Aykırı Bir Kişilik Olarak Neyzen Tevfik

Ahmet
Yılmaz –
Aykırı Bir Kişilik Olarak Neyzen Tevfik

Toplumsal çatışmaları, aksaklıkları veya
topluma yönelik haksızlıkları, çarpıklıkları; insan yaşamının kötü ve olumsuz
yanlarını yermeyi ve eleştirmeyi amaç edinen ve bir anlamda “Alaylı Şiir”
olarak tanımlanabilecek şiir sanatına “Hiciv” adı verilmektedir.

Türk Edebiyatında Hiciv, (…) II. Abdülhamit
istibdadı döneminde, yönetimi ele alan yergiciler nedeniyle varlığını
sürdürmüştür. Bu yergicilerin başında özellikle Şair Eşref ve sonrasında, yine
Şair Eşreften eğitim almış olan Neyzen Tevfik gelmektedir.

Aile kökeni, Samsun’un Bafra ilçesine uzanan
ve soyadını da buradaki “Kolaylı” kasabasından alan Neyzen Tevfik Kolaylı,
kalender bir yaşam sürmesi ve içkiye olan düşkünlüğü ile anılmakla birlikte
özellikle ney çalmadaki üstünlüğü ve hicivleri ile tanınmaktadır.

…şiirlerinin önemli bir kısmı ne yazık ki
yitip gitmiştir (s. 921).

“Hocam” olarak tanımladığı dostu Mehmet Akif
in uyarılarına rağmen, hicivlerindeki bu sınır tanımazlığı birçok defalar
tutuklanmasına ve hatta yargılanmasına da neden olmuştur.

Neyzen Tevfık’in günümüze kalan eserleri
arasında birkaç Ney kaydı olmakla birlikte “Hiç” ve “Azab-ı Mukaddes” adıyla
yayınlanmış iki kitabından başkası yoktur.

Neyzen Tevfik’in en önemli yanı, olaylara
yaklaşımının keskin bir tavır sergilemesidir. Öncelikle, Mevlevi tekkesinde
yetişmiş bir Bektaşi olarak Neyzen Tevfik’in Tanrı’ya olan yaklaşımına
bakıldığında: Tanrı, onun için de her şeyden üstündür; yakarışları da serzenişleri
de yine Tanrı’ya yöneliktir. Bektaşi anlayışının bir yansıması olarak varlığa
ve yaşama olan yaklaşımı açısından her şeyin özünde Tanrı’nın var olduğunu ya
da her şeyin özünde Tanrı’yı barındırdığını ifade etmektedir.

Ulu Tanrım, akıl ermez sırrına,

Bin bir ismi hakta pinhan edersin.

İçirirsin sabrın peymanesini,

Hikmetini sonra ayân edersin

Neyzen Tevfik, Tanrı’yı sadece Sami Din
Geleneğinin üç Semavi dininde aramamaktadır. Diğer bütün dinlerin ve
öğretilerin, ilhamını yine Tanrı’dan aldıklarını ve daha doğru bir deyişle;
aynı Tanrı’mn farklı din geleneklerinde, insanlara farklı farklı tecelli ettiğini
düşünmektedir:

Zerdüşt olmuş görünmüşsün ateşte,

Brahmen ’in Vişno’sısın güneşte,

Bir parlayış parladın ki Kureyş
’te

Mahbubunu zatına şan edersin

Neyzen Tevfik, Mevlevi-Bektaşi geleneğinin
“Vahdet-i Vücut” anlayışını bütünüyle taşımaktadır. Tanrı’nın akıl sır ermez
üstün bir varlık olduğunu düşünmekle birlikte, bütün yarattıklarının iyisiyle
ve kötüsüyle Tanrı’yı yansıttıkları kanaatindedir.

Görünürsün her velide, delide,

Mustafa ’da, Avram ’da, Pandeli
’de,

Bir maymuncuk gibi her kilide

Hem uyarsın hem de bühtan
edersin.

1910 yılında Erenköy Sahrayıcedit’te tutucu
bir hocanın ısrarları neticesinde kızı Cemile Hanım ile evlenen Neyzen Tevfik’in
Leman adında bir kızı olmuştur. Neyzen Tevfik, kayınbabasının bulduğu yalancı
şahitler aracılığıyla da Şer’i mahkemede eşi, kendisinden boşandı ve Neyzen’in
bundan sonra kızı Leman’ı da artık görme imkânı kalmadı. Bu olay, onun
tutuculuğa karşı daha da karşıtlık beslemesine neden oldu ve bunu da şu beyitle
ifade etti:

Hayliden hayli, kalınlaştı
yobazlık yeniden

Softalık zorlu anırtı ile yürüdü

Kara bir kin ile taassup pusudan
çıktı yine

Yurdu şahâne cehalet yeni baştan
bürüdü

…kadınlarla anlaşmanın zor olduğu kanaatinde
olan Neyzen, kadınların özgürlüklerine düşkün ve kendi başına buyruk
olduklarını düşünmektedir. Özellikle erkeklerin, hayat yolunda onlar için tam
olarak yoldaş olamayacağını savunur:

Öyle hürriyete âşık ki kadınlar
hatta

Hiçbir erkek olamaz onlara yol
arkadaşı

Çıkar at çarşafı teklifine karşı
nitekim

Donu fırlattı g. tünden açacak
yerde başı

Ermeni Dudu ve sonrasında da fakir kızların
evlenmeleri için onlara yaptığı yardımlarla bilinen Çopur Olga adlı iki kadınla
bir süre de birlikte yaşamıştır.

Hayatına giren kadınlardan Çopur Olga 1936
senesinde vefat ettiğinde, bu kaybına üzüldüğü pek belli olan Neyzen Tevfik,
Çopur Olga’nın naaşının kalktığı sırada Taksim’deki Aya Triada Rum
Kilisesi’nde16 1 7 şu şiiri kalem almıştı:

Olamaz bence şümulü gidene hayr ü
şer ’in,

Her ölü yükselir omzunda sufuf-ı
beşerin.

Rolünü yaptı demektir, gidene
bulma kusur,

Onu var sen piyesi oynatanın
kendine sor!

Bir misafir olarak kaldı beş on
gün kürede,

Rahmet-i Rab ile Olga coşup aktı
ebede

Neyzen Tevfik 1928 yılında Mısır’a, Mehmet
Akif i görmeye gidecek kadar arkadaşlığına önem vermektedir. Bununla beraber
“Şaka” adlı şiirinde Safahat üzerinden Akif’i eleştirir:

Herkes gibi tosunum sen de s.ç
safsata

Baytarlığı öğren amel ’îden
nazarîden,

Hayvanlığı teşrihe özen kaz gibi
durma,

Geç esfel-i âzaya amûd-ı
fekarîden

Âşık Ömer % Dertli yi, Köroğlu
’nu belle;

Al felsefe-i şi’ri müverrih
Taberî’den,

Ol rütbe çalış ey har-ı danayı
belâhet,

Eşşekliğe kaftan biç Efendi
güderîden!

Fikrinde senin varsa eğer millete
hizmet,

Hemcinsini kurtar şu vebâ-yı
bakarîden

(Mustafa Kemal Atatürk istisna olmak üzere)
Gerek II. Abdülhamit dönemini, gerek İttihat ve
Terakki iktidarını ve gerekse İsmet İnönü ile Adnan Menderes devirlerini yaşamış
birisi olarak hiçbir iktidarla barışık olmadığını söylemek mümkündür.

Neyzen, en sonunda istibdadın yoğunluğundan
bıkarak Mısır’a kaçtı. Ve H.1321’de Kahire’de, hakkında idam kararı verilmesine
neden olacak olan “Abdülhamid’in Ağzından Bir Nutk-ı Hümâyun” adlı şiirini yazdı.

Kal’a-i âsâr-ı zulme verdim
istihkâm-ı tam

Ettim istibdad ile tarihe ibka-ı
nâm

Öyle tarsîn eyledim olsa cihan
zir ü zeber

Attığım üss-i mezâlim haşre dek
eyler devam

Ben o cellâdım, vatanda açtığım
her yârenin

İltihabı bir zaman etmez kabul-i
iltiyâm

Nerde Cengiz, Engizisyon, nerde
Haccac ü Yezid,

Nerde Timur, Hülâgû, nerde
ecdâd-ı izâm

Nerdedir Şeddâd ü Nemrûd,
nerdedir Ad-u Semûd

Her cihetçe zâlimân-ı dehre ben
oldum imâm

Ben ölürsem mülk-ü millet
bitmeden volkan gibi

Ka’r-ı lâhdimden tüter eflâka
dûd-i intikam!

Ol kadar ezdim şu miskin milleti
ki etmesi!

Fasl-ı dâvâ eylemek’ çün rûz-i
mahşerde kıyam!

Şapka Devrimi’nin gerçekleştiği sıralarda (…)
Mustafa Kemal’e ithafen şu şiiri kaleme aldı:

Sermedi bir iştiâlin şu ’le-i
fanisiyim

Türk’e âit ülkenin feryâd-ı
ruhanisiyim

Aldığım kâfi bana Gâzî-i Ekber
’den nasîb

Gölgesinde ma ’bed-i vicdânımın
bânisiyim.

Yılmaz, Ahmet. (2015), “Aykırı Bir Kişilik Olarak Neyzen Tevfik,” Geçmişten Günümüze Samsun / Canik ve Değerleri, Ed. Osman Köse,
Canik Belediyesi Kültür Yayınları, Cilt: 2, (s. 921-928), Samsun