Asım bin Sabit Kimdir, Hayatı, Cesedini Arıların Koruduğu Sahabi

0
111

Ebû Süleyman Âsim b. Sabit b. Ebi’l-Aklah el-Ensârî el-Evsî (ö. 3/624) Hamiyyü’d-debr (arıların koruduğu kişi) lakabı île tanınan sahâbî.

Âsim b. Ömer b. Hattâb’ın dayısı olup, Medineli ilk müslümanlardandır. Hicret­ten sonra Hz. Peygamber onunla Ab­dullah b. Cahş arasında kardeşlik ba­ğı (muâhât) kurdu. Bedir Savaşı’nda müşriklerin elebaşılarından Ukbe b. Ebû Muayt’ı öldüren Âsim, Uhud Savaşı’n­da müslümanlar dağıldığında Hz. Pey­gamber’in yanında kaldı. Bu savaşta azılı müşrik kadınlardan Sülâfe’nin İki oğlunu öldürdüğü için Sülâfe onun ba­şını getirene yüz deve vereceğini vaad etmiş, ayrıca kafa taşıyla şarap içme­ye yemin etmişti. Âsim b. Sabit ok at­makta maharet sahibi olduğu için müslümanlar arasında Hz. Peygamber’in ok­çusu olarak da ün yaptı. Onun kuman­dasında yedi (veya on) kişilik bir heyet, istek üzerine Hz. Peygamber tarafından muallim olarak Adal ve Kare kabileleri­ne gönderildi. Bu heyet, Kureyş’in Uhud’dan sonra müslümanlara bir daha sal­dırıp saldırmayacağını öğrenmekle de görevliydi. Yolda, adı geçen kabilelerin elçilerinden biri. müslümanlarca öldürül­müş olan Hâlid b. Süfyân’ın intikamını almak için fırsat kollayan Lihyânoğulları’na -önceden yaptıkları bir anlaşmaya göre- gizlice haber ulaştırdı. Bunun üze­rine Unvanlılar’dan yüz kadar okçu. Mek­ke ile Usfân arasındaki Recî’ suyu ya­kınlarında müslümanları kuşatarak tes­lim olmalarını istedi. Ancak Âsim b. Sa­bit. “Allahım! Peygamberini durumu­muzdan haberdar et!” diye dua ettik­ten sonra teslim olmayı reddederek sa­vaşa girdi. Önce ok, sonra mızrak, daha sonra da kılıçla savaşan Âsim müşrik­lerden bir kişiyi öldürmüş, iki kişiyi de yaralamıştı. Çantasında yedi ok bulunduğu, her biriyle bir kişi öldürdüğü de rivayet edilmiştir. Çetin bir mücadele sonunda, “Allahım! Ben ilk günler senin dinini korudum, sen de bugün benim cesedimi koru!” dedi ve ardından şehid oldu. Âsım’ın başını Sülâfe’ye götürüp yüz deveyi almak isteyen Lihyânlılar. aniden üzerlerine saldıran arılar yüzün­den onun naaşına yaklaşamadılar. Arı­ların dağılması için geceyi beklemeye mecbur kalan Lihyânlılar bu defa da bir­denbire yağmaya başlayan yağmurun meydana getirdiği sellerin Âsım’ın na­aşını sürüklemesiyle emellerine kavuşamadılar. Âsım’ın cesedi daha sonra da bulunamadı. Bu hadiseden dolayı Âsim “Hamiyyü’d-debr” (arıların koruduğu kişi) lakabıyla meşhur olmuştur.

Diyanet İslam Ansiklopedisi