Atik Ali Paşa Kimdir, Hayatı, Devlet Adamlığı

22

Atik Ali Paşa, (Ö. 917/1511) Osmanlı veziriazamı.

Aslen Saraybosna’nın Drozgometva köyündendir. Devşirme olarak Enderun’da yetişti, Hadım lakabıyla da tanınan Ali Paşa bir süre Bâbüssaâde ağalığı yap­tıktan sonra önce sancak beyiliği. ardın­dan da Karaman beylerbeyiliğinde bu­lundu (1482). Bu sırada içteki çeşitli si­yasî karışıklıklarla uğraştı, Özellikle Cem Sultan ve Karamanoğlu Kasım Bey’e kar­şı başarı ile mücadele etti. Daha sonra Rumeli beylerbeyi olan Ali Paşa, Boğdan voyvodasının Akkirman’ı almaya teşeb­büs etmesi üzerine ona karşı gönderil­di. Ali Paşa Eflak beyini ve kuvvetlerini yenerek Boğdan’a girdi. Boğdan Prensi Stefan Çel Mare karşı koyamayacağını anlayınca Lehistan’a iltica etmek zorun­da kaldı. 1483’te Vezîriâzam Davud Pa­şa’nın maiyetinde Memlûk seferine ka­tıldı, çevredeki kalelerin zaptedilmesin­de başarılı oldu. Bu sırada asker arasın­da görünen hastalık ve bitkinliğe rağ­men savaşa devam ederek Memluk as­kerlerini bozguna uğrattıktan sonra Karaman’a çekildi (1492), Memlükler’le ba­rış imzalanmasının ardından, Venedikliler’in Mora kıyılarını tehdidi üzerine Da­vud Paşa ile birlikte Modon ve Koron’u almakla görevlendirildi ve yol boyunca Navarin, Zenşiyo kalelerini savaş yapma­dan ele geçirip Osmanlı topraklarına kattı (1500). Bu sefer sırasında Leontari Önlerinde II. Bayezid ile buluştu, ancak kış yaklaştığı için padişah geri döndü. Bu durumdan faydalanan Venedikliler Navarin’i geri aldılarsa da Kemal Reis’in donanma ile yardıma gelmesi üzerine Ali Paşa şehri Venedikliler’den tekrar alma­ya muvaffak oldu (1501), Bu fetihten sonra Mora’da ticaret çok gelişmiş, o sı­rada İspanya’da büyük sıkıntı içerisinde olan müslümanlardan bir kısmı Mora’ya yerleşmiştir.

Ali Paşa 1501’de Mesih Paşa’nın ölü­mü üzerine veziriazam oldu. Bu ilk sadâ­reti iki yıl kadar devam etti ve 1503’te görevden alındı. 1506’da ikinci defa bu makama tayin edilen Ali Paşa 1511’de şehid düşünceye kadar sadârette ka­larak devlet işlerini başarıyla yürüttü. Hatta II. Bayezid birçok konuda idare­yi ona bıraktı. Bu dönemde şehzadeler arasındaki taht mücadelesi ve Şiîiik fa­aliyetleri onu en çok meşgul eden ko­nular oldu. Şehzadeler meselesinde bü­yük şehzade Korkut’a ve en küçük şeh­zade Selim’e karşı Ahmed’i destekledi. Şehzade Korkut’un Antalya’da sancağı civarında bulunan sadâret has’ları yü­zünden aralarında ihtilâf çıkmış, Ali Pa­şa’nın bu haslar konusunda diretmesi Korkut’un birkaç adamıyla birlikte Mı­sır’a kaçmasına sebep olmuştur. Ancak Ali Paşa’nın Korkut’un haslarını iki katı­na çıkarması üzerine Mısır’dan dönme­si sağlanmıştır. Ayrıca babasından hü­kümdarlığı zorla almak isteyen Şehza­de Selim’i 1511 “de Çorlu’da mağlûp et­miştir. Diğer taraftan Şahkulu hareke­tinin mevziî olmaktan çıkıp doğrudan doğruya devleti meşgul eden bir mese­le haline gelmesi üzerine hareketi bas­tırmakla görevlendirildi. Asker arasında çıkan ihtilâfları ortadan kaldırarak Şah­kulu üzerine yürüyen vezîriâzam, Sivas-Kayseri arasındaki Gökçay mevkiinde Şahkulu ile karşılaştı. Bu mücadele sı­rasında Şahkulu öldürülüp askerleri da­ğıtıldı ise de âsiler üzerine tedbirsizce yürüyen Ali Paşa Şahkulu’nun askerle­ri tarafından çember içine alındı ve isa­bet eden bir okla şehid düştü (2 Tem­muz 1511). II. Bayezid Ali Paşa’nın ölü­müne çok üzüldü.

Atik Ali Paşa değerli bir devlet ada­mı, iyi bir kumandan olmanın yanında memleketin imarına Önemli hizmetleri geçmiş bir kimsedir. Dürüst ve dirayetli şahsiyeti, hayır severliğiyle devrin kay­naklarında övülmüştür. Onun hayır eser­lerinin başında İstanbul Çemberlitaş’ta cami, medrese, imaret, mektep, kütüp­hane ve diğer müştemilâttan oluşan kül­liye gelir. Ali Paşa’nın bu külliye içeri­sinde teşkil ettiği kütüphane fetihten sonraki İstanbul’un en önemli kültür müesseselerinden biridir. Yine İstanbul Karagümrük’teki Zincirlikuyu veya Atik Ali Paşa Camii, Tekfur Sarayı civarında Kariye adıyla manastırdan çevrilen ca­mi, bunun yakınında yaptırdığı bir med­rese, Edirne’deki bir cami, Bursa’da bir imaret, Mora’daki birkaç sıbyan mekte­bi onun hayratındandır.

Ali Paşa, vakıflarında hizmet gören personelin ücretleri, bu eserlerin tamir masrafları vb. için başta İstanbul olmak üzere imparatorluğun birçok yerinde yüz­lerce ev, dükkân, han, hamam, çiftlik, bahçe ve tarla vakfetmiştir. 953 (1546) yılında yapılan bir tesbite göre vakıfları­nın toplam geliri 471.998 akçe idi. O dö­nemdeki paranın alım gücüne göre çok büyük bir meblâğ olan bu toplamdan vakıf personeli, imaret masrafları, Me­dine fukarası için yapılan toplam harca­ma 270.638 akçe tutmakta, 201.360 ak­çe ise vakfın gelir fazlası olarak kayde­dilmektedir.

Alî Paşa bütün bunların yanında ilim ye sanata da yakın ilgi duymuş, ilim ve sanat erbabını himaye etmiştir. Sarayın­da sık sık âlim ve şairleri toplar, onlara ziyafet verir, ilim ve kültür sohbetleri yapılmasını sağlardı. Devrinin tanınmış şairlerinden Priştineli Mesîhî onun di­van kâtibi idi. Efendisinin ölümü üzerine söylediği mersiyesi meşhurdur, idris-i Bitlisi Heşt Bihişt adlı tarihe dair eseri­ni Atik Ali Paşa’ya ithaf etmiştir.

Diyanet İslam Ansiklopedisi