Atıf Efendi Kimdir, Hayatı, Eserleri

43

Atıf Efendi. Adı, Mustafa Atıf’tır. 18. yüzyıl Osmanlı hattat ve şairi. Doğum tarihi bilinmeyen, Atıf Efendi İstanbul’da Bayezid Soğanağa Mahallesinde doğdu. Kendi ismiyle ünlü kütüphanenin kurucusudur. I.Mahmud devrinde Kesedarlık ve defterdarlık görevinde bulunmuştur.

Atıf Efendi, zamanının alimlerinden ilim öğrenip icazet (diploma) aldı. Tahsilini tamamladıktan
sonra defterdar İzzet Ali Paşa zamanında maliyecilik mesleğine girdi. Kısa zamanda kabiliyeti ve
mahareti ile tanındı. Ayrıca yazdığı kasideleri, güçlü bir şair olan İzzet Ali Paşaya takdim etti. Şiirleri
çok beğenildi. Böylece kısa zamanda yükselip, defterdar mektupçusu ve hacegan oldu. 1737
senesinde de defterdar-ı şıkk-ı evvelliğe yükseldi. Bu vazifesine başladıktan kısa bir müddet sonra,
Avusturya ile yapılacak savaşta ordunun ikmal işlerini yürütmek için İstanbul’dan Niş’e gitti. Sadrazam
Yeğen Mehmed Paşa ile arasında çıkan anlaşmazlıklar sebebiyle, 1738’de defterdarlıktan azledildi.
Şehirköyü’ndeki kuleye sürülüp, mal ve eşyası müsadere edildi. Ancak daha sonra padişah tarafından
otuz bin kuruş dışındaki mallarına ve evine vurulan mühür kaldırıldı. Kendisi de Gelibolu’da ikamete
mecbur tutuldu. Ertesi sene İvaz Mehmed Paşa sadareti zamanında eski görevine iade edildi. 1739
yılında Avusturyalılar ile yapılan ve sonucunda Belgrad’ın barışla alınmasına sebeb olan diplomatik
heyette bulundu.

Atıf Efendi, 1741 senesinde ikinci kez görevinden alındı. Bu azlini müteakip izin alıp, hacca gitti.
1742’de hac dönüşünden sonra üçüncü kez şıkk-ı evvel defterdarlığına atandı. Ancak çok geçmeden 26 Temmuz 1742’de sıtma hastalığından vefat etti. Karacaahmed’de Ömer Zühdi Efendinin kabri yanına defn edildi.

Atıf Efendi, devrinin değerli şairlerindendi. Özellikle nazireleriyle meşhurdur. İzzet Ali Paşa ve diğer
bazı şairlerin şiirlerine nazireler yazmıştır. Şiirler didaktik, öğretici mahiyettedir. Arapça, Farsça ve
Türkçe kıymetli manzumeleri ile Türkçe bir Divan’ı vardır.

Edebiyat yanında astronomiyle de ilgilenmiş ve ikinci defterdarlık görevindeyken, Şemsî yıl kullanmanın devlet hazinesi için yararlı olacağını söylemiştir. Bunun üzerinde 1740 yılından itibâren Kameri yıl yerine Şemsî yıl kullanılmıştır.