Home Nedir ? Aynel Yakin Nedir, Ne Demektir, Anlamı

Aynel Yakin Nedir, Ne Demektir, Anlamı

0
117

Ayne’l-yakin, Gözlem yoluyla elde edilen ve doğruluğu apaçık olan bilgi mânasında bir terim.

“Müşahade etmek” mânasındaki ayn ile “gerçeğe uygun bilgi” anlamındaki yakın kelimelerinin birleşmesinden mey­dana gelen ayne’l-yakîn, İslâm düşünce tarihinde, genellikle üç kategoride sıra­lanan doğru bilgilerin kesinlik bakımın­dan ortasında yer alır (diğerleri için bk.Hakka’l-yakin; İlme’l-yakin)   Kur’an”da “Andolsun ki onu ayne’i-yakîn ile göre­ceksiniz” (et-Tekâsür 102/7] mealindeki âyette geçen ayne’l-yakin, gözlem yo-luyia bilmek veya “yakîn”den ibaret olan bir görüşle görmek mânasını ifade eder. Gerek bu âyetten gerekse Kur’an’da an­latılan bazı olaylardan anlaşıldığına gö­re ayne’l-yakîn ile elde edilen bilgi ke­sinlik açısından ilme’l-yakîn ile elde edi­len bilgiden üstündür ve zihne gelen her türlü şüpheyi giderici bir özelliğe sahip­tir. Hz. İbrahim, Allah’ın Ölüleri diriltme­ye muktedir olduğuna şüphesiz ki ina­nıyordu (ilme’l-yakîn). Fakat o, bunu ay­ne’l-yakîn derecesinde bilmeyi arzu et­miş ve, “Rabbim, ölüleri nasıl dirilttiği­ni bana göster!” demiştir (el-Bakara 2/ 260). Fahreddin er-Râzî bu gibi âyetle­re dayanarak kesin bilgiler arasında de­rece farkının bulunduğunu kabul etmiş­tir [Tefsîr, VII, 40). Hadislerde bu terime rastlanmamakla birlikte ilme’l-yakîn mâ­nasında haber, ayne’l-yakîn mânasında da muayene kelimeleri kullanılarak ikinci bilginin ilkinden daha güvenilir olduğu belirtilmiş (Müsried, I, 215, 271) ve mü­minin Allah hakkındaki nazarî bilgisinin rü’yetullah ne müşahadeye dönüşece­ği (Buhârî, “Tevhîd”, 24) belirtilerek göz­lemin bilgiye kesinlik kazandırdığına da işaret edilmiştir.

Filozoflar nefsin mertebelerinden biri saydıkları ayne’l-yakîni, “nefsin akledi-lirleri (ma’külât) müşahede ederek ol­dukları gibi kavraması” şeklinde tarif etmişlerdir (Ebü’1-Bekâ, s. 390). Şeyhzâ-de ise “nesneyi olduğu gibi görmektir” tarifiyle ayne’l-yaklni, bilginin, objesine uygunluğu şeklinde anlamıştır {Haşiye, IV, 691). Cürcânî’nin tarifi de buna ya­kındır: “Ayne’l-yakin müşahade ve keş­fin meydana getirdiği bilgidir” (ei-TaVf-fât, “caynerl-yakln” md.). Mantıkta ise dış tecrübe ve müşahadeye dayanan bilgi­lerin adıdır, ateşi görmek suretiyle hakkında bilgi sahibi olmak gibi. Beyzâvî ve Ebüssuûd gibi müfessirler de ayne’1-ya-kini en kesin bilgi mertebesi kabul eder­ler (Envârü’Uenzîl, IV, 691; Tefsîr, IX, 196).

Süfîler ayne’l-yakîn teriminin, yukarı­da ifade edilen ve objektif bügileri içe­ren mânasına ilgisiz kalarak bu terimi keşf ve ilhamla meydana gelen tasav-vufî yahut sübjektif bilgi ve vahiy yoluy­la elde edilen bilgi anlamında kullan­mışlar; böylece ilme’l-yakini peygamber­ler ile keşf ve ilhama mazhar olmuş ve­lîlere inhisar ettirmişlerdir. Hücvîrî, sa­fîlerin ayne’l-yakinden ölüm hakkındaki bilgilen kastettiklerini belirtir. Ona gö­re ayne’l-yakîn. ölüme hazırlanmış olan ariflerin üns sayesinde kazandıkları özel bir makam olup yakînî makamların ikin­cisini teşkil eder {Keşfü’l-mahcûh: Haki­kat Bilgisi, s. 533).

Diyanet İslam Ansiklopedisi