Aşık Paşa Türbesi Nerede, Tarihi, Mimari, Özellikleri, Hakkında Bilgi

Âşık Paşa Türbesi, Büyük Türk mutasavvıf-şairlerinden Âşık Paşa’nın Kırşehir’deki türbesi.

Şehrin dışında, kuzeye doğru uzanan bir tepenin yamacında kurulmuş geniş bir mezarlığın içinde bulunan türbe, yan cephesindeki kitabeden öğrenildiğine gö­re, 13 Safer 733’te (3 Kasım 1332) vefat eden Âşık Paşa için yaptırılmıştır. Kita­bede Âşık Paşa, Şeyh Bâce olarak anılmış, doğum ve ölüm tarihleri ise bazı ke­limelerin ebced” değerlerinden çıkarıl­mıştır. O tarihlerde Kırşehir Eretnaoğui-ları’nın (veya Ertena) arazisi içinde bulun­duğundan, bu türbenin de Eretnaoğulları’nın veziri ve Âşık Paşa’nın yeğeni Alâeddin Ali Şah tarafından yaptırılmış ola­bileceği bir ihtimal olarak ileri sürülmüş­tür. Saim Ülgen’e göre, türbe kubbesi­nin şekil olarak Kırgız çadırını andırma­sı, bu eserin mimarının Horasan erenleriyle Anadolu’ya gelmiş Orta Asyalı bir Türk olabileceğini akla getirmektedir, Türbenin yanında Âşık Paşa ailesinden bazı kişilerin de mezarları bulunuyordu. Bunlardan birinin Âşık Paşa’nın babası Muhlis Paşa’nın bir hanımına ait olduğu ileri sürülmüş, bu mezara ait kırık ve eksik bir halde bulunan taş müzeye kal­dırılmıştır. Yine türbenin dışındaki baş­ka bir taşın da Âşık Paşa’nın oğlu Çan’a ait olduğu ileri sürülmekte ise de bu­radaki tarihi 4 Şevval 764 (17 Temmuz 1363) olarak okuyanlar olduğu gibi ta­rihin 964 (1557) olduğu da H. Baki Kunter tarafından ileri sürülmektedir. Kita­bede Can b. Âşık Paşa adı okunduğuna göre ikinci görüşe katılmak zordur. Bu­rada ayrıca Âşık Paşa’nın zevcesi Hâce Hatun’a ait olduğu iddia edilen bir mezar taşı daha görülmüştür. Anadolu Türklü­ğü bakımından çok değerli olan Âşık Pa­şa Türbesi ve çevresi uzun süre bakım­sız kalmış ve etrafındaki hazîre geniş ölçüde tahribe uğramıştır. Türbe 1935′-te ufak bir tamir görmüştür.

Bazı vakıf kayıtlarından Kırşehir’de Âşık Paşa adına bir de zaviye olduğu an­laşılmaktadır. Halkın büyük saygı gös­terdiği erenlerin türbeleri yanında zavi­yeler kurulduğu düşünülecek olursa bu tesisin türbe yakınında bulunması ge­rekir. Ancak bugün çevrede bu hususu destekleyecek herhangi bir iz yoktur. C, Hakkı Tarım daha aşağıda mahalle için­deki bazı işlenmiş kalıntıların zaviyeye ait olabileceğini yazmaktadır.

Âşık Paşa Türbesi’nin yan cephesi şeh­re bakacak bir biçimde yamaca yerleşti­rilmiştir. Tamamen mermerden olan ya­pının Ön mekânını teşkil eden giriş ho­lüne bu yan cephedeki süslü bir kapı­dan girilir. Bu mekânın yan tarafında bulunan bir kapı, kubbeli esas türbeye geçişi sağlamaktadır. Türbe, her bir ke­narı 5.35 m. ölçüsünde bir kareden iba­rettir. Âşık Paşa’nın sandukası tam or­tada değil giriş duvarının yanındadır. Türbenin altında bir mezar odası olma­sı gerekirse de bu husus araştırılmamıştır. Sekiz köşeli olarak yapılan sağır kubbe de mermerden olup burada çok eski bir Asya geleneğine uyularak bin­dirme tekniği kullanılmıştır. Türbe me­kânının dört köşesine yerleştirilen dört sütun üstüne dört kemer atılmış, bun­ların arasındaki pandantiflerle sekiz di­limli kubbeye geçiş sağlanmıştır.

Türbenin içinde bulunması muhtemel hiçbir tezyinat günümüze gelmemiştir. Dışta ise üç cephenin son derece sade olmasına karşılık şehre bakan güney cephesi ve bilhassa buradaki giriş itina İle süslenmiştir. Cephenin kenarında bu­lunan taçkapının üst kısmı bir zencerek motifi ile bezenmiş, bunun içine sivri ke­merli bir niş oyulmuştur. Nişin yarım kubbesi dilimli olarak işlenmiştir. Bu ni­şin alt kısmında yayvan kemerli esas gi­riş bulunur. Cephelerin ortasındaki pen­cereler ise birer sivri kemer içinde açıl­mıştır. Esas türbe binasının dışında mah­ya hattı profilli bir silme ile belirtilmiş­tir. Güney cephede tam ortada bu silme dikdörtgen bir çerçeve meydana getir­mekte olup bunun içinde kitabe bulun­maktadır. 1965 yılında Kırşehir’de yap­tığımız incelemeler sırasında Âşık Paşa Türbesi’nin ön mekânında yere döşen­miş iki parça halinde mermer bir levha bulmuştuk. Yere saplanacağı kısmı iş­lenmeden bırakıldığına göre herhalde bir mezar taşı olan bu levhanın üst kıs­mında rûmî motiflerle bezenmiş bir ma­dalyon, alt bölümünde ise bir pars veya dişi arslan resmi görülüyordu.

Âşık Paşa Türbesi, simetriden kaçınan çok değişik bir mimari anlayışın eseri­dir. Orta Asya eski Türk geleneklerine bağlı özellikleriyle Anadolu’da İslâm-Türk yapı sanatının değerli bir örneğidir. Değişik plan düzeni, ölçülü fakat zarif süslemesi ile içinde yatan büyük Türk mutasavvıfı ve Anadolu Türk edebiyatı­nın kurucularından biri olan Âşık Paşa’­nın şanına uygun bir mahfaza teşkil et­mektedir.

Diyanet İslam Ansiklopedisi