Aşık Reyhani (Yılmaz Yaşar) kimdir? Hayatı ve eserleri

37

Aşık Reyhani (Yılmaz Yaşar) kimdir? Hayatı ve eserleri: 1932 yılında Erzurum’un Hasankale ilçesinin Alvar köyünde dünyaya gelen Âşık Reyhanî 14 yaşında âşıklığa başlamıştır. Posoflu Müdâmî, Ardanuçlu Efkârî Baba, Sarıkamışlı Dursun Cevlânî ve Bayburtlu Hicrânî gibi ozanlardan etkilenmiştir. Feyzi Halıcı onun hakkında şunları söylüyor:

“Âşık Yaşar Reyhanı Konya’da yapılan Türkiye Aşıklar Bayram’ına 1966’dan başlayarak 1985 yılına kadar ara vermeden katılan yedi âşığımızdan biridir. Âşık­lık geleneğinin bütün türlerini başarılı bir şekilde sazı ve sesiyle, sözüyle icra edecek bir yeteneğe sahiptir. Atışma, türkü, hikâyeli türkü, taşlama ve şiir dalla­rında art arda birincilikler elde etmiş, altın madalyalar kazanmıştır.

Yurt içinde katıldığı çeşitli âşıklar şölenlerinde Murat Çobanoğlu, Âşık Taşlıova, Âşık İlhamî Demir’le birlikte büyük ilgi toplamış, çeşitli ödüller almıştır.”

Şiirleri Alvarlı Reyhanî Divânı (1963) ve Böyle Bağlar (1971) adlı kitaplarda top­lanmıştır.

Türk Edebiyatı, Tarla, Folklor, Pınar, Töre, Çağrı vs. dergilerinde şiirleri ya­yımlanmış ve hakkında inceleme yazılan çıkmıştır.

YAZ

Aman gazeteci gel bizim köye,

Bizde olan türlü halleri de yaz!

Yalınız saçlıyı, kaşlıyı yazma,

Uyuzu, koturu, kelleri de yaz!

Tütmez oldu köyümüzün bacası,

Ne gündüzü belli, ne de gecesi.

Dokuz yıldır Almanya’da kocası,

Çoluklu çocuklu dulları da yaz.

Doğu illerinde yaşamak hata,

Bir köyde bir kişi biniyor ata.

Bir baş kırar, on bin verir avkata

İfadeden aciz dilleri de yaz.

Bir de tenezzül et, bizim köyde yat!

Hele sor soruştur, derdimiz kat kat

Ankara’dan Hakkâri’ye göz at,

Şavata’dan geçmez yolları da yaz.

Reyhanî’yim ömrüm yarı, az kaldı,

Niyaz bitti, gönlümüzde haz kaldı.

Elimizde bir kırılmış saz kaldı,

Üstünde paslanmış telleri de yaz.

BİR GELİN

Elleri koynunda pınar başında,

Almanya’ya doğru bakar bir gelin.

Yedi çocuğu var, dördü peşinde,

Feleğe dişini sıkar bir gelin.

Zavallıya hayat olmuş işkence,

Ona zehir olmuş zevk-i eğlence

Dışardan bir erkek sesi duyunca,

Postacı zanneder çıkar bir gelin.

Sorunca derdini söylemez dili,

Yirmi beş yaşında bükülmüş beli,

Hatıra aldığı kirli mendili,

Gözünün yaşıyla yıkar bir gelin.

Yıkık avlusuna hasır sererek

Körpe yavrusuna göğüs gererek,

Yıldızlarda haber var mı diyerek

Akşamdan üstüne çıkar bir gelin.

Çaresi yok derdi düşmüş derine,

Uykusu yok hasret vurmuş serine.

Kemerini vermiş borcun yerine,

Belini iplikle sıkar bir gelin.

Aylar geçer senesinden habersiz,

Kitap okur mânâsından habersiz.

İplik düşmüş iğnesinden habersiz,

Dikeceği yerde söker bir gelin.

Gücü yetse kanunları bozarmış,

Kazma alıp topraklan kazarmış.

Küçük oğlu babasına benzermiş,

Umutla yüzüne bakar bir gelin.

Reyhanı der, gel bu gelini kına!

On yıldır elleri görmemiş kına.

Sofrada Mehmedi düşer aklına,

Çorbayı yemeden döker bu gelin.

KAYNAK: TÜRK EDEBİYATI 4. CİLT, AHMET KABAKLI, TÜRK EDEBİYATI VAKFI YAYINLARI, İSTANBUL