Aristarkhos (Sisamlı) kimdir? Hayatı ve eserleri hakkında bilgi

39

Aristarkhos (Sisamlı) kimdir? Hayatı ve eserleri hakkında bilgi: (İÖ 3.yy) Eski Yunanlı astronom, matematikçi ve düşünür. Evrenin merkezinde Yer’ in değil Güneş’in bulunduğunu ve Yer’in Güneş çevresinde dolandığını ileri sürmüştür. Sisam Adası’nda doğdu. Bazı kaynaklara göre, İÖ 310 ile 230 yılları arasında yaşamıştır. Plutarkhos’a dayanarak belgelendirilebilecek tek kesin tarih ise, ilk gözlemlerini yaptığı İÖ 281-280 yıllarıdır. Aristarkhos’un, Atina’da Aristoteles tarafından kurulan Lykeion’da. Lampsakoslu (Lapseki) Straton’un öğren­cisi olduğu, Straton’un ise İÖ 288 yılında bu okulun başına getirildiği biliniyor. Aristoteles felsefesi ile doğa bilimlerini bağdaştırmaya çalışan ve diğer bilim­ler arasında fiziğe ayrıcalıklı bir yer veren tutumuyla Straton, Aristarkhos’un bilim görüşünü büyük ölçü­de etkilemiştir. İÖ 281-280 yılında, Güneş’in görünürdeki yıllık devinimi sırasında kuzey yarıküreden güney yarıkü­reye doğru dönüş yaptığı “yaz dönencesi” üstüne ilk gözlemleri yapan Aristarkhos, aynı zamanda değerli bir matematik bilginiydi. Günümüze dek ulaşabilen “Güneş’in ve Ay’ın Boyutları ve Uzaklıkları Üstüne” adlı incelemesinde, bu gökcisimlerine ilişkin sayısal değerleri, Eukleides geometrisinden yararlanarak altı hipotez üzerine kurduğu on sekiz önermeyle hesaplamıştır. Trigonometrik orantılarla vardığı sonuçlar yanlış olmakla birlikte, yaklaşımı ve yöntemi doğru­dur; üstelik evrenin boyutlarının kavranması açısın­dan önemli bir adımdır. Aristarkhos ayrıca, Meton, Eudoksos ve Kallippos’un hesapladıkları güneş yılı ve ay-gün çevrimi üzerinde düzeltmeler yapmış, bilinen örneklerden daha geliştirilmiş bir güneş saati tasarla­mış, ışığı, renkleri ve görme olayını incelemiştir.

Aristarkhos’un astronomiye en büyük katkısı, evrenin ve Güneş sisteminin tanınmasında, bir varsayımdan öteye gitmese bile ilk doğru yolu açmış olmasıdır. Evrenin merkezinde bulunan gökcisminin Yer değil Güneş olduğu varsayımını ortaya atarak, 16. yy’da Kopernik’in geliştireceği günmerkezli sistemin doğuşunu hazırlayan ilk astronomi bilgini Aristarkhos’tur. “Eski Çağ’ın Kopernik’i” diye adlandırılan Aristarkhos’a gelinceye değin, İÖ 6. yy’da Pythago-ras’ın başlattığı yermerkezli sistem yaklaşık iki yüzyıl boyunca bütün astronomlar ve düşünürler tarafından benimsenmişti. İÖ 5. ve 4. yy’larda Eudoksos, Kallippos (ykş. İÖ 370-330) ve Aristoteles bu kuramı geliştirerek, Güneş, Ay ve gezegenlerin hareketini, durağan olan Yer’in çevresinde dolanan eşmerkezli kürelerle açıkladılar. Aristoteles döneminin (İÖ 4.yy’ın ikinci yarısı) en büyük astronomu diye bilinen Herakleides ise, Venüs ve Merkür gibi iç gezegenlerin Yer’in değil Güneş’in çevresinde; Güneş, Ay ve dış gezegenlerin de tüm sistemin merkezi olan Yer’in çevresinde dolandığını savundu. Ayrıca Yer’in kendi ekseni çevresinde döndüğünü ileri süren Herakleides’ in bu “yergünmerkezli” evren modelini Eski Çağ’da pek destekleyen olmadı. Buna karşılık, Aristarkhos’un büyük ölçüde Herakleides’ten etkilendiği söylenebilir.

Aristarkhos’un yalnızca küçük bir incelemesi günümüze ulaşabildiğinden, günmerkezli kuramı ve diğer çalışmaları özellikle Plutarkhos’un aktardığı kadarıyla bilinmektedir. Bu kaynaklara göre, Aris­tarkhos’un düşündüğü yıldızlar küresi gerçekte dura­ğandır; Yer ve öbür gezegenler, bu yıldızlar küresinin merkezinde yer alan ve hareketsiz olan Güneş’in çevresinde dairesel yörüngeler çizerek dolanır. Yıldız­ların görünürdeki günlük devinimini, Yer’in kendi ekseni çevresinde dönmesiyle açıklayan Aristarkhos, Yer’in Güneş çevresindeki yıllık dolanmama karşılık yıldızların gene de durağan görünmesini ise, yıldızlar küresinin, Yer yörüngesini kapsayan küreden karşı­laştırılmayacak kadar büyük olmasına bağlamıştır. Aristoteles fiziği ile Platon düşüncesinin egemen olduğu bu dönemde Aristarkhos’un kuramı, fizik ve astronomi bilgilerine aykırı düştüğü gerekçesiyle sert eleştirilere uğradı, Aristarkhos dinsizlikle suçlandı. Yalnızca öğrencilerinden Seleukos’un desteklediği bu varsayım, IS 2.yy’da, Yer’in hareketsiz olduğunu ve evrenin merkezinde bulunduğunu savunan Ptolemaios’un kilise çevrelerince de desteklenen görüşüyle büsbütün unutuldu. 16. yy’ın başlarında Kopernik günmerkezli sistemi yeniden gündeme getirdiğinde ise, artık Aristoteles fiziğinin temelleri çökmeye başlamış, mekanik bilimi biraz daha gelişmişti. Bu nedenle, günmerkezli sistemin Kopernik’in adıyla tanınması, Kopernik’in başarısı kadar, bilimlerin belli bir düzeye erişmiş olmasıyla da açıklanabilir. Koper­nik’in Aristarkhos’un günmerkezli kuramını bildiği, hatta bir yapıtına eklemek üzere kaleme aldığı, ancak basılı metinde bu bilgiyi kullanmadığı bilinmektedir.

Kaynak: Türk ve Dünya Ünlüleri Ansiklopedisi, 8. cilt, Anadolu yayıncılık, 1983