Arkesilaos kimdir? Hayatı ve eserleri hakkında bilgi

0
30

Arkesilaos kimdir? Hayatı ve eserleri hakkında bilgi: (İÖ 316-241) Eski Yunanlı bilge. Kuşkucu Orta Akademia’nın kurucusudur. Aeolia bölgesinde, Pitane’de (Çandarb) doğdu. Önce Ksantos’tan müzik öğrenimi gördü, bir süre sonra Atina’ya gitti, Aristoteles’in en yakın arkadaşı olarak bilinen Theophrastos’un öğrencisi oldu. Geo­metri ile ilgilendi; İonya ve Megara okullarına bağlı diyalektikçi bilgelerin görüşleri üzerinde çalıştı. IÖ 268’de Krates’in yönettiği Akademia’ya girdi. Burada Pyrrhon’un öğretisine karşı büyük bir ilgi duydu. Krates’ten sonra Akademia’nın yönetimini ele aldı. Etkili konuşmaları, ilginç buluşları, sorunları en ince ayrıntılarına dek, eleştirici bir tutumla inceleyen çalışma yöntemiyle büyük bir ilgi uyandırdı. Akade­mia’ya yeni bir içerik kazandırdı. Öğrencileriyle sürdürdüğü çalışmalarında, Sokrates’in uyguladığı, soru sorma ve karşısındakini konuşturma yöntemini benimsedi.

Günümüze yazılı bir yapıtı kalmayan Arkesilaos’un görüşleri, özellikle Diogenes Laertius’un, onunla ilgili açıklamalarından öğrenilmektedir.

Arkesilaos felsefe sorunlarına Sokrates ile öğren­cisi Platon’un işledikleri konuları kuşkucu bir tutum­la eleştirerek girdi. Çalışmalarında, kendi düşüncele­rini söylemekten çok kendinden önce gelen bilgelerin görüşlerini eleştirdi. Ona göre, ileri sürülen bir görüşü onun karşıtını ortaya atarak da kanıtlama olanağı vardır. Bilgilerimizin ne kaynaklan ne de son biçimleri kesindir. En sağlam sanılan bilginin bile kuşkuyu gerektiren, güven vermekten uzak kalmış bir yanı vardır.

Sokrates’in, sorunlara eleştirici, tanışmak bir yöntemle yaklaşarak “kesin olarak bildiğim tek konu bir şey bilmediğimdir” yargısından yola çıkan Arkesi­laos, böyle bir yargıda bulunmanın bile yetersizliğini ileri sürdü, kişinin “bir şey bilmediğini de bilemeyece­ğini” ortaya attı.

Arkesilaos’a göre, bilginin kaynağı duyulardır. Duyu verilerinden sağlanan duyumlar bilginin kav­ramlarını oluşturur. Oysa duyular yanıltıcı olabil­mekte; kesin, güvenilir veriler sağlanmasına olanak vermemektedir. Bu nedenle bilginin kesinliği, genel geçerliği söz konusu değildir. Bir tasarımın doğruluk ya da yanlışlığını ileri sürebilmek için kuşkudan uzak, kesin, güvenilir bir ölçüt yoktur. Ölçüt denilen şey, kesin olmayan duyu verilerinden oluşmuştur. Bu nedenle kaynağı kuşkulu olanın kendi de kuşkuludur. Bir nesnenin varlığı kesinlikle bilinemeyeceği gibi yokluğu da bilinemez. Düşlerden edinilen bir tasa­rımla duyu verilerinden sağlanan tasarım arasında bir ayrım yoktur.

Ne bilimsel kesinlik ne de genel geçerlik olabilir. Bilimsel denilen şeylerin kaynağı da duyu verilerin­den sağlanan tasarımlardır. Bu tasarımların apaçık oldukları söylenemez. İnsanları yanıltmayan bir duyu verisi ya da ondan üretilen bir tasarım bulunmadığına göre, gerçeği bilme olanağı da söz konusu değildir. Tek çıkar yol kesin yargıdan kaçınmaktır.

Arkesilaos kuşkuda, ona dayanan eleştiride güve­nilebilir tek ölçütün us olabileceğini ileri sürmüştür. Ona göre bütün eylemlerdeki dayanak noktası us olmalıdır. Us insanlara birtakım olanaklar sağlar, bunlardan elden geldiğince yararlanmak, yaşamı onla­ra göre düzenlemek gerekir. Bu düzenleme ise öngörüyle (prudence) sağlanır.

Öngörü, kişinin yaşamı boyunca, kendisine dü­şen görevi yerine getirmesini sağlar. Görev de us ilkelerine uygun gelen, onlarla açıklanabilen bir eylemdir. Günlük yaşamı düzenleyen ölçüt us olduğuna göre, mutluluk da usa uygun davranmaktır.

Mutluluk, yaşamın en yüce, en son ereğidir. Bu ereğe ulaşmada başlıca ilke öngörüdür. Bu nedenle mutluluğu birtakım soyut kavramların içeriğinde değil, yaşamın kendinde, günlük olaylarda -arama gereği vardır. Mutlu olmak mutlu yaşamakla sağlanır.

Arkesilaos, kendinden önce gelen kuşkuculardan da kuşkucu olmayan bilgelerden de yararlanmış ve yöntemini, ileri sürülen sorunlara getirilen çözümleri eleştirmek üzerine kurmuştur. Onun bu tutumu çağında olduğu gibi, sonraki dönemlerde de etkisini sürdürmüş, özellikle us ilkelerine dayalı kuşkuculu­ğun geliştirilmesine olanak sağlamıştır. Us ilkelerine dayanan kuşkuculuk sonraki çağlarda, kesin gerçeğe ulaşabilmek için bir yöntem olarak benimsenmiş; duyu verilerinin belli kurallara göre düzenlenmesine kaynak olmuştur.

Kaynak: Türk ve Dünya Ünlüleri Ansiklopedisi, 8. cilt, Anadolu yayıncılık, 1983