Baba İlyas Kimdir, Babai Ayaklanması, Efsanesi, Hakkında Bilgi

44

BABA İLYAS ( ? -1240)

Horasanlı Türk derviş. Anadolu’da Babaîlik akımının öncülerindendir.

Ebu’l-beka Şeyh Baba İlyas b.Ali Horasan’da doğdu, Amasya’da öldü. Yaşamının ilk dönemi konusunda yeterli bilgi yoktur; yalnız, Anadolu’da, özellikle Amasya yörelerinde öncülük ettiği bir ayaklanma nedeniyle yazılı kaynaklarda geniş bir yer tutmuştur.

13. yy ortalarında, Selçuklu İmparatorluğu’nun Moğol akınlarıyla sarsıldığı dönemlerde İslam dininden, eski İran ve Anadolu inançlarından, Hıristiyanlık’tan kaynaklanan bir birikim nedeniyle toplumda bunalımlara yol açan olaylar başlamıştı. Bu olayların öncülerinden biri, bir bakıma en etkilisi olan Baba İlyas, Horasan’dan gelen,Yesevî tarikatının inançlarıyla beslenen, bu inançları Anadolu’da yaymaya çalışan bir derviş olarak bilinir. Sonraları Babaîlik adı verilen, batınî diye nitelenen bir tarikatın kurucusu olan Baba İlyas, aşırı ölçüde Ali’ye bağlanmış, inançlarını Şamanlık’la yoğurup karmış bir kimsedir. Onun anlayışına göre gerçek olan bu evrendir, insanla Tanrı arasında, varlık bakımından önemli bir ayrılık yoktur; insan Tanrı’ya, Tann insana en yakın varlıklardır. Yeryüzü bütünüyle bir “devlet” niteliğindedir, bu devletin tek yöneticisi de Tann’ya en yakın olan, tanrısal nitelikler taşıyan Ali’dir. Ali, peygamberin ölümünden sonra toplumun başına geçmesi gereken bir kişidir, onda “tanrısal ruh” varlığını sürdürmektedir; bu nedenle tek ve gerçek “imam” Ali’dir. Bu din gereğine uymayanlar Tanrı’ya da, peygamberin kurduğu geleneğe de, dine de aykırı davranmışlardır.

Toplum, kadın-erkek ayrımı gözetilmeksizin, bireylerin oluşturduğu bir bütündür. Bu bütünün içinde tüm insanlar birbirlerine eşittir. Gerek Selçuklular, gerekse onların egemenliği altında bulunan beylikler, toplum düzeni bakımından “Tanrı’nın buyurduğu yol”dan aynlmışlardır. Güçlüler, yeryüzünü kendi aralarında bölüşerek eşitliği ortadan kaldırmışlardır. Yeryüzü bütün insanların “şu şenindir bu benimdir” demeden, ortaklaşa kardeşçe barış duyguları içinde yaşamaları, ürünlerinden yararlanmaları gereken bir alandır. Bu ortaklaşa yaşanması gereken alanda ruh denen dirilik verici, düşünme eylemini sağlayıcı tanrısal varlık, gövdeden gövdeye geçerek kendini sürdürür. Gövdeler, kendilerine dirilik kazandıran ruhun bulunduğu varlık aşamalarıdır. Bir gövdede bulunan ruh, o gövdenin gerçekleştirdiği eylemlere göre, başka bir gövdeye geçer. Bu geçiş bir yükselme olabileceği gibi bir alçalma da olabilir. Yalnız Tanrı’dan peygambere, ondan Ali’ye geçen ruh, aşama bakımından en üstün, en yüce basamaktadır.