BAĞİ

0
167

 

BAĞİ

 

İslami terminolojide
şartlarına uygun olarak görevde bulunan ulu’l-emr’e veya temsilcisi­ne,
kendilerine göre doğru sayılan bir teville karşı çıkıp, isyan eden, güç kuvvet
sahibi müs-lüman asilere buğât (baği’nin çoğulu) denmiş­tir. Toplu olarak böyle
bir eyleme geçenlere savaşmak cihadın bir bölümü sayılmıştır. An­cak, cihad
bütünü içinde savaşılan diğer grup­larla, “bağiler” arasında, fıkhi
hükümler açısın­dan şu farklar vardır: Bağilcrin:           1-
Savaşla öl­dürülmeleri değil, güçlerinin kırılması amaçla­nır;

2- Kaçanları
takib edilmez;

3-Yaralılan
öl­dürülmez;

4- Esirleri
öldürülmez;

5- Malları
ganimet olarak alınmaz;

6- Kadınları
ve çocuk­ları esir edilmez;

7- Onlara
karşı müşrikten yardım İstenmez;

8-
Kendileriyle mal karşılığı anlaşma yapılmaz;

9-
Üzerlerine ağır silahlar kullanılmaz;

10- Evleri
üzerlerine yıkılmaz;

11- Ağaçları
kesilmez.

Bağilerin muhariblerle
şu farkları vardır: Muhariblcr:

1- Kaçarken
de öldürülürler;

2-Öldürülmelcri
için ‘amd’ (kasıt) caizdir;

3- Sa­vaşta
sebcb oldukları kan, mal vb. zararlar kendilerinden istenir;

4-
Durumlarının düzel­mesi için, esirlerinin hapsedilmesi caizdir;

5-Topladıkları
haraç ve zekat gibi yükümlülük­ler sahiplerinden düşmez.

Bağilerin islam
fıkhındaki hükmü, isyan edi­len ve edenle ilgili hükümlerle doğrudan İlgili-

dir. İsyan edilen
merci ve şahıs İçin, fıkıhçıla-nn tesbitlcrini şöyle özetleyebiliriz:
Mü’minle-rin başında ulu’1-emr (halife veya imam) vas­fıyla bulunan şahıs,
ihtilafa binaen de olsa-alimlerin kabul ettiği bir vasıfla o mevkide bu­lunuyor
olmalı. Uygulamaları açık bir zulüm oluşturan bir ulu’1-emre veya ulu’1-emr
olma özelliğini kaybetmiş birine karşı (ya da onun mesela bir valisi gibi
temsilcisine) ayaklanan­lar baği diye adlandırılmazlar.

“Baği”
durumunda olanlarda da şu şartlar aranır:

a)
Ulu’l-emrİn görevi terketmesi iste­ği, beşeri veya ilahi bir görevi
(sorumluluğu) reddederek, itaat sınırından çıkarak İsyan oluşturma;

b) Grup
şeklinde çıkmaları. Mün-ferid hareketler bu kapsama girmez;

c) Sahi­bince
meşru sayılan bir tevile binaen İsyan et­miş olmaları;

d)
Bağlandıkları veya güvenip dayandıkları, karşılarında ordu gerektirecek bir
güçlerinin bulunması.

Şİa-İmamiye’dc ise,
Ehl-i Sünnet mezheble-rinden farklı olarak, adil bir İmama isyan eden herkesin
kafir olduğu ve cihadın bir par-çasL olarak onlarla savaşılacağı görüşü vardır.

Ehl-i Sünnet
alimlerine göre, bağilcrle sava­şın gayesi, fitnenin kaldırılıp, şerlerinden
emin olunmasıdır. Bunun için de onlarla yapı­lan savaş, kafirlerle yapılan
savaşla aynı değil­dir. Savaştan önce ıslah ve barış için çaba gös­termek
Maliki ve Hanbeli fukahasınca şart ko­şulmuştur. (Aynı konuda Hanefi ve Şafii
fuka-hası, böyle bir uğraşının gerekmekte beraber, sadece mendub olduğunu
söylerler.) Zihni planlarını eylem safhasına dökme durumunda olmayanlar için
kovuşturma yapılması gerek­mez.

Bağilerle ilgili
hükümlerin Kur’an-ı Kerim’-dckİ dayanağı, Hucurat suresinin 10. ayetidir.
Hadisler arasında da, müminlerin başındaki İmama itaati emreden hadislerve
hulefa-i raşi-din dönemi (özellikle Hz.AIİ (r.) dönemi) uy­gulamaları fıkhi
hükümlerin kaynağını teşkil eder. Hz. Ali (r.)’ye karşı gelişen Harici hare­keti,
kimi ulemaca bağyin İlk Örneğidir. Genel­de ulu’1-cmre karşı hareketler dört
kategoride incelenmektedir:

a) Bağiler;

b) Kulta-ı
tarik, (yol kesen eşkiya grubu);

c) Kutta-ı
tarik sınıfında olanlar;

d)
Hariciler.

Bağiler, ön plana,
tevil ellikleri bir konu ve­ya imamın şahsı İle ilgili bir pürüzü çıkarmak­la
muharibler sınıfından tecrid edilirken, Al­lah’ın dinini uygulama ve insanlar
için çıkarıl­mış “hayırlı Ümnıet”i temsil etme mevkiinde olan İmam’a
isyanla da, silaha muhatab olan özel bir konumda kalmışlardır.

Nureddin YILDIZ Bk.
Azl; lieyat; Ehl-i Hail ve’l-Akt; Hilafet; Huruc[1]

 



[1] Sosyal Bilimler
Ansiklopedisi, Risale Yayınları: 1/113-114.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here