Atatürk ve Din, Eğitimi, İslam, Hakkında Düşünceleri, Sözleri,

33

Mustafa Kemal’in çocukluk ve gençlik yıllarında dönemin ge­leneklerine uygun olarak ailede, çevrede ve okulda yeterli dinî eğitim aldığı bilin­mektedir. Yetişkinlik devrinde de din ko­nusunda yerli ve yabancı kaynaklan ince­lemeyi sürdürmüş, bu sayede İslâmiyet hakkında geniş bir bilgiye sahip olmuş­tur. Özellikle Kur’an’ın Türkçe meali, İs­lâm tarihi ve uygarlığıyla ilgili çok sayıda kitap okumuştur. Notlar düştüğü ve bazı bölümlerini işaretlediği kitaplar arasında Şehbenderzâde Ahmed Hilmi’nin Târîh-i İslâm, Corcî Zeydân’dan tercüme edilen Medeniyyet-i İslâmiyye Târihi, Leone Caetani’den çevrilen İslâm Târihi, M. Şemsettin Günaltay’ın İslâm Târihi, Ziya Paşa’nın Endülüs Târihi ve Stanley Lane-Poole’den tercüme edilen Düvel-i İslamiyye adlı eserler dikkat çekmektedir. Ata­türk ayrıca Dolmabahçe Sarayı’nda ilim adamı ve düşünürlerle sohbet ve toplan­tılar düzenleyerek içtimaî hayatı ilgilendi­ren dinî konuları tartışmış, bu toplantı­larda İslâmiyet hakkında yazılan kitapla­rın ve Kur’an tercümelerinin değerlendi­rilmesi yapılmıştır.

Hafız Yaşar Okur hâtıralarında Ata­türk’ün dinî hassasiyetini şöyle anlatır: “Ramazanların atam için çok büyük bir önemi vardı. Ramazan gelir gelmez ince saz heyeti Çankaya Köşkü’ne giremezdi. Kandil geceleri de saz çaldırmazdı. Sadece beni huzurlarına çağırır, Kur’ân-i Kerîm’-den bazı sûreler okuturlardı. Ben okurken gözleri derin bir noktaya takılır, derin huşu ile dinlerlerdi. Ruhen çok mütelezziz oldu­ğu her halinden anlaşılırdı.” Okur ayrıca Atatürk’ün çocukluğundan itibaren gör­düğü. Öğrendiği ve kendi çevresinde ya­şanan dinî âdetleri sürdürdüğünü, sevdik­lerini kaybedince kabirleri başında Yâsîn okuttuğunu ve her yıl muntazaman Ça­nakkale şehidleri için mevlid okutma gele­neği başlattığını yazar.

Mustafa Kemal’in manevî hayatında Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî’nin önemli bir yeri olduğu anlaşılmaktadır. Yetişme dö­neminde Mevlevi âyini dinlemek ve semâ izlemek için Selanik’teki Mevlevi Tekkesi”ne yaptığı ziyaretler bu büyük düşünüre olan ilgisini arttırmıştır. Mesnevi ve Dîvân-ı Kebîr tercümelerini okuyarak Mev­levîlik düşüncesinin derinliğini keşfeden Atatürk değişik vesilelerle Mevlânâ’ya olan hayranlığını, Mevlevîliğin Türk gelenekle­rine ve din anlayışına olan etkisini dile ge­tirmiştir.