Azer Kimdir, Hz. İbrahim’in Babası Azer, Hakkında Bilgi

0
54

Âzer, Kur’ân-ı Kerîm’e göre Hz. İbrahim’in babasının adı.

Âzer kelimesinin menşei tartışmalıdır. İbrânîce’de “işini sağlam yapan, güçlü kuvvetli” mânasındaki âzûr kelimesin­den Arapçalaştırıldığı ve Nemrud’un ve­ziri olması, görüş ve fikirlerindeki güve­nirliği sebebiyle kendisine bu adın veril­diği İleri sürülmektedir (Hasan el-Mustafavî, I, 64-65], Nitekim Arapça’da ezr kökünde “güç, kuvvet; güçlendirmek, desteklemek” mânaları bulunmaktadır (Lisânü’l-Arab, “ezr” md.). Diğer taraf­tan âzer kelimesinin İbrânîce elizer ke­limesinin bozulmuş şekli olduğu (Horovitz, s. 85), Nabatî dilinde “kocamış, ihti­yar” (Sa’lebî, s. 55], Hz. İbrahim’in ko­nuştuğu dilde ise “hata eden, dalâlete düşen” anlamına geldiği de (Lisânil’l-cArab, “ezr” md.) söylenmiştir.

Kur’ân-ı Kerîm’de (En’âm 6/74) Hz. İbrahim’in babası Azer diye isimlendirilirken Tevrat’ta (Tekvîn, 11 / 26) ve diğer İbranî kaynaklarda ona Terah adı veril­mektedir. Arkeolojik kazılarda bulunan bir tablette de “Terah oğlu Abram” ifa­desine rastlanmıştır (Woolley, s. 23-24). Bu farklılığı açıklamak için çeşitli yorum­lar yapılmıştır. Batılı araştırmacılardan bazılarına göre bu farklılık, Eusebius’un Historia JGccJesiostica’sından kaynaklan­maktadır. Eusebius Hz. İbrahim’in ba­basına Tharra’dan bozulmuş olarak Athar demiş, İslâm âlemine de bu şekilde
geçmiştir {İA, II, 9li. Diğer bir kısmına göre ise Hz. İbrahim’in babasıyla hiz­metçisinin adlan birbirine karıştırılmış, hizmetçisinin adı olan Eliezer Âzer’e dö­nüştürülmüş ve Hz. İbrahim’in babası­nın adı olarak kabul edilmiştir (Horovitz, s. 85,86; M,V/2, S, 878; EF |İng.|, I, 810). Kur’an ve hadisler dışındaki İslâmî kay­naklarda Hz. İbrahim’in babasından hem Azer hem de Târih (Târah) b. Nahor ad­larıyla söz edilmektedir ki bu ikinci isim Ehl-i Kitap’tan intikal etmiştir. İslâm âlimleri bu iki ismi telif için çeşitli yo­rumlar yapmışlardır.
1. Hz. Ya’kub’un hem Ya’küb hem de İsrail diye İki adı olduğu gibi Hz. İbrahim’in babasının da Azer ve Târah olmak üzere iki adı var­dır.
2. Bu ikisinden Târah ad, Âzer lakap­tır. Hz. İbrahim’in babasının adı Târah’-tır; Nemrud, veziri olan Târah’ın görüş ve tavsiyelerine güvendiği, kendisine iş­lerini gördürdüğü için ona Âzer adını lakap olarak vermiştir.
3. Âzer, Târah’ın hizmetinde bulunduğu putun adı olup hizmeti sebebiyle kendisi de bu putun adıyla anılmıştır (Târah’ıhn bir ay tanrısı olup olmadığı tartışması hakkında bk. Albright, s. 35-40). 4. “Sapıklığa düşen” mâ­nasındaki Âzer, Târah hakkında haka­ret maksadıyla kullanılmıştır.

Bu konudaki tevillerden biri de Kur’ân-ı Kerîm’deki (En am 6/74] eb (baba) ke­limesinin “amca” mânasında kullanıldı­ğı, dolayısıyla Âzer’in Hz. İbrahim’in ba­bası değil amcası olduğu şeklindedir. Ancak bu yorum doğru değildir. Zira Hz. İbrahim’in babasını hak dine dave­tiyle ilgili diğer âyetlerde (Meryem 19/ 42-45; Enbiyâ 21/52; Şuarâ 26/70, 86; Sâffât 37/85; Zuhruf 43/26) ve Allah’tan onun affını talep etmesine da­ir âyetlerde (Tevbe 9/114;Mümtehine 60/4) eb tekrar edilmiş, ayrıca Kur’an’ın diğer yerlerinde bu kelime “ba­ba” anlamında kullanılmıştır. Suarâ sû­resinin 219. âyetinden hareketle Hz. Peygamber’in ecdadında kâfir bulunmadı­ğını, dolayısıyla kâfir olan Âzer’in de Hz. İbrahim’in babası olamayacağını ileri sü­ren görüş ise Kur’ân-ı Kerîm’in zahirine aykırı ve yanlış bir görüştür (Elmalılı, III, 1964).

Hz. İbrahim’in babasının adı hakkın­da Âzer veya Târah olmak üzere mev­cut olan bilgilerin biri Kur’an’a, diğeri ise sonuç itibariyle Tevrat’a dayanmak­tadır. Vahiy ürünü olan Kur’an’ın, Tev­rat gibi tahrife uğramamış olması ger­çeği karşısında Âzer adının, ya doğru­dan veya lakap ve benzeri yollarla İbrahim peygamberin babasına ait bir isim olduğunu kabul etmek en uygun tercih olarak görünmektedir.

Âzer’in hayatı hakkında fazla bilgi yoktur. Ahd-i Atîk’te daha çok şecere listelerinde yer alan Terah (Tekvîn, 11/ 24-27; Yeşû, 24/2; I. Tarihler, 1/26) Nahor’un oğludur ve putperesttir (Yeşû, 24/2], Ken’ân diyarına gitmek üzere Kel-dânîler’in Ur şehrinden ayrılmış ve Har­ran’da 205 yaşında (Sâmirîce Tevrat’ta 145.) ölmüştür (Tekvîn, 11/31-32; Ejd, XV, -1013). Tevrat tefsirlerinde Terah’ın put ustası olduğu, yokluğunda yerine oğlu İbrahim’i bıraktığı, fakat İbrahim’in bütün putları kırması üzerine onu Nem-rud’a götürdüğü’kaydedilir. İbrahim, ba­basını Nemrud’un hizmetinden ayrılıp kendisiyle beraber Ken’ân diyarına git­meye ikna etmiş, Tanrı tarafından töv­besi kabul edilen Terah cennete girmiş­tir (Ejd, XV, 1014). Bazı yahudi bilginleri onun başrahip olduğunu söylemektedir (A Dictionaıy of islam, s. 29).

Kur’ân-ı Kerîm Âzer’den, Hz. İbrahim’­in onu hak dine daveti sebebiyle, yani dolaylı olarak bahsetmektedir. Sonraki İslâm kaynaklarına göre Azer, Küfe böl­gesindeki Kûsâ köyündendir (Taberî, Tef­sir, V, 158) ve Nemrud’un himayesinde bir put ustasıdır. Âzer’i Nemrud’un da­madı, hatta veziri olarak gösteren kay­naklar da vardır (Hasan el-Mustafavî, 1, 65). Onun ileri gelen bir kimse, sanatın­da ün yapmış bir kişi olduğu muhak­kaktır.

Âzer, Nemrud’un doğacak bütün ço­cukların öldürülmesiyle ilgili emrine uy­mamış, hamile karısını Küfe ile Basra arasındaki Ur şehrine götürüp bir ma­ğaraya saklamış ve İbrahim bu mağa­rada doğmuştur. Bir rivayete göre Âzer. mağarada büyüyen oğlunu Nemrud’a götürürken İbrahim yolda gördüğü şey­lerin adını babasına sormuş, onları bir yaratanın bulunması gerektiğini ve put­lara inanmanın sapıklık olduğunu söyle­miştir (Taberî, Târîh, 1, 237). Kur’ân-ı Ke­rîm’de Hz. İbrahim’in babasını hak di­ne davetiyle ilgili âyetlerde belirtildiği­ne göre, Hz. İbrahim putlara tapmanın mantıksızlığını babasına açıklamış (Mer­yem 19/42-45; Enbiyâ 21/52-57), fa­kat babası onun söylediklerini kabul et­mediği gibi kendi dinini ona telkin et­meye kalkışmış ve üstelik onu tehdit et­miştir (Meryem 19/46]. Âzer oğlunu put­larla ilgili bir bayrama götürmek iste­miş (Taberî, Târîh, I, 238), fakat Hz. İbrahim hasta olduğunu öne sürerek baba­sıyla gitmemiş, kimsenin bulunmadığı bir sırada babasının ve kavminin taptığı putları kırmıştır (Enbiyâ 21/57-68; Sâffât 37/89-96). Babasının hak dini ka­bul etmeyip putlara tapmakta ısrar et­mesi üzerine Hz. İbrahim onun için Al­lah’tan mağfiret dilemiş (Meryem 19/ 47;Şuarâ 26/86; el-Mümtehine 60/4), ancak bu dileği kabul edilmemiştir; zi­ra Kur’ân-ı Kerîm’e göre Hz. İbrahim’in babası “Allah düşmanfdır (Tevbe 9/ 114). Hz. Peygamber”den bu konuda nak­ledilen bir hadisin meali şöyledir: “Kı­yamet günü İbrahim, yüzü toza topra­ğa bulanmış olan babası Âzer’le karşı­laşacak ve ona, ‘Ben sana, bana isyan etme demedim mi?” diyecek; babası da ona, ‘Bugün sana isyan etmem” cevabı­nı verecektir” (Buhârî, “Enbiyâ3”, 8). Hz. İbrahim’in babasıyla birlikte Harran’a göç ettiğine dair rivayet (Tekvîn, 11/31), Kur’ân-ı Kerîm’deki bilgilere göre isa­betli görünmemektedir. Çünkü baba ile oğul arasında dinî inanç bakımından tam bir ayrılık mevcuttur. Ayrıca Kur’an’da açıkça belirtildiğine göre Âzer İbrahim’e, putlar hakkındaki itirazlarına devam et­tiği takdirde yanından ayrılmasını em­retmiş (Meryem 19/46), Hz. İbrahim de babasının Allah düşmanı olduğunu gö­rünce ondan uzak durmuştur (et-Tevbe 9/114].

Diyanet İslam Ansiklopedisi