Âşık Deryâmî (Dursun Ali Erdoğan) kimdir? Hayatı ve eserleri

50

Âşık Deryâmî (Dursun Ali Erdoğan) kimdir? Hayatı ve eserleri: (1926-1987) Artvin’in Şavşat ilçesine bağlı Armutlu’da doğan Dursun Ali, çocukluğundan beri şiire meraklı olmakla beraber, uzun yıllar rençberlikle köyünde kalmıştır. İlk sevgilisi, Yusuf Aga’nm kızı İnayeti, yoksulluk yüzünden alamaması, onu ömrü boyunca bahtsız kılmıştır. Daha sonraları birkaç kez evlenmişse de, eşlerini sevememiştir.

Onu 1948’lerden itibaren eline saz almış olarak “Deryâmî” mahlası ile şiir söy­lemeye ve gezip dolaşmaya başlamış görüyoruz.

1962’den itibaren Adapazan’na yerleşen Âşık, oturduğu evin yanması yüzün­den suçlu bulunarak hapse atılır… Kahır üzerine bahtsızlık yaşayan güçlü ve alay­cı şair nihayet eşinden ve çocuklarından ayrılarak, esans satıcılığı için aldığı es­ki bir arabada yatıp kalkmaya başlar. Ancak, uzun süren bu kederli günleri Âşık Deryâmî’nin şiire en fazla bağlandığı yıllardır. Konya’da, İstanbul’da Âşıklar Bay- ramlan’na. katılarak güldüren ve düşündüren hiciv şiirleri söylediği zamanları­dır. Nitekim, atışma, güzelleme, doğmaca leb-değmez ve destan şiiri dallarında bi­rincilikler almıştır.

Bu sevimli, heyecanlı şair, İstanbul’da hastahanede yattığı son günlerinde be­ni (Ahmet Kabaklı) aradığı halde, ne yazık ki, bunu ancak ölümünden sonra öğ­renebildim. Onunla yakından ilgilenen vefalı ilim adamımız Halil Açıkgöz onun hakkında “Âşık Deryâmî” (1988) adıyla değerli bir eser meydana getirmiştir.

Deıyâmî Baba’nm birkaçını aşağıya aldığımız şiirleri, bütün çağdaşlarının üs­tünde mizah yapmak isteyenleri imrendirecek incelik ve derinlikte mizah ve hi­civ ustalığı taşımaktadır.

Hemen hiç okumamış olan bu değerli ozanın, basit gibi görünen mısralarma koyduğu felsefî derinlik ve düşündürme gücü de kolay edinilemeyecek bir üstün­lüktür.

Öte yandan sade ve çıplak söyleyişi, beylik anlatım ve konulara sapmayı- şı,’’alelade olan her şeyden ustalıkla kaçışı (ve özellikle) kendisi, ailesi, hayatı üzerinde yiğit, içten inanılmaz samimiyeti, Deryâmî’nin soylu şair kişiliğini orta­ya koymaktadır.

YEMİŞTİM YA

Doktor dedi “Kalp damarın tıkanmış”

Geçen yıl Kurban’da et yemiştim ya.


“Mideniz maşallah güzel beslenmiş” İki sene önce süt içmiştim ya.

Sayın doktor zahmet çekti ne kadar,

“Öksür ve nefes al” hepsi bu kadar “Şekeriniz çok yükselmiş şu kadar” Pazarda bir avuç dut yemiştim ya.

Deryamî’ye dedi “Neyin kuvvetli” “Zekân noksan amma beyin kuvvetli” “Vücudunda protein kuvvetli”

Kirazın içinde kurt yemiştim ya.

HİÇ ŞAKASI YOK

Ecelin rüzgarı estiği zaman,

Alıp götürüyor hiç şakası yok.

Ordaki saltanat din ile iman,

Burdaki sarayın alâkası yok.

Soruyorlar şu ölümün nesi var,

Çok sadaka vermiş cariyesi var.

Bir dolmuş gidiyor tek yolcusu var. Kaydını silmişler plakası yok.

Ağlıyorlar arkasından bir anlık, Bence bu da hatır için insanlık.

Beyaz bezden giydirmişler bayramlık, İpliksiz ütüsüz fiyakası yok.

Aslan olsa gazel gibi düşüyor,

Buzda yatsa zannetme ki üşüyor.

Ne sesi dinliyor ne konuşuyor,

Sanki suç yapmamış sabıkası yok.

Deryâmî der hayat burda bitiyor,

Bir ot gibi insan yitip gidiyor.

Ne gelen ne giden, yalnız yatıyor,

Evladı torunu akrabası yok.

ACIRIM

Bana yaramayan yaramazlara,

Ben kendimi yaktığıma acırım.

Çok değer verirdim o kurnazlara,

Yüzlerine baktığıma acırım.

Akıllılar delileri seçtiler,

Düşünmeden köprüleri geçtiler.

Bilmiyorum bizi nasıl içtiler,

Pınar olup aktığıma acırım.

İsmini yazarken adını bozdum,

Teline vurmadan udunu bozdum.

Hayatin ne güzel tadını bozdum,

Bala limon sıktığıma acırım.

Küçük balık büyüğünü yutmazdı,

Yutsa bile boğazından gitmezdi.

Ateş tarlasında ekin bitmezdi,

Ben aklımı takdığıma acırım.

Hey Âşık Deryâmî neyine kandın,

Boşuna inandın boşuna yandın,

Ömür boyu koca dağa tırmandın,

Tepesine çıktığıma acırım.

DEĞÎLİM

Soğan ekmek çorba ile büyüdüm,

Sosyete yavrusu bebek değilim.

Eski hasır üzerinde uyudum,

Döşekte büyümüş göbek değilim.

Her cahilin çanağına sarılmam,

Çürük îüdr denizinde boğulmam.

Vursalar da sıksalar da dağılmam,

Aslım toprak ben kelebek değilim.

Deryâmî’nin tabiatı karınca,

Ot bile yer yuvasına girince.

Ağanın elinde ciğer görünce,

Kuyruğu sallayan köpek değilim.

HUZUR

Dünyada vatanda illah da evde,

İnsanı bağlayan evde huzurdur.

Yaylada çayırda tarlada köyde,

Her şeyi sağlayan evde huzurdur.

Huzurlu yuvanın bacası tüter,

Muhabbet bağında bülbüller öter.

En sevdiğin ölse acısı biter,

Her gece ağlayan evde huzurdur.

Deryâmî su idi amma akmazdı,

Her dakka bin defa canım çıkmazdı.

Dışardaki ateş beni yakmazdı,

Sinemi dağlayan evde huzurdur.

HER ŞEYİN BAŞI MERHAMET

Vardan saltanattan daha kıymetli,

İnsanda terbiye nezaket demiş.

Öyle bir şey var mı bunlardan tatlı?

Her yerde her zaman devam et demiş.

İnsan önce kendisini bilecek,

Ne bilsin başına neler gelecek.

Bugün verdiğini yann alacak,

Bu can dahi sana emanet demiş.

Deryâmî kaderim vur demedi ki, Yıllarca hapise gir demedi ki,

Git şunun başını kır demedi M, Sabırdan ne anlar cehalet demiş.

İBARET

Her sarıya altın diye sarıldım, İnceledim kaplamadan ibaret.

Âlim dedim arkasından yoruldum, Van yoğu diplomadan ibaret.

Şansı yaver gitmiş uzanmış kolu, İnsanı kandırır yordamı yolu.

Zannettim sırtında dağarcık dolu, Ordan burdan toplamadan ibaret.

Nerde ne bulursa onu kapıyor, İpliğini az çektin mi kopuyor.

Seyrettim sahnede oyun yapıyor, Deryâmî der hoplamadan ibaret.

AYAR ET

Ne kıtlık görülsün ne de yoksulluk, Gelirini giderine ayar et.

Çok şükür vatanın her yanı bolluk, Ateşini dönerine ayar et.

Modaya özenip savurup yatma, Çizmeyi giymesin evdeki Fatma.

Yorgan kısa ise gerilip yatma, Ortasını kenarını ayar et.

Gönlünü her şeye hayran eyleme, Bulduğunu yiyip bayram eyleme.

Biraz sabırlı ol isyan eyleme, Ahlâkını şükürüne ayar et.

Gözüne sahip ol vurmasın karık, Geçim sofrasının ortası yarık.

Anasız kürk giymiş babasız çarık. Valideni pederine ayar et.

Deryâmî dünyanın işi bir değil. Yemeği bir değil, aşı bir değil.

Beş parmağın vardır beşi bir değil. Sabınnı kaderine ayar et.

 

KAYNAK: TÜRK EDEBİYATI 4. CİLT, AHMET KABAKLI, TÜRK EDEBİYATI VAKFI YAYINLARI, İSTANBUL