AŞAĞILIK KOMPLEKSİ

245

 

AŞAĞILIK KOMPLEKSİ

 

Bireysel Psikoloji
okulunun kurucusu Alf-red Adler’in ortaya attığı bir kavramdır. Ad­ler’e göre
bütün insanlar bir aşağılık ve yeter­sizlik duygusuyla doğarlar. Bu duygu,
gerçekten varolan veya kişinin hayali olarak varoldu­ğunu tasarladığı bedensel
ya da psikolojik ek­sikliklerden kaynaklanır.

Alfred Adlcr
(1870-1937) başlangıçta psiko-analitik hareket içinde yer almasına rağmen,
S.Freud’un görüşleriyle bazı noktalarda ters düştüğünden 1911’de arkadaşlarıyla
birlikte bu hareketten ayrılarak. ‘Bireysel Psikoloji’ okulunu kurdu. Aşağılık
kompleksi kavramı­nın sahibi olarak anılmasına sebep olan maka­lesi ise 1907
yılında psikoanalitik hareketin içinde yer aldığı sırada yazılmıştı. Bu makale
“Organ aşağılığı ve onun psişik yoldan telafisi üzerine bir çatışma”
başlığını taşıyordu. Bu ça­lışmasında organlarında bir eksikliği, yetersiz­liği
olanların (örneğin, görme kusuru, yürüme bozukluğu vs.) bu eksikliklerini
telafi etmek için başvurduklan yolları anlatıyordu. Daha sonraki çalışmalarında
Adler, bu görüşünü terk etti. Ancak bugün hâlâ A Adler adı aşağı­lık kompleksi
ve telafi yolları terimleriyle bir­likte anılır ve sanılır ki ‘Bireysel
Psİkoloji’nin anahtarı bu iki kavramdır. Oysa Adler, daha sonra telafi ve aşırı
telafi (overcompensation) üzerinde hiç durmamış, aşağılık duygusuna (fcclİng of
ini’criorhy) çok daha farklı bir an­lam kazandırmıştır. Adler, aşağılık komplek­sinden
aşağılık duygusundan başka bir anlam çıkarılmamasını özellikle belirtmiş ve onu
yu­karıda tanımladığımız anlamda kullanmıştır.

AAdlcr’in Bireysel
PsÜcolojisi’nin temel da­yanakları Marksizm ve Danvin’İn evrimci bi-yolojisidir.
Ona göre insan organizması dina-mik bir prensiple büyümeye ve olgunlaşmaya
doğru gelişen bir birimdir. Bu gelişimi sosyal alanda sağlayabilmesi için
İdealler ve amaçlar belirlemelidir. İdealler ve amaçlarla hayatın üç problem
alanında (mesleki, sosyal ilişki, aşk ve evlilik) başarılı olmak hedeflenir. Ha­yat
problemleriyle başcdebilmek için belli bir sosyal ilgi ve aktivite derecesi,
bunları sağlaya­bilmek için de aşağılık-üstünlük dinamikleri gerekir.

Aşağılık duygusu,
Adler’in sisteminde bu şe­kilde, aşağılık-üstünlük dinamikleri çerçeve­sinde
bir anlam taşır. Dinamik tek uçlu, poziti-vistik bir kavram değil, diyalektik,
iki uçlu bir

kavramdır. Bütün
insanlar, bir aşağılık ve ye­tersizlik duygusuyla doğarlar, çünkü, İnsanın bir
amaca (bir sosyal ilgiye ve aktiviteye) yöne­lebilmesi ve bir üstünlük
duygusuna sahip ol­ması için nispeten daha aşağı bir duyguda ol­ması gerekir.
Adler’c göre yaşamanın, yaratıcı gücün varlığının ana yasası budur.

Adler’in sistemi ve
aşağılık duygusu bir baş­ka Adlerci kavram olan erkeksi protesto (mas-culine
protest) ile bir arada ele alınırsa daha iyi anlaşılabilirler. Adler, bütün
insanlarda pa­sif ve kadınsı rolden aktif ve erkeksi role doğ­ru bir gidiş
eğilimi olduğu görüşünü savunur. Erkeksi protesto, güçve egemenlik isteğini ifa­de
eder. Aşağılık duygusu, erkeksi protesto­nun insandaki karşı kutbunu, kadınsı
yanı tem­sil etmektedir. Aşağılık duygusu, erkeksi pro­testonun yapılabilmesi
için insanda bulunma­sı gereken ön şarttır. Bu haliyle norma! aşağı­lık duygusu,
bütün kültürlerde insanlık duru­mundaki düzelmelerin asıl sebebidir.

Aşağılık duygusu ve
erkeksi protesto kav­ramları Adler’in psikolojik hastalıklara yakla­şımında da
temel kavramlardır. Eğer insan, hayat problemleriyle başcdcbilmek için belli
bir sosyal ilgi ve aktivasyon göstermeyerek, ya­ni erkeksi protestoda
bulunmayarak geri kalır­sa yanlış bir hayal tarzı seçmiştir. Bu yanlış ha­yat
tarzı psikolojik hastalıktır. Yanlış hayat tarzı yine de diğer insanlarla
ilişkilere belli öl­çülerde izin verirse nevroza, yok eğer sosyal ilişkilerden
bütünüyle geri durmaya yol açarsa psikoza neden olur

Erol GÖKA

Bk. Psikanaliz. [1]

 



[1] Sosyal Bilimler Ansiklopedisi, Risale Yayınları:
1/86-87.

Önceki İçerikASKERİ REJİMLER
Sonraki İçerikBAAS HAREKETİ