Tarihi Eserler

Atabât, Atabat-ı Mukaddese (Tarihi ve Dini Eserler)


Atabât
Ruyalar/atabat-12-imamlar” 258″ 195″

Irak şehirlerinden Necef, Kerbelâ, Kazımiyye Günümüzde Bağdat’ın içinde kalmıştır) ve Sâmerra’daki şiîlerce, mukaddes sayılan yerlere umumî olarak Atabât veya Atabat-ı Mukaddese, Atabat-ı Aliye denir.   

Hz.Ali’nin Necefteki türbesi, Hz.Hüseyin’in, Kerbelâ’da şehit edildiği ve defnedildiği yerde yapılan türbelerin bulunduğu; on iki imamın yedincisi Mûsâ Kâzım ile dokuzuncusu ‘Muhammed Cevad’ın Kâzımiyye’deki türbeleri ile onuncu imam Ali en-Nâhi, onbirinci imam Hasan el-Askerînin Bağdad’ın yüzyirmi kilometre kadar kuzeyindeki Sâmerra şehrindeki türbeleri ve onikinci imam, Muhammed el-Mehdi’nin kaybolduğu yerlere çok eskiden beri büyük değer verilmiş ve şii olsun, sünnî olsun buralara hâkim olanlar tarafından imar edilmiştir. Türbelere hediyeler yağdırılmıştır. Bu türbelerin hemen hepsinin kubbeleri altın kaplamalıdır ve çok uzaklardan parıltıları göz kamaştırır. Minareleri fevkalâde süslü, sandukaların bulunduğu kısımlar, çoğunda gümüş parmaklıklarla çevrilidir. Bu yerler yılın her gününde devamlı bir ziyaretçi akımına uğramaktadır. Bilhassa hac mevsiminde artmaya başlayan izdiham Muharrem ayında doruk noktasına ulaşır.

Bu mekanlar şiî Müslümanlara göre âdeta ikinci bir kıble değerindedir. Dünyanın her yerinden gelen şiilerce bu yerler büyük bir vecd içinde ziyaret edilir. Ziyaretler esas itibariyle mukaddes sandukayı, sesli olarak tekbir, tehlil ve özel dualar tavaf etmek suretiyle yapılır.

Kerbelâ suyu ve toprağı şiilerce, Hz.Hüseyin ve yakınlarının kanı ile karışmış olmasından mübarek sayılır. Hastalara şifa verdiğine inanılır. Ayrıca h Ruyalar/humeyni-necef” 105″ 150″ emen her şii yanında küçük bir secde taşı (türbet veya mühr) ve namazda bunun üzerine secde eder, bunun faziletine inanır. Pek çok şiinin idealinde vefat ettiğinde bu topraklara gömülmek yatmaktadır. İran, Hindistan ve Pakistan’dan varlıklı kişilerin cenazelerinin buralara getirilip gömüldükleri görülür. Yine pek çok şii hayatlarının son günlerini imamlara komşu olarak geçirmeyi diler ve buralarda mekan tutar, Buralar tarih boyunca birkaç istisnası dışında yağma ve kıtalden masun kalmışlardır. Bu sebeple de bilhassa şii aydın ve ilâhiyatçıların yetiştikleri ilim merkezleri olarak da tanınmışlardır. Necef ayrıca çağımızda şahlık rejimine karşı mollaların sığınağı olmakla da hatırlanılmaktadır. Önce Kaçar hanedanı ile anlaşmazlığa düşen üç büyük şiî âlim, sonrada 1963’ten son İran şahı tarafından sürgüne gönderilen Ayetullah Humeyni’de, bir dönem Necef’e yerleşip muhalefetlerini buradan devam ettirmişlerdir.

Doç. Dr. Avni İlhan