Baba İshak Kimdir, Destanı, İsyanı, Nedenleri, Hakkında Bilgi

27

BABA İSHAK ( ? -1240)

Horasanlı Türk derviş. Anadolu’da Babaîlik akımının yayılmasını sağlamıştır.

Kefersud’da doğdu, Amasya’da öldü. Horasan’ dan gelip Halep dolaylarında, Kefersud’da yerleşmiş bir Türk ailesindendir. Yaşamıyla ilgili bilgiler öncülük ettiği bir ayaklanma nedeniyle yazılan kaynaklardan edinilmiştir. Gençlik dönemiyle ilgili bilgi yoktur. Selçuklu İmparatorluğu’nun bunalımlı bir döneminde Amasya’ya gelip yerleşen Baba İshak, burada ilişki kurduğu Baba İlyas’ın düşüncelerini benimsemiş, Babaîlik akımını kırsal kesimlerde yaşayan halk toplulukları arasında yaymaya başlamıştır. İmparatorluğun Moğol saldırıları nedeniyle epeyce sarsıldığı bu dönemde II. Gıyaseddin Keykubad, Baba İlyas ile dervişi Baba İshak’ın yönettikleri ve bir ayaklanma niteliğine bürünen olayı bastırmak amacıyla ordu düzenlemiş, ancak başarı sağlayamamıştır. Bunun üzerine Konya’dan ayrılarak Kubadâbâ Kasrı’na çekilmek zorunda kalmıştır. Bir süre sonra olaya elkoyan Mubarizüddin Armağan Şah ise Amasya-Sivas-Tokat dolaylarında Baba İshak’ın birliklerini kuşatmış, tutsak aldığı Baba İshak’ı öldürtmüştür.

Baba İshak, yeni bir düşünce ortaya atmamış; etkisinde kaldığı Baba İlyas’ın görüşlerini benimseyerek yaymaya, onlara bir kurum (tarikat) niteliği kazandırmaya çalışmıştır. Baba İlyas’ın ileri sürdüğü düşüncelerin bir uygulayıcısı durumunda olan Baba İshak, sonraları Babaîlik adıyla kaynaklara geçen bir inanç kurumunun ikinci kurucusu sayılmıştır. Baba İshak’m yaymaya çalıştığı düşüncelerin kaynağını bir yandan eski bir Asya dini olan Şamanlık, bir yandan Yeni-Platonculuk ve eski Anadolu-Yunan felsefesinden beslenen, İslam dininin önerdiği inanç ilkeleriyle biçimlenen sonraları Alevîlik diye adlandırılan akım oluşturmuştur. İnsan sevgisine dayanan, emekle geçinmeyi, yeryüzünün bütün insanların yaşamaları için ortak bir yurt olduğunu savunan, kadm-erkek eşitliğini ilke edinen Babaîlik, daha çok kırsal kesimlerde, yoksul topluluklar arasında yayılmış, bir süre sonra Selçuklu yönetimine karşı bir ayaklanma niteliği kazanmıştır. Başlangıçta bir inanç kurumu olarak ortaya çıkan Bahaîlik’in, sonraları, bir “halk ayaklanması”na dönüşmesinde başlıca etken, aşırı bir tüketici durumunda olan büyük illere karşı, tek üretici olan kırsal kesim insanlarının eşit haklar isteyen tutumudur.