BAAS HAREKETİ

259

BAAS HAREKETİ

 

Sosyalizmle kaynaşmış
bir kavmiyetçilik ide­olojisini savunan, bu ideolojiye dayalı “edebî
görevi olan bir lek sosyalist Arap Milleti” oluş­turmayı amaçlayan siyasî
bir hareket. Hareke­tin yürütücüsü Arap Sosyalist Baas (Dİrİlİş) Partisi’dir
(Hizb el-Ba’s el-Arabî el-İştirakî). Bu Parti, Baas Parti’siyle Arap Sosyalist
Parli-si’nin birleşmesinden meydana geldi (1953). Ona Doğu ülkelerinin pek
çoğunda teşkilâtla­ra sahip olan bu parti, Suriye ve Irak’ta halen iktidarda
bulunmaktadır. Bu partinin uzun va­deli planı içinde tüm Arap ülkelerinde
iktida­rı bir elde toplama amacı baş uçta yeralır.

Marksist bir yolda
yürüyen, kavmiyetçi dü­şünceye dayanan, laik bir anlayışa sarılan ve Osmanlı
Devlcti’ninyıkılmasından sonra orta­ya çıkıp Arap âleminde duyulmaya başlayan
Baas Hareketi, ilk defa Arap kavmiyetçisi Sati Hursî tarafından ortaya atıldı.
Daha sonra bu fikir, Paris’te eğilimlerini tamamlayan ve her ikisi de öğretmen
olan Misel Eflak (Doğu Kilİ-sesi’ne mensup bir Hıristiyan) ve Salah el-Bi-tar (sünnî
bir müslüman) tarafından geliştiril­di. 1943’te Misel Eflak, Salah el-Bitar,
Celâl es-Scyyit ve Zeki Arsıızî tarafından, bu hare­keli temsil eden Baas
Partisi kuruldu. Daha Önce ise, Ekrem Havranı Arap Sosyalist Parti-i/’ni
kurmuştu. Bu İki partinin 1953’teki birle­şiminden sonra hükümetlerdeki roller
daha da etkin olmaya başladı. Ayrıca bu hareket mahallî ayaklanmalara,
komplolara dayardım elti. Bir yandan tarafsızlığını İlân eiü, bir yan­dan da
Nasır sosyalizmine arka çıktı. Çünkü Nasır, Arap-İsrail savaşında Arapların
yenilmesi üzerine Arap Milliyetçiliği hareketini iyi­ce körüklemiş ve
desteklemişti. Suriye ve Irak’ın dışındaki yerlerde (Libya, Ürdün, Lüb­nan,
Aden) daha ziyade gizli olarak faaliyet yürüttü. 1955’ten sonra kurulan
hükümetler­de görev almaya başladı. Bu arada Suriye ile Mısır, Birleşik Arap
Cumhuriyeti adı altında birleştiler (1 Şubat 1958). Ürdün ve Irak bu birleşmeye
Arap Birlİği’ylc cevap verdi. 1958’deki ayaklanmadan sonra, Kasım’m,
Nâ-sır’cılar aleyhindeki siyasetinden Ötürü, Baas Hareketi gerileme kaydetti.
Bu arada Suriye’­deki Baas’çUar 1959’da Nasır üe ilişkilerini kestiler. Çünkü,
Nasır Suriye’yi Mısır’ın bir eyaleti gibi idare etmeye başladığı gibi, Suri­ye’deki
bütün siyasî partilerin faaliyetine de son vermişti. 1%1’dc Bağdaı’da bir
hükümet darbesi gerçekleştirildi ve Kasım uzaklaştırıl­dı. Şam’da ise aynı yıl
içinde Baas’çılar iktida­rı ele geçirdiler. Suriye Mısır’dan okptu. Birle­şik
Arap Cumhuriyeti de sona erdi. Salah el~ Bitar iş başına getirildi. Buna rağmen
Suriye partisinde birbirine karşıt iki eğilim belirdi: Ekrem Havranî
taraftarları ve Misel Eflak’ın başında bulunduğu topluluk farklı şeyler sa­vunmaya
başladılar. Ekrem Havranî Nasır aleyhtarıydı ve sosyalist eğilimi savunuyordu.
Misel Eflak taraftarları ise kavmiyetçi idiler ve Mısır ile imtiyazlı bir
anlaşma yapılmasın­dan yanaydılar. 1963’de üçlü birlik i)ân edildi. Üçlü
birlkile Mısır, Irak ve Suriye yer alıyor­du. Amaçlarını gerçekleştirmek için
mücadele­ye girişliler. Ancak iç çekişmeler devam etti. Baas harekeli
Suriye’deki Nâsır’cı elemanları yok elli. Bu arada tacirlerin, işçilerin ve
köylü­lerin muhalefetiyle de karşılaştı. Çünkü köylü­ler toprak reformundan
yararlanamamışlar, iş­çiler iş bulamamışlar, tacirler İse işleri bir tür­lü
rayına oturtamamışlardı. Salah el-Bitar za­manında sosyalist eğilimlilerle
kavmiyetçiler arasındaki çalışma daha da kökleşti, [ki zıt ku-lup meydana
geldi. Çekişmeler hızlandı. Baas içindeki bölünmeler arttıkça, özellikle dışa
açılma ve destek arama baş gösterdi. Sosyalist­ler Sovyel Rusya’dan yardım
gördüler. Baas Hareketi büıiin bu iç çekişmeler içinde, İsra­il’e karşı ortak
bir poliıika uuturmak için girisimde bulunmak da istediler. Son derece pasif de
olsa, siyasî alanda İsrail’e ve Batılı ülkelere karşı kimi boykotlar da önermekten
geri dur­madılar. Ancak gözle görülür bir yol katede-memişl erdir.

Bugün Irak’ta ve
Suriye’de iktidarda bulu­nan Baas Hareketi’nin temsilcisi partiler, bir­birlerine
olan düşmanlıklarını halen ayakta tu­tarlar. Kendi içlerinde bile bu çekişme
devam etmektedir. İhtilâlci, laik, kavmiyetçi bir parti olanArap Sosyalist Baas
Partisi, her iki ülkede de katı disiplinli, aşın merkeziyetçi, muhalifle­rine
göz açtırmayan bir yapıya sahiptir. Tüm laik ülkelerde olduğu gibi, bu
ülkelerde söz sa­hibi olan Baas’çılar, din konusunda laik düşün­ceye kayıtsız
öncelik verdiler. Dini gericiliğin sembolü olarak gördüler, ilericiliği tehdit
eden ana tehlike saydılar. 1951’de Misel Eflak tarafından hazırlanan anayasada
yer alan ilke­ler bu iki partinin anayasasında da ufak tefek değişikliklerle
yer aldı: Sckülarİst ve marksİst düşünceye öncelik tanınırken, din kelimesine
anayasada yer bile verilmedi. Allah, iman ve İslâm kelimeleri gözardı edildi.
Dış politika konularında İslâm Dünyası ile ilgili hiçbir İliş­kiye de değinilmedi.
Arap Birliği’nin gerçek­leştirilmesinde öngörülen tek ilke “Arap Kav­miyetçiliği”
ilkesi oldu. Dürzî, Nusayri, İsmâilî ve kimi Hıristiyanî grupların ortaklaşa
elde tuttukları Baas Partisi, devrim ve hürriyet, sos­yalizm ve ilericilik
sloganlarıyla ayakta durur­ken muhalif gruplara hemen hemen hiç söz hakkı
tanımadı. Özellikle Suriye’de Baas Par-tisi’nİ öteden beri tehdit eden tek güç
“Müslü­man Kardeşler” hareketidir. Ancak büyük bas­kılara maruz
kalmakta ve gelişcmcmcktcdir bugün. Diğer ülkelerde de Baas Harckeli’nin
karşısında yer alan güç, dün olduğu kadar bu­gün de, Baas Harekcti”nin
İslâm birliğini par­çalamaya yönelik bir hareket olduğunu savu­nan sünnî
müslüman topluluklarıdır.

(SBA) [1]

 



[1] Sosyal Bilimler
Ansiklopedisi, Risale Yayınları: 1/111-112.