Attila İlhan – Dersaadet’te Sabah Ezanları

59

Attila İlhan – Dersaadet’te Sabah
Ezanları

Roman 1909 yılı ile 1920 yılları arasındaki dönemi inceler.

Abdi Bey (seksüel sapkınlıkları dikkat çekici) tiplemesi
üzerinden İttihatçı kadroların ülke meselelerinin ne kadar uzağında oldukları
anlatılır.

Abdi’nin eşi Neveser ve ailesi etrafında Osmanlı-Alman
ilişkileri anlatılır. Osmanlı’nın Almanya ile olan ticari ilişkileri, İngiliz
ve Fransızların Osmanlı’ya düşmanlık beslemesine sebeptir.

Neveser’in kardeşi Ahmet Ziya üzerinden o yıllarda yaşanan
münferit işçi hareketlerine atıf yapılır.

Neveser’in gönlünü kaptırdığı Münif Sabri üzerinden Milli
Mücadele hakkında bilgi verilir.

Notlar

1919

İZMİR, NİHAYET YUNAN OLDU

İzmir Metropoliti Hrisostomos, Yunan sancağını öperek, Efzun
birliklerini takdis ederken, gözyaşlarını tutamadı.

Atina gazeteleri, işgalin, İzmirli Rum halkın coşkun
tezahüratı altında yapıldığını yazmaktadır. (s. 11)

‘Sabık’ Edirne Meb’usu Halıcızade Bacaksız’ Abdi bey, günün
birinde gizlenmek zorunda kalabileceğini, hiç aklına getirmemişti. (s. 13)

Kardaş, Cemiyet’imize dahil olmak arzusunu izhar etmişsin, bir
arkadaşımız seni tezkiye etmiştir, biz de kabul eyledik, lâkin usuldendir, bir
kere daha soracağız: ısrarınız bâki midir? (s. 25)

Bre Abdi Bey, dinin aşkına bu yemini ciddiye al, komitacılık
başka şeye benzemez, şakaya tahammülü yoktur, bilesin! (s. 26)

“…işe Marquis de Sade’la başladıysa” diye düşündü,
“…libertinage sahasında Raşel’in istikbâli, ohooo, tahayyülün çok
fevkinde olacaktır.” (s. 32)

DERSAADETTE TEVKİF AT DEVAM EDİYOR

…ilk Yunan Kuvvetleri’nin, Rum ekseriyeti bulunan civardaki
Hamidiye köyünden çıkıverdikleri, görüldü. Manisa Rumları, başlarında Efes
Metropoliti, ellerinde Yunan bayrakları ve çiçeklerle, Yunan müfrezelerini
karşıladılar. (…)Sabah saat on buçukta, Manisa tamamıyla Yunan Kuvvetlerinin
eline geçmiş bulunuyordu… (s. 36)

…harb bitti, büyük hanedanlar da bitti: Habsburg’lar, Hohenzolern’ler,
Romanof’lar nerede? Hepsi göçtüler. Osmanlılar da ayakta kalamaz, gidişat odur.
(s. 43)

SULTANAHMET MİTİNGİNE YÜZBİN KİŞİ İŞTİRAK ETTİ

İzmir’in işgalini müteakip, şehrimizin hemen her semtinde
yapılan protesto mitinglerinin en muazzamı dün Sultanahmet Meydanı’nda, iki
tarihî abidenin arasında yapılmıştır.

Kürsüye evvelâ Şair Mehmet Emin Bey gelmiş

Mitingin en heyecanlı hitabesini Muallime Halide Edip Hanım
yapmıştır. (s. 60)

Kardeşi Ahmet Ziya, artık umudunu kestiği bir sırada,
Berin’den çıkagelmeseydi, o Mayıs Neveser’in yüzü hiç gülmemiş olacaktı (s. 61)

…kocası Abdi Bey, ‘tevkif olunmak’ korkusuyla, Mizrahi’lerin
yalısına kapandı

Babasının mektubu İşgalin dehşetini tasvire takatim kifayet
etmez, Kordonboyu’nda yüzlerce Türk katledildi, mücavir kasabalardan katliam
haberleri geliyor. (s. 64)

İNGİLİZ SERMAYESİ, MEMALİK-İ MAHRUSA’DAKİ ALMAN VE AVUSTURYA
SERMAYESİNİN YERİNE Mİ GEÇECEK?

Ortaşark’ta Alman ve Avusturya sermayesinin tasfiyesi,
İngiltere’nin bu havalideki yüksek menfaatlarının teminat alınması maksadına
matuf The Levant Limited Company tesis edilmiş bulunmaktadır.

Yunan yayılması, Aydın doğrultusunda gelişmekteymiş; üzücü
olan, çevredeki ‘kuvayı milliye’yi, ‘idarî makamların’ engellemesi…

Ramazan boyunca Kadifekale’den iftar topunu, Yunan İşgal
Komutanlığı attıracakmış! (s. 96-97)

İngilizler, Bekirağa Bölüğü’nü basıp, İttihatçıların kısm-ı
küllisini Malta’ya sürmüş. (s. 110)

TÜRK MİLLETİNİN DE YAŞAMAYA HAKKI VARDIR

l’Humanite gazetesi, Anadolu’da bir Türk/Rum Federasyonu
kurulmasını teklif ediyor.

1909

«… Masonların, özellikle İtalyan Masonlarının bizi mânen
destekledikleri bir gerçektir. İki İtalyan locasının, ‘Macedonia Risorta’ ve
‘Labor et Lux’, büyük yardımları dokundu, bize içtima imkânı temin ettiler. Localarda
mason olarak içtima ettik; zaten aramızda hayli Mason vardı, ama hakikatte
teşkilatlanmak için toplanıyorduk. Teşrik-i mesai edeceğimiz arkadaşlarımızın ekseriyetini
de bu localardan seçtik, zira namzetler hakkındaki tahkikatlarında çok titiz
davranıyorlardı, eleme muamelesini hemen hemen kamilen üstlerine almışlardı.
İstanbul’un Selânik’te yürütülmekte olan gizli faaliyetlerden hiçbir malûmatı yoktu,
hafiyelerin localara girme gayretleri beyhude kalıyordu.”

Manyasizade Refik Bey

(Paris’te yayınlanan Le Temps gazetesine demeci, 20.8.1908)

…Mustafa Kemal ‘Vedeta’ Locası’na alınmıştı. (s. 119)

Dünya evine gireli, ‘bâhusus’ meb’us olalı, Abdi bey ‘vâkıa’
uslu edepli davranmaya özel bir dikkat gösteriyor…

Abdi Bey soydan halıcı, aile babadan oğula halıcılıkla ‘iştigâl
ediyor’.

…Fransa’ya, İngiltere’ye ‘mal’ satıyorlar. (s. 124)

Bugüne bugün, Selânik Meb’usudur, Rumeli’deki ‘amele
hareketlerinin tahkikiyle’ görevli…

Divanlara uzandılar, Abdi bey’in solunda Gülistan Satvet,
sağında Armande, onun sağında Madam Nhung. Mösyö Saint-Denis’nin yeri ayrı,
daha yüksekçe, karşılarına düşüyor. (s. 130)

Halıcızade ‘Köse’ İsmail bey, ‘müddet-i ömründe harama uçkur
çözmemiş, mazbut, dini bütün bir adamdı’, yüreğinin törpüsü, oğlunun
bücürlüğüdür sanırken, ortaya ‘sefihliğinin’ atılması, aklını başından aldı.
Hele, ‘bitişikteki et fukarası’ o Yahudi kızıyla ‘aşna fişnesini’, hiç
bağışlayamıyor.

Öyle ‘tumturaklı’ bir rezillik ‘keşfediyor’ ki, ‘oğlanı’ palaspandıras
‘Avropa’ya göndermesin de, ne yapsın? (s. 151)

‘Köse’ İsmail Bey, yıllardır dünyanın parasını sarf eden
oğlunun, ‘Ulum-u Siyasiye Mektebinde’ hepi topu dört sömestre okuduğunu, sonra ‘devamsızlıktan
ihraç edildiğini’ saptamış! (s. 170)

«…ihtilâl, Paris ya da Londra’lı Jöntürkler tarafından değil,
ordu tarafından ve de ‘Alman subaylar’ olarak bilinen, Almanya’da eğitim görmüş
Türk askerleri tarafından yapılmıştır. Bütünüyle askeri bir ihtilâldir. Her şeyi
denetimleri altına almış subaylar, kesinlikle Alman dostudurlar…»

Kaiser II. Wilhelm

14 Ağustos 1908 (s. 173)

Rosa’nın saplantısı, cinsel çeşitleme!

Ne şu, ne bu, Rosa Mizrahi’nin yatak söyleşilerinde asıl
çekiştirmekten hoşlandığı, kocası Leon Mizrahi ile Abdi bey’in karısı Neveser.

Gerçek şu ki Neveser kocasının iç yaşantısına elle
tutulabilir bir şey katmamıştı. Cinsel yaklaşımının onu ürküttüğünü görür
görmez Abdi Bey karısını gönül defterinden sildi. (s. 236)

31 Mart ‘irticainin’, Dersaadet’i toza dumana boğduğu
günlerdi. Canlarını Güçbelâ Odesa’ya atmış Cavit ve Hüseyin Cahit beyler, Peşte
üzerinden

Viyana treniyle Seiânik’e geldi. Abdi bey onları, (hiç
olmazsa gazetesinde yazı yayınladığı Hüseyin Cahit bey’i), yalıda misafir
etmeyi düşünüyor…

1919/1920

DERSAADET AMELESİ, İLK BÜYÜK MİTİNGİNİ YAPTI

Mitinge sebebiyet veren hadisat, bir müddet evvel, Tersane
Fabrikasındaki 1.300 amelenin tâtil-i eşgal etmesiyle husule gelmiş
bulunmaktadır.

Siz, Osmanlı’nın zavallı amelesi, şimdiye kadar kimsesiz
kaldınız, sizi koruyacak kimse çıkmadı. Hâlbuki memleketleri biz inşa ederiz,
bizim hukukumuzu gasp ederler.

Neveser yazın nasıl geçtiğini anlamadı.

Neveser’i zamanın dışına çıkaran, Münif Sabri’den başka kim
olabilirdi?

Münif Sabri, Neveser’i, Perapalas’a götürdü.

Perapalas’taki ‘aşk gecesi’, Neveser’in ‘hakikatlar gecesi’
oldu.

Neveser, genç kızlığından beri ezanla uyanmadığını düşünüp
ürperiyor.

Dersaadette sabah ezanları!

(Rosa Mizrahi) …söyle Abdi, hangimiz daha orospuyuz…

(Neveser) …korkuyorum Münif, dedi, çok korkuyorum! Rica
ederim, kendine mukayyet ol! Memleketi nazarı itibara aldığın kadar, beni de
al!

MUHARRİR MÜNİF SABRİ HUNHARCA KATLEDİLDİ

Bilgi Yayınevi

Ankara