Ayasofya Sebilleri Tarihi, Mimari, Özellikleri, Hakkında Bilgi

0
38

Ayasofya Sebilleri, Ayasofya’ya kom­şu olan ve onun cami olarak vakfedil-mesinden çok sonra yapılmış iki sebil binası vardır. Bunlardan birincisi cami­nin dış avlu duvarının güneybatı köşe­sinde bulunmaktadır. Hangi tarihte ve kimin tarafından vakfedildiğine dair bir kayıt yoktur. İzzet Kumbaracılar bu se­bilin, uzun zaman buranın sebilciliğinde bulunan İsmail Hakkı adındaki kişide görülen vakıfnameden, Sultan İbrahim (1640-1648) tarafından yaptırıldığının öğ­renildiğini haber verirse de bu vakfiye yayımlanmadığı için doğruluk derecesi bilinmemektedir. Sultan İbrahim döneminde hassa başmiman Koca Kasım Ağa olduğuna göre, sebil eğer gerçekten bu padişah tarafından yaptırıldı ise bu mi­marın eseri olmasına ihtimal verilebilir. Uzun süre boş duran bu küçük hayır bi­nası, 1960’lı yıllarda Belediye Zabıtası Turizm Merkezi olarak kullanılmış, da­ha sonra da büfe olarak kiraya veril­miştir.

Ayasofya Sebili mermerden yapılmış bir köse sebilidir. Cadde seviyesinin yük­seltilmesi sonunda gerçek nisbetlerini bozacak biçimde çukurda kalmakla bir­likte klasik dönem Türk sanatının sade ve zarif ölçü ve özelliklerine sahiptir. Dört penceresinin altında üçer tane tas verme gözü vardır. Üzeri geniş ahşap bir saçak ve kurşun kaplı bir kubbe ile ör­tülüdür. Batı tarafından mermer çerçe­veli demir kanatlı bir kapı içeriye girişi sağlar. Kubbenin tepesinde taştan bir alem vardır. İçinde Bizans devrine ait ol­duğu dış yüzündeki kabartma süsleme­den anlaşılan mermerden oyulmuş bir tekne bulunmaktadır.

Ayasofya’daki ikinci sebil avlunun için­de, güney tarafındaki yan girişin başında­dır. Bizans döneminde olduğu gibi Türk döneminde de camiye ana giriş olarak kuiianılan ve son yıllarda bu fonksiyonu artık sona eren bu önemli geçit yerinin köşesinde bulunan sebil doksan derecelik bir köşe halindedir ve kimin tarafın­dan yaptırıldığı bilinmeyen, mimari üs­lûbundan dolayı XVIII. yüzyıla tarihlenen bir eserdir. Ancak bu yüzyıl içinde Aya­sofya’da Sultan I. Mahmud tarafından 1740-1742 yıllarında yapılan ilâvelerin zengin işçiliği bu sebilde yoktur. Bu ba­kımdan onun I. Mahmud devri ilâvele­rinden olması ihtimali zayıftır. 1950’lerde müdür makamı, sonra da personel bürosu olarak kullanılmıştır.

Ayasofya’nın bu ikinci sebili tamamen mermer kaplı olup dikdörtgen biçimli iki penceresi vardır. Bu pencerelerden biri­ne üç basamaklı bir merdivenle ulaşılır. Bu pencerenin önündeki yüksek seki, mermer sütunlara dayanan bir saçakla korunmuştur. Saçak geriye doğru uza­narak sebilin yanında sıralanan abdest musluklarını da örtmektedir.

Diyanet İslam Ansiklopedisi