Aşki Şair, -Üsküdarlı- Kimdir, Hayatı, Eserleri, Edebi Kişiliği

44

Aşki, Üsküdarlı (Ö. 984/1576) Divan şairi.

İstanbul’da Rumelihisarı’nda doğdu. Asıl adı İlyas Çelebi’dir. Doğum tarihi bi­linmemektedir. Gençliğinde babası gibi yeniçeri oldu. Âşık Çelebi’nin bildirdiği­ne göre askerlik mesleğine bir türlü ısınamamakla birlikte çeşitli seferiere ka­tılmış, Alman seferinde öldüğü söylenti­lerinin çıkması üzerine ulufesi kesilince Müeyyedzâde Hacı Halife’nin tekkesine kapılanarak derviş olmuştur. Bir müd­det sonra Ebü’1-Fazl Çelebi’nin aracılı­ğıyla bir kâtipliğe tayin edilmişse de has­talanarak görevine devam etmediği için yine maaşı kesilmiştir.

Kanunîye sunduğu bir şiirinde yıllar­ca padişah kapısında Kulluk ettiğini, pi­yade olarak seferlere katıldığını ve çe­şitli fedakârlıklarda bulunduğunu anlat­maktadır. Şiiri beğenen padişah isteğini sorunca Aşkî o sıralarda Ölen şair Basîrî’nin 10 akçelik ödeneğinin kendisine verilmesini talep eden bir kıta nazmetmiş, padişah bu arzusunu yerine getir­diği gibi ayrıca ihsanda da bulunmuş­tur. Böylece maddî sıkıntılardan kurtu­lan şair Üsküdar’da bir yalı satın alarak bilgin, sanatkâr ve şeyhlerin toplandığı bir mahfil haline getirdiği bu yalıda ya­şamaya başlamıştır. Latîfî Tezkiresi’nden itibaren birçok kaynakta Üsküdar­lı nisbesiyle anılması bundandır. Sairle 153S yılı baharında tanıştığını bildiren Âşık Çelebi eserinde Aşkî’nin bu yalıda geçirdiği debdebeli hayatı uzun uzun an­latmaktadır. Ancak aşırı harcamaları yü­zünden bir müddet sonra borçlanan Aş­kî, II. Selim’e sunduğu “kerem” redifli bir kaside ile evinin rehin düştüğünü belirterek yardım istemiştir. Padişahtan ilgi görüp görmediği bilinmeyen şair tek­rar Rumelihisarı’na taşınmış ve bir süre sonra vefat ederek Rumelihisarı Mezarlığı’na defnedilmistir.

Bazı tezkirelerde, yeniçerilikten ayrıl­dıktan sonra Bektaşî! İk’ten Bayramîliğe geçtiği söylendiği gibi Sadettin Nüzhet de divanındaki bir murabbaa dayanarak Mevlevi olduğunu öne sürmektedir. Dev­rinin güçlü şairlerinden biri olan Aşkî’­nin tasavvufi şiirleri de vardır. Sade ve samimi bir dille söylediği şiirleri arasın­da, günümüzde de tanınan ve bir mu­hammesinin nakarat beytinde geçen “Görelüm âyine-i devrân ne suret gösterür” mısraı gibi güzel parçalara rastlanmak­tadır.

Şiirleri bir divan halinde toplanmıştır. Divanının İstanbul kütüphanelerinde bi­linen iki nüshası vardır (Millet Ktp., Ali Emîrî, Manzum, nr. 297; Nuruosmaniye Ktp., nr. 3858). Çeşitli nazire mecmualarında eserlerinden örneklere rastlan­maktadır.

Diyanet İslam Ansiklopedisi