Bali Bey Hanı Nerede, Tarihi, Mimari, Özellikleri, Hakkında Bilgi

29

Bâlî Bey Hanı, Bursa’da XV. yüzyıl sonlarında yaptırılan han.

Bursa’da şehrin merkezinden Çekirge yönünde uzanan ana caddenin solunda, yolun sert bir dirsek halinde döndüğü yerin karşısındadır. Kimin tarafından ve hangi tarihte yaptırıldığı kesin olarak bilinmemekle beraber bazı belgelerden anlaşıldığına göre, 1461’de Vlad Tepeş’in (Kazıklı Voyvoda) şehid ettiği Hamza Bey’in (Paşa) oğlu Bâlî Bey tarafından yaptı­rıldığı tahmin edilmektedir. 17 Safer 953 tarihli bir kayıtta, han veya kervansarayın Yenişehir’deki cami­nin vakfına ait olduğu ve Bursa’nın Balık-pazarı semtinde bulunduğu belirtilmek­tedir. Muharrem 1039’da ha­nın kurşunlan harap olduğundan bir kıs­mı kiremitle örtülerek tamir edilmiş, üst kat kurşunları yenilenmiş, bu işler için 60.100 akçe harcanmıştır. 1044 Cemâziyelevvelinde üç katın hüc­relerinin önlerindeki sakıfların ve kur­şunların tamiri için 28.915 kuruş mas­raf gösterilmiştir. Şaban 1160″ta ve Şevval 1161’de, Bâlî Bey vakıflarının mütevvelisi Halil Bey çok harap durumda olan ve bu yüzden de gelir getirmeyen hanı tamir ettirmeye gayret ederken önceki mütevellilerden üçü tarafından öldürülmüştür. 15 Şaban 1207 tarihli bir bel­ge de ise, “Altmış dört odalı bu han ile diğer müsakkafâttan, eskiden dört iken ikiye inen menzil, dükkânlar ve odalar­dan mürekkep Bâlî Bey vakfı harap ha­le düştüğünden ve gaüe-i vakıf tamire müsait olmadığından, 250 kuruş muac­cel bedelle tamirini yapmak isteyene, vakıf şartlarına uyarak bir sene, pek pek üç seneden fazla müddetle kiraya vermemesi ve icarın ecr-i mislinden az olmaması şartıyla han ferağ ve tefrîz edilmiştir” denilmektedir. Bundan da XVIII. yüzyıl sonlarında Bâlî Bey Hanı’nın pek iyi durumda olmadığı anlaşılır.

1847 Mayısı içinde Bursa’ya giden Fransız seyyah Xavier Hommaire de Hell’in 1848’de ölümünden sonra yayımla­nan seyahat notlarının atlas kısmında bu hanın bir gravürü bulunmaktadır. De Hell’in yanında ressam olarak bulunan Jules Laurens (ö. 1901) tarafından çizi­len bu resimde, hangi hana ait olduğu belirtilmemişse de, Bâlî Bey Hanı’nı tas­vir ettiği kolayca anlaşılır. Taş basması tekniğinde olan gravürde bu üç katlı hanın o sıralarda çok harap durumda ol­duğu açıkça görülmektedir. Resmin çi­zildiği yerdeki revaklar tamamen yıkıl­mış olduğu gibi karşı tarafta iki katın revakları da yıkık, orta avlu ise toprak doludur.. Bu resimden Bâlî Bey Hanı’nın revaklarının sivri kemerlerle avluya açıl­dığı, bu kemerlerin kare payelere otur­dukları anlaşılmaktadır. Yine bu resim­den öğrenildiğine göre han bir yamaca yaslandığından dipteki bölümün revak kemerleri, yanlardakilerle aynı hizada değildir. Böylece bu kısmın dört katiı ol­ması ihtimaii belirmektedir. Ayrıca en yukarıda köşk biçiminde çıkmalı bir as­ma katın (?) da varlığı dikkati çeker. Her­halde Bursa’yı büyük ölçüde harap eden zelzeleden de zarar gören Bâlî Bey Hanı zamanla toprak altında kalmıştır. Bina­nın sadece bir iki kemer yıkıntısı görün­mekte iken 1985’e doğru Bursa Beledi­yesi tarafından buradaki toprak tama­men temizletilmiş ve hanın duvar kısım­ları gün ışığına çıkarılmıştır. Böylece Bâ­lî Bey Hanı’nın. Gabriel tarafından “kay­bolmaya mahkûm birkaç alt yapı kalın­tısı” sözleriyle tarif edilen bir harabe ol­madığı, kalan parçalan tamir edildiği takdirde bir tarihî eserin yaşatılabileceği anlaşılmıştır,

Diyanet İslam Ansiklopedisi