Aşağılık Kompleksi, Aşağılık Duygusu (Psikoloji)

24

Bireysel Psikoloji okulunun kurucusu Alfred Adler’in ortaya attığı bir kavramdır. Adler’e göre bütün insanlar bir aşağılık ve yeter­sizlik duygusuyla doğarlar. Bu duygu, gerçekten varolan veya kişinin hayali olarak varoldu­ğunu tasarladığı bedensel ya da psikolojik ek­sikliklerden kaynaklanır.

Alfred Adler (1870-1937) başlangıçta psiko-analitik hareket içinde yer almasına rağmen, S.Freud’un görüşleriyle bazı noktalarda ters düştüğünden 1911’de arkadaşlarıyla birlikte bu hareketten ayrılarak. ‘Bireysel Psikoloji’ okulunu kurdu. Aşağılık kompleksi kavramı­nın sahibi olarak anılmasına sebep olan makalesi ise 1907 yılında psikoanalitik hareketin içinde yer aldığı sırada yazılmıştı. Bu makale “Organ aşağılığı ve onun psişik yoldan telafisi üzerine bir çatışma” başlığını taşıyordu. Bu çalışmasında organlarında bir eksikliği, yetersizliği olanların (örneğin, görme kusuru, yürüme bozukluğu vs.) bu eksikliklerini telafi etmek için başvurduklan yolları anlatıyordu. Daha sonraki çalışmalarında Adler, bu görüşünü terk etti. Ancak bugün hâlâ A Adler adı aşağılık kompleksi ve telafi yolları terimleriyle bir­likte anılır ve sanılır ki ‘Bireysel Psİkoloji’nin anahtarı bu iki kavramdır. Oysa Adler, daha sonra telafi ve aşırı telafi (overcompensation) üzerinde hiç durmamış, aşağılık duygusuna (feeling of ini’criorhy) çok daha farklı bir anlam kazandırmıştır. Adler, aşağılık kompleksinden aşağılık duygusundan başka bir anlam çıkarılmamasını özellikle belirtmiş ve onu yukarıda tanımladığımız anlamda kullanmıştır.

A Adler’in Bireysel Psikolojisi’nin temel dayanakları Marksizm ve Darvin’İn evrimci biyolojisidir. Ona göre insan organizması dinamik bir prensiple büyümeye ve olgunlaşmaya doğru gelişen bir birimdir. Bu gelişimi sosyal alanda sağlayabilmesi için idealler ve amaçlar belirlemelidir. İdealler ve amaçlarla hayatın üç problem alanında (mesleki, sosyal ilişki, aşk ve evlilik) başarılı olmak hedeflenir. Hayat problemleriyle başcdebilmek için belli bir sosyal ilgi ve aktivite derecesi, bunları sağlayabilmek için de aşağılık-üstünlük dinamikleri gerekir.

Aşağılık duygusu, Adler’in sisteminde bu şekilde, aşağılık-üstünlük dinamikleri çerçevesinde bir anlam taşır. Dinamik tek uçlu, pozitivistik bir kavram değil, diyalektik, iki uçlu bir

kavramdır. Bütün insanlar, bir aşağılık ve yetersizlik duygusuyla doğarlar, çünkü, İnsanın bir amaca (bir sosyal ilgiye ve aktiviteye) yönelebilmesi ve bir üstünlük duygusuna sahip olması için nispeten daha aşağı bir duyguda olması gerekir. Adler’e göre yaşamanın, yaratıcı gücün varlığının ana yasası budur.

Adler’in sistemi ve aşağılık duygusu bir başka Adlerci kavram olan erkeksi protesto (masculine protest) ile bir arada ele alınırsa daha iyi anlaşılabilirler. Adler, bütün insanlarda pasif ve kadınsı rolden aktif ve erkeksi role doğru bir gidiş eğilimi olduğu görüşünü savunur. Erkeksi protesto, güçve egemenlik isteğini ifade eder. Aşağılık duygusu, erkeksi protestonun insandaki karşı kutbunu, kadınsı yanı temsil etmektedir. Aşağılık duygusu, erkeksi protestonun yapılabilmesi için insanda bulunması gereken ön şarttır. Bu haliyle norma! aşağılık duygusu, bütün kültürlerde insanlık durumundaki düzelmelerin asıl sebebidir.

Aşağılık duygusu ve erkeksi protesto kavramları Adler’in psikolojik hastalıklara yakla­şımında da temel kavramlardır. Eğer insan, hayat problemleriyle başedebilmek için belli bir sosyal ilgi ve aktivasyon göstermeyerek, yani erkeksi protestoda bulunmayarak geri kalırsa yanlış bir hayal tarzı seçmiştir. Bu yanlış hayat tarzı psikolojik hastalıktır. Yanlış hayat tarzı yine de diğer insanlarla ilişkilere belli ölçülerde izin verirse nevroza, yok eğer sosyal ilişkilerden bütünüyle geri durmaya yol açarsa psikoza neden olur

Erol GÖKA-Sosyal Bilimler Ansiklopedisi, Risale Yayınları: 1/86-87.

Aşağılık kompleksi

Aşağılık kompleksi, Bireysel Psikoloji ekolünün kurucusu Alfred Adler tarafından ortaya atılan ve kişinin bazı yönlerde kendini diğerlerinden aşağı hissetmesi neden olan karmaşa.

Bu komplekse sahip kişilerde genellikle kendini ispat etme çabası görülür. Sıklıkla farkına varılmaz ve telafi etme düşüncesi, kişileri eziyet içine sürükler, şaşırtıcı bir kazanım veya aşırı bir antisosyal davranışla sonuçlanır. İlk çalışmalara, teorisini göstermek için Napolyon komplekslerini kullanan Alfred Adler öncülük etmiştir. Özgüven eksikliği, saplantı bozuklukları, kültürel yozlaşma; aşağılık kompleksinin nedenleri arasında gösterilebilir. Psikiyatrik bir hastalıktan çok psikolojik bir durumdur.

Adler, bütün gelişme dönemi süresince çocuğun ebeveyni ve genel dünyayla ilgili bir yetersizlik duygusu hissettiği kavramını geliştirmiştir. Hastanın kompensasyon için gösterdiği psikolojik veya fizik çabaların sonuçsuz kalmasıyla psikonevrozlar gelişir; hasta başarısızlıklarını örtbas etmek ve başkaları üzerinde bir güç kazanmak için bu semptomlarını kullanır. Çok kere depresyonla birlikte beliren aşağılık duygularına emeklilikte ve yaşlılıkta sık rastlanır. Bu vakalarda, hasta kendisine saygısını önemli derecede kaybetmiştir. Kişi toplumsal bakımdan düştüğünü, önemsiz kaldığını hisseder ve böylece paranoid reaksiyon tipleri gelişebilir.

Vikipedi