Atıf Yılmaz kimdir? Hayatı ve eserleri hakkında bilgi

28

Atıf Yılmaz kimdir? Hayatı ve eserleri hakkında bilgi: (1925) Türk sinema yönetmeni. Türk sine­masında 1950’lerden sonra beliren “sinemacılar” kuşağının en önemli yönetmenlerinden biridir. Özellikle “köy” filmleri ve toplumsal yergiye yönelen yapıtlarıyla önem kazan­mıştır. Atıf Yılmaz Batıbeki, 9 Ocak 1925’te, Mersin’de doğdu. İstanbul Şişli Terakki Lisesi’ni bitirdikten sonra İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ne girdi, bir yandan da Güzel Sanatlar Akademisi’nin Resim Bölümü’ne devam etti. 1947’de Tavanarası Ressamları grubuna katıldı, aynı yıllarda Beş Sanat dergisinde sinema eleştirileri yazmaya başladı. Sinemaya olan ilgisi arttıkça film afişleri yapıyor, senaryo denemeleri yazıyordu. 1950’de yönetmen arkadaşı Semih Evin’in asistanlığını yapmaya başladı. Bir yıl sonra başladığı Kanlı Feryat adlı filmle yönetmenliğe geçti. 1960’ta Orhan Günşiray ile Yerli Film adlı bir yapımevi kurdu. Çeşitli sinema derneklerinde ve sendikalarında görev aldı. Bir ara kendi adına bir yapımevi kurduysa da, kısa bir süre sonra kapattı. 1980’de Ömer Kavur ve Yavuz Özkan’la birlikte ADAF adlı yapımevini kurdu. Bu ortaklığın dağılmasından sonra kendi filmlerinin yapımcılığını üstlenmeye başladı. Atıf Yılmaz 1965, 1972, 1976 ve 1978 yıllarında Antalya Film Şenliği “en iyi yönetmen” ödülünü alırken, filmlerinden Zulüm 1972’de, Deli Yusuf da 1976’da aynı şenliğin “en iyi film” ödüllerini kazandı.

1950’lerde, Muhsin Ertuğrul’un “tiyatrocu sine­macılar” kuşağını izleyen “sinemacılar” kuşağından bir yönetmen olan Atıf Yılmaz, sinemaya ilk adımla­rını en koyu melodramlarla en sıradan komedileri aynı zamanda çevirerek attı. 1953-1957 yılları arasın­da Kerime Nadir, Oğuz Özdeş, Esat Mahmut Kara- kurt gibi yazarların romanlarından uyarlanan filmle­rin yönetmenliğini yaptı. Bu İlimler “piyasa romanla­rı adaptasyonu” gibi bir geleneğin Türk sinemasında yaygınlaşmasına yol açtıysa da, Atıf Yılmaz’a sinema dilini öğrenmesi, tekniğini geliştirmesi açılarından yararlı oldu. Bunlarda ayrıca, “tiyatrocu sinemacıla­rın” teknik özellikleri de göze çarpıyordu. 1957’de Kemal Bilbaşar’ın iki öyküsünden hareketle senaryosunu yazdığı Gelinin Muradı adlı filmle ilk dönemin­dekinden değişik bir alana kaydı. Birçok sahnesinde komediden çok vodvile yaklaşan bu film, küçük bir kasabayı canlı olarak çizmesi, başarılı tiplemesi ile ilgi çekici bir film oldu. 1959’da Bu Vatanın Çocukları adlı filminde Kurtuluş Savaşı’nı o güne değin alışılma­mış bir biçimde ele alarak, alışılmış kahramanlık görüntülerinin yerine, iki küçük çocuğun önemli birtakım belgeleri Ankara’ya ulaştırma çabalarım anlattı. Doğa unsuru güçlü bir şekilde filmde etkisini duyuruyor, birtakım simgeleri üstleniyordu. Aynı yıl çektiği ve Yaşar Kemal’in senaryolarına dayanan Alageyik ve Karacaoğlan’ın Karasevdası filmleri Atıf Yılmaz’ın folklor öğelerini başarılı bir biçimde kulla­nabildiğini kanıtladı.

Atıf Yılmaz 1960-1965 yılları arasında, Türk sinema piyasasında görülen dalgalanmalar sonucu yeniden “iş filmlerine” dönüş yaptı. Bunlar arasında ilki görülmemiş bir gişe başarısı kazanan “Ayşecik” dizisinden Ayşecik Şeytan Çekici ve Ümid Deniz’in gazeteci kahramanı Murat Davman’ın polisiye serü­venlerini aktaran Ölüm Perdesi de bulunuyordu. 196l’de kendi film şirketleri için çektiği Dolandırıcı­lar Şahı, yine küçük bir kasaba çerçevesinde, Gogol’ un Müfettiş adlı oyunundan esinlenen “pembe” bir komediydi.

Atıf Yılmaz 1965’ten sonra kendisine o dönem “köy filmlerinin en ünlü yönetmeni” sanını kazandı­racak olan bir dizi köy filmi çalışmasına girdi. Murat’ın Türküsü, Toprağın Kanı, Pembe Kadın, Ölüm Tarlası ve Kozanoğlu gibi filmlerinde ulusal malzemeye dayanan, Batı’nın kurallarından, etkile­rinden uzak bir sinemaya varmak isteyen bir çaba içinde görüldü. Büyük bir çoğunluğu edebiyat ve tiyatro ürünlerinin sinemaya uyarlanması olan bu gibi filmlerinde belirgin bir gerçekçi tutumla, 1960’lar Türkiyesi’nin gündeminde olan siyasal ve ekonomik tartışmalara koşut çözümlemeler yapmaya çalıştı.

Atıf Yılmaz 1970’ten sonra belirgin bir biçimde toplumsal yergiyi amaçlayan yeni bir yöneliş göster­di. 1975’te çektiği Deli Yusuf Köroğlu Destanı’nın günümüz koşullarına güçlü bir mizah anlayışıyla uyarlanmasıydı. Son yılların Salako, Hasip ile Nasip ve Dolap Beygiri gibi filmlerinde ise Türk sinemasın­da kendilerine yer edinen yeni güldürü oyuncularıyla çalıştı. Bunların yanı sıra, dram öğesinin ağır bastığı Adak, Delikan gibi töre filmleri de çekti.

Atıf Yılmaz piyasa işi filmlerinde bile belirli bir biçimsel olgunluk ile rahat ve usta bir sinema anlatı­mına sahip bir yönetmendir. Değişik türlerdeki çok sayıda filminin yanı sıra, kasaba yaşamına gösterdiği ilgi ve vardığı boyut, folklor vc mahalli malzemelere verdiği önem, Türk edebiyatçılarını sinemaya yakın­laştırmakta gösterdiği çaba belirgin özelliklerin- dendır.

YAPITLAR (başlıca):

Kaynak: Türk ve Dünya Ünlüleri Ansiklopedisi, 9. cilt, Anadolu yayıncılık, 1983