendi’nin Bursalı Menmed Tâhir’in verdiği bilgiye göre yirmi­ye yakın eseri bulunmaktadır.

Şeyh Yûsuf Nizâmeddin Efendi hayat­ta iken büyük oğlu Küçük Hâmid Efen­di Selâmi Ali Efendi Tekkesi’nin meşiha-tini üstlendiğinden kendisi vefat edince yerine diğer oğlu Şeyh Mustafa Hâşim Efendi (ö. 1197/ 1783) geçti. Hâşim Mus­tafa Baba veya Hâşim Baba adları ile tanınan bu zat gençliğinde Melâmîliğe ve Bektaşîliğe de intisap etmiş, Mısır’da bulunduğu sırada Kahire’deki meşhur Baba Kaygusuz Tekkesi’nde Kasrü’l-Ayn şeyhi Hasan Baba’dan el almış, bir müd­det İstanbul’da Bektaşîler’in temsilcisi olmuş, hatta dört yıl süreyle Hacıbek­taş’taki pîr evinde dedebabalik yapmış­tır. Bandırmalızâde Tekkesi’ndeki meşi-hati sırasında bağlı bulunduğu Celvetiy-ye tarikatının Hâşimiyye kolunu kuran Hâşim Baba’nın cenazesinin, Ceivetİyye âdabına ters düşen meşrebinden ötürü Hüdâyî Âsitânesi postnişini Büyük Ru­şen Efendi tarafından içeri sokulmadığı ve cenaze namazının yol üzerindeki mu­sallada kılındığı rivayet edilir. Hâşim Baba’dan sonra Hâşimiyye’nin âsitânesi ve pîr evi olan Bandırmalızâde Tekkesi’nin postu­na Şeyh Mehmed Galib Efendi, daha son­ra da bu zatın neslinden gelen şeyhler oturmuşlardır.

Bandırmalızâde Tekkesi’nin mimari Özellikleri hakkında bilinenler oldukça sınırlıdır. Çoğunluğu ahşap olan tekke­nin fevkanî cami-tevhidhânesi, Gündoğumu caddesi yönünde sütunlara otu­ran bir çıkma ile genişletilmişti. Harem ve selâmlığa ait muhtelif odalar mevcut­tu. 1941’e ait fotoğraflarda türbe duvarlarının ve çatısının kısmen çökmüş olduğu, ahşap hatıllarla takviye edilmiş moloz taş örgülü duvarlara sahip olan türbenin alaturka kiremit kaplı bir ahşap çatı iie örtülü bulunduğu görülür. Cadde üzerinde sıralanan pencereler tuğla ör­gülü sepet kulpu kemerlerle donatılmış, biri hariç diğerleri dışarıdan dikdörtgen açıklıklı ahşap pervazlarla kuşatılmıştı. Türbenin bir dizi ahşap direkle ayrılmış olan kuzey kesiminde Hâşim Baba’nın et­rafı basit demir parmaklıklarla kuşatıl­mış olan yüksek ahşap sandukası yer al­maktaydı. Boyutları daha ufak olan diğer sandukalar kendisinden sonraki şeyhlerle aile efradına aitti. Tekkenin yıkılmasın­dan sonra Şeyh Yûsuf Nizâmeddin Efendi’nin naaşı Üsküdar’da Çiçekçi Camii hazîresine, Hâşim Baba’nınki ise aynı ar­sanın güney ucuna nakledilmiştir.

Diyanet İslam Ansiklopedisi