Ayasuluk Tarihi, Dinler Tarihinde Ayasuluk, Hakkında Bilgi

0
38

Ayasuluk, Ana­dolu’daki ilk hıristiyan merkezlerinden biri olması, Pavlus’un uzun süre burada kalıp Hıristiyanlığı yayması, diğer taraf­tan havari Yuhanna’nın (St. John Theologos, St. Jean le Theologien) burada yaşa­yıp ölmesi, Hz. Meryem’in burada ya­şadığı iddiası ve “yedi uyurlar” hadisesi­nin Efes’te vuku bulduğu inancı sebe­biyle Hıristiyanlık’ta büyük önem taşı­maktadır.

Hıristiyanlık öncesi Efes şehrinde Tan­rıça Artemis ve imparatorluk kültleri ile Yahudilik inançları mevcuttu. Bilinebilen en eski dönemlerden itibaren burada daha sonra Artemis adını alacak olan büyük ana tanrıça Kybele (Cybele) kültü yaşamaktaydı ve milâttan önce VI. yüz­yılda bu tanrıça adına büyük bir tapı­nak (Artemision) yapılmıştı. Birçok defa yakılıp yıkılan ve tekrar yapılan bu tapı­nak, IV. yüzyılın sonunda her türlü put­perest tapınmayı yasaklayan Thâodose fermanından sonra tamamıyla ortadan kalkmıştır. Hıristiyanlık geldiğinde Efes yöresine hâkim olan inanç Artemis kül­tüydü. Pavlus (St, Paul) misyonerlik ge­zileri sırasında Efes’e iki defa gelmiş, ikinci gelişinde burada iki yıldan fazla kalarak Hıristiyanlığı yaymaya çalışmış­sa da Artemis kültünü benimseyen Efesliler’in sert tepkisiyle karşılaşmıştır (Re­sullerin İşleri, 19/23-41).

Şehre Ayasuluk adının verilmesine se­bep olan ve uzun süre burada yaşayan, hatta burada öldüğü kabul edilen Yuhanna’nın Efes’e ne zaman geldiği ke­sin olarak bilinmemektedir. Hz. İsâ’nın semaya urûcundan sonra annesi Hz. Mer­yem’in nerede yaşayıp öldüğü tartışma­sına bağlı olarak Yuhanna’nın Efes’e ne zaman geldiği de inceleme konusu ol­muştur. Hz. Meryem’in Bülbüldağı’nda. bugün kendisine nisbet edilen evde ya­şayıp öldüğünü savunanlar, Katolik ra­hibe Anne Catherine Emmerich’in viz­yonlarına dayanmaktadırlar ki buna göre St. Jacques, İspanya dönüşünde Efes’e uğramış, bu sırada vefat eden Hz. Mer­yem’in cenazesini kabre kadar taşımış­tır. Bugün genel olarak kabul edilen kronolojiye göre St. Jacques 43 veya 44 yılında ölmüştür. Şu halde Meryem bu vizyona göre en geç 42 yılında Ölmüş ol­malıdır. Hz. Meryem Yuhanna tarafın­dan yapılan evde dokuz yıl yaşadığına göre, havari Yuhanna 32 veya 33 yılla­rında Efes’e gelmiş olmalıdır. Ancak Yu­hanna’nın bu yıllarda Efes’e gelmiş ol­ması, hem “Resullerin İşleri” kitabına hem de tarihî bilgilere ters düşmekte­dir. Hz. Meryem’in Efes’te yaşayıp öldü­ğünü savunan Tillemont bile Yuhanna’nın 65 yılından önce Efes’e gelmiş ola­bileceğine ihtimal vermemektedir. Hz. Meryem’in Kudüs’te vefat ettiğini savu­nanlar ise Yuhanna’nın tarihî gerçeklere uygun olarak 6O’lı yıllardan önce Efes’e gitmediğini kabul etmektedirler. Zira 55-58 yıllarında Efes’te kalıp Hıristiyanlığı yaymaya çalışan St. Paul’ün oradaki fa­aliyetlerini anlatan Ahd-i Cedîd (Resul-lerin işleri, 19-21) Yuhanna’dan hiç bahsetmemektedir. Milâttan sonra 61 yılın­da Efesosiular’a mektubunu yazdığı ka­bul edilen St. Paul, bu mektubunda da Yuhanna’dan bahsetmemektedir. Şu hal­de 61 yılında da Yuhanna henüz Efes’e gelmemiştir. Onun Efes’e 65’ten sonra­ki bir tarihte geldiği kabul edilmektedir. Kilise geleneğine göre Yuhanna Efes’ten Patmos adasına sürgün edilmiş, hatta kendisine nisbet edilen vahyi (apokolips) burada yazmış, 96 yılında Nerva’nın tah­ta çıkışı üzerine Efes’e dönmesine mü­saade edilmiş ve Trajan döneminde (98-117} vuku bulan vefatına kadar orada yaşamıştır. Mezarının bulunduğu Aya­suluk tepesine milâttan sonra VI. asır­da İmparator Juştinien tarafından bir bazilika yaptırılmıştır ki bu bazilikanın kalıntıları günümüze kadar gelmiştir.

Hz. Meryem’in de Efes’te Bülbüldağı’nda bugün kendisine nisbet edilen evde yaşadığı ve orada öldüğü iddia edilmek­le birlikte bu iddia doğru değildir (bk.Bülbüldağı; Meryem).

Milâttan sonra 431 yılında, İstanbul patrikliği yapmış olan Nestorius’un gör rüşlerinin tartışıldığı üçüncü ökümenik konsil Efes’te toplanmıştır. Efes konsi-linde Hz. Meryem’in durumu tartışılmış ve onun “tanrı doğuran” (theotokos) ol­duğu resmen ilân edilmiştir. Konsilin bu­rada toplanması ve Meryem’e tanrı do­ğuran unvanının verilmesi ilginçtir. Zira aynı yörede daha önce ana tanrıça Ar­temis kültü mevcuttu. Pavlus’un dave­tine karşı çıkan ve Tanrıça Artemis kültüne bağlı kalan Efesliler, IV. asrın so­nunda İmparator Theodose tarafından her tür putperest tapınma yasaklanınca Meryem’e, Artemis’e ait nitelikleri ver­mişler, onu büyük bir ana tanrıça ola­rak kabul etmişlerdir. Efes konsili put­perest mahiyetteki bu inancı, Artemis’in yerine Meryem’i koymak ve onun tanrı doğuran olduğunu kabul etmek suretiy­le Hıristiyanlık adına tasdik etmiştir.

Efes’te 449 yılında bir başka konsil da­ha toplanmış ve Hz. îsâ’da iki tabiatın varlığı inancını reddetmiştir. Kilise tara­fından kabul edilmeyen bu konsil “Efes haydutluğu” diye adlandırılmıştır.

Hıristiyanlara göre “yedi uyurlarla il­gili olay da Efes’te geçmiştir. Milâttan sonra 448 yılında.’ Efes’te Panayirdağı’-nın eteğinde bulunduğu kabul edilen ce­setlerle alâkalı olarak ortaya çıkan Efes’in “yedi uyurlar” hadisesi, Kur’ân-ı Kerîm’-deki Ashâb-ı Kehf kıssasıyla ilgili olarak İslâmî kaynaklara da geçmiştir (bk. Ashâb-ı Kehf).

Diyanet İslam Ansiklopedisi