Ayasofya Camii -Ohri- Tarihi, Mimari, Özellikleri, Hakkında Bilgi

0
22

Ayasofya Camii, Makedonya’nın güneybatısında bulunan Ohri kasabasında kiliseden çevrilen cami.

İlkçağ’da adı Likhnidos olan bu kasaba, IX. yüzyılda Okhrida (veya Akhris, Akhrida), Türk devrinde ise Ohri şeklini almıştır. Kesin tarihi bilinmemekle beraber Oh-ri’nin XIV. yüzyılın sonlarında fetholunduğu tahmin edilmektedir. İ. Hami Danişment bu şehrin 787’de (1385) Çandarlı Hayreddin Paşa tarafından alındı­ğını kabul eder. Şehrin en büyük kilise­si olan Ayasofya’nın kimin tarafından ca­miye çevrildiği de tesbit edilememiştir. XVII. yüzyılda Ohri’den geçen Evliya Çe­lebi, hıristiyan mahallesi içinde kaldığın­dan cemaati olmayan ve ancak haftada bir defa cuma günü namaza açılan kili­seden çevrilmiş büyük Ayasofya Camii’nden bahseder. Mâbed o sıralarda biraz harap durumdaydı. Hatta Evliya Çelebi’nin ifadesine göre. burası hıristiyanlarca pek kutsal sayıldığından, bazan cami hademelerine gizlice para verilerek içe­ride hıristiyan âyini yapılırmış. Ayasofya Camii, Ohri Yugoslav idaresine geçtik­ten sonra (1912) önce tekrar kilise ya­pılmış, arkasından da çok büyük ölçü­de bir restorasyona tâbi tutulmuştur. İç duvarlarda Türk devri badanalan kazı­narak altından fresko resimler meyda­na çıkarılmış, çatlayıp yana devrilmek üzere olan duvarlar çelik kablolarla çe­kilerek doğrultulmuşum Bu işler yapı­lırken de Türk devrini ve bir süre cami olduğunu hatırlatan bütün izler ortadan kaldırılmıştır. Yapının batı cephesindeki sol kubbesinin üstüne oturtulmuş, şe­refe çıkıntısı olmayan baca biçimindeki minaresi ile mihrabı kaldırılmıştır. An­cak Bizans devrinde yapılmış ikonostasisin parçalarından meydana getirilmiş olan minber 1961’de henüz yerinde du­ruyordu. UNESCO’nun yardımı ile gerçek­leşen restorasyon projesinde ilk incele­meyi yapan iki İtalyan ve bir Fransız uz­man, minber dağıtılarak yere döşenmiş bazı parçalar da çıkarıldıktan sonra kili­senin ikonostasis, ambon ve kiborionunun yeniden terkip edilmesini istemek­le beraber, önce desen olarak bir dene­me yapılmasını, eğer pek az tamamla­ma İle bu ameliye gerçekleşirse işe giri­şilmesini tavsiye etmişlerdir. Gördüğü­müzde, minberin mermerleri üzerinde eskiden Türkler tarafından yazılmış bir­çok hâtıra yazısı dikkati çekiyordu.

Ayasofya, çok eski bir bazilikanın te­melleri üzerine IX-XI. yüzyıllarda üç sahnlı ve üstü ahşap çatılı olarak yapılmıştır. Fakat 1313-1314 yıllarında batı cephe­si önüne sanat tarihi bakımından çok değerli bir bölüm eklenmiştir. Âdeta bir saray cephesi gibi dışarıya sütunlarla ayrılmış kemerli açıklıklar ile bağlanan bu cephe, Osmanlı devri Türk sanatında Bursa’da Çekirge’de Hüdavendigâr İmaret-Camii’ni hatırlatmaktadır.

Diyanet İslam Ansiklopedisi