AYİN

199

 

AYİN

 

Ayin teriminin biri
geniş, diğeri dar başlıca iki anlamı mevcuttur. Geniş anlamda, genel olarak
sembolik özellikli tüm eylemler ayin ka­tegorisine girer (örneğin konuşma). Dar
an­lamda ise, özellikle dinle ilgili sembolik eylem­leri dini merasimleri
içerir. Bu kullanım ba-zaıı biraz daha daraltılarak, bir tarikat veya manevi
yolun kendine has zikir ve virdlcrini ifade elmek üzere de kullanılmaktadır.
(Hat­ta bazı tarikatlarda “musiki meclisleri” için de
“ayin” teriminin kullanılması, birazdan açıkla­nacağı üzere terimin
“kollcktif” niteliğini vur­gulaması açısından önemlidir.)

Ayin temelde büyüsel
bir törendir ve çoğun­lukla söylendiği gibi dış dünyada (tabialta) doğrudan bir
etki yaratmaya matuf değildir. O, kültürel gelenek ya da kutsal otoriteler ta­rafından
önerilen biçimsel davranışları içerir. Bu anlamda dini ve büyüsel eylemlerin
çoğun­luğu ayindir. Ancak ayin terimi din ya da bü­yüyle sınırlı bir eylem
olmayıp daha genelde, “semboliktir. Yani mevcut dünya ahvali hak­kında
bİrşeylcr “söyleme” amacına yöneliktir, fakat ayini yerine getiren
kişinin zorunlu ola­rak iğlerin gidişatını değiştirme amacında ol­ması
gerekmez.

E.R.Leach gibi bazı
antropologlara göre ayi­ni yalnızca dini ya da büyüsel olanla özdcşleşti-renler
temelde Durkheİm’in ortaya altığı kut­sal eylemler {ibadetler ve ayinler) ile
profan (teknolojik) eylemler arasındaki kesin ayrıma dayanmaktadırlar. Oysa
Leach’e göre, gele­neksel rutinlere uygun olarak yerine getirilen hemen tüm
eylemlerin katılanların sosyal du­rumları hakkında birşeyler “dediği”
söylenebi­lecek sembolik yönleri vardır. Leaclı bu sem­bolik olarak anlamlı
rutinlere “ayin” adını ver­mektedir.

Antropologlar ve din
adamları ayini hep ge­leneksel olarak kutsanmış sosyal âdcilere atıf­ta
bulunarak kullanırken, bazı pstkanalitik ya­zarlar terimi, bireyin
kendiliğinden keşfettiği -kompulsif nevrotik hastalar tarafından oldu­ğu gibi-
belirlenmiş ve inceden inceye düşünül­müş davranışı İfade edecek tarzda
kullanılmış­lardır.

Ayin, tıpkı din gibi,
antropologları pek çok problemle karşı karşıya bırakan kavramlar­dandır.
Antropologların tanımına göre ayin­ler nisbeten sabit davranış dizileridir;
sonuç olarak bireysel ve bağlama özgü şeyler değil­lerdir. Ayinler doğrudan bir
araç (sembolik bir araç) olmaktan çok (Lcach) ayinin en kü­çük birimleri olarak
tanımlanan semboller aracılığıyla anlam kazanırlar (Turncr). Ayin­ler
sembolleri bir ileştişim aracı (dil) olarak kullanırlar. Onlar değişmez, kapalı
ve müp­hemdir, yeniliğe açık değildir ve akla aykırı­dır.

Bütün bu özelliklerine
rağmen dünya üzerin­deki tüm ayinlerde benzer kalıpları ve aynı mesajı
taşıdıkları görülür: Bu mesaj Platon’un mesajıdır: Görünüşler alemine bel
bağlama, zira ötede gizli yatan daha hakiki, daha kalıcı bir şey vardır.

Ayin, hayat üzerine
dramatik bir yorumdur ki o, saf ve saf olmayan iki unsurun karışımım temsil
eder. Ayinin görevi, bu ikisini birbirin­den ayırmaktır; öyle ki, saf olmayana
doğru saf olanın İçinden ayıklanacaktır..

Sosyolojik açıdan ele
alındığında özellikle inisiyasyon (iniliation) ayinlerinin bireyleri
sosyalleştİricİ bir rol oynadığı İfade edilir. Ço­cukların bu dini ayinlerden
geçerek (örneğin Hristiyanlardaki vaftiz veya Müsiünıanlardaki sünnet etme
gibi) topluma adapte edildikleri bilinmektedir.

İslâm’da
“ayin” diye ibadet ve günlük haya­lın kutsal yapısından bağımsız bir
birim teşek­kül etmemiştir. Çünkü bir müslüman İçin ila-hi-dünyevi ayrımı İnanç
açısından sözkonusıı değildir. İslâm’da her şey aynı zamanda hem dünyevi, hem
de ilahi (uhrevi) bir gaye için ya­pılır. Bu nedenle, gerek Kur’an’da, gerekse
ha­dislerde ayin kavramına açıkça rastlanmaz.

Ancak İslâm’ın manevi
öğretileri iyice incelen­diğinde “zikr” ve “teşbih”,
Allah’ı bol anma sık­ça tavsiye edilmiştir. Buradan yola çıkarak ta-rikalarda
yukarıda değinilen bir “ayin” gelene­ği doğmuştur. Dini anlamıyla
olmasa da, sos­yolojik düzeyde dini uygulamalardan bazısı­nın (Örneğin yağmur
duasının) bir ayin özelli­ği gösterdiği de gözardı edilmemelidir.

Mustafa ARMAĞAN

Bk. Büyü; Din; Din
Sosyolojisi; Kültür. [1]

 



[1] Sosyal Bilimler Ansiklopedisi, Risale Yayınları:
1/105-106.

Önceki İçerikAVRUPA TOPLULUĞU (AT)
Sonraki İçerikAZINLIKLAR