Arifi Kazvini Kimdir, Hayatı, Eserleri

Mîrzâ Ebü’l-Kasım Arifi Kazvînî (1882-1934) İran Meşrutiyet İnkılabı’nın mîllî şairi, bestekâr ve icracı.

Kazvin’de doğdu. Çocukluğunda hat ve mûsiki dersleri aldı. Tahran’a giderek kı­sa zamanda geniş bir çevre edindi. Okuduğu gazel ve şarkılarla dikkati çek­ti. Kaçarlar’dan Muzafferüddin Şah tarafından saraya çağrılarak ödüllendiril­di. Meşrutiyetçi hareketler başlayınca karşı olduğu ve uygulamalarını beğen­mediği sarayı terkederek bu hareketle­re katıldı. Rusya ve İngiltere’nin İran’a müdahalesi üzerine 1915’te İstanbul’a gitti. I. Dünya Savaşı yıllarında bir müd­det Türkler’in yanında bir tavır alması­na ve İslâm birliğini savunmasına rağmen Azerbaycan’ın bağımsızlık müca­delesi başlayınca bu düşüncelerinden vazgeçti. 1919’da İran’a döndü. Tahran’da düzenlediği konserlerde okuduğu va­tan sevgisiyle dolu şiir ve şarkılarıyla bü­tün İran halkını etkiledi. Albay Muhammed Taki Han 1921’de Pisyan cumhuri­yet isteğiyle ayaklanınca Meşhed’e gi­derek bu harekete katıldı. Adı geçen li­derin aynı tarihte öldürülmesi üzerine Tahran’a döndü. Sonradan şah olan baş­kumandan Rızâ Han başbakan olunca onu ve gerçekleşmesini istediği cumhuriyet rejimini savundu ve yıkılmak üzere olan Kaçar hanedanını şiddetle tenkit etti. Bu sıralarda okuduğu cum­huriyeti savunan gazel ve marşlar halk üzerinde çok etkili oldu. Ancak bütün bu gayretlerine rağmen yeni iktidar tara­fından Hemedan’a sürüldü ve orada öl­dü. (21 Ocak 1934)

Ârif-i Kazvînî, Rızâ Şah Pehlevî idare­sinin bazı kötü tarafları olduğunu kabul etmekle birlikte, İran’ın eski ihtişamlı günlerini hatırlattığı için Pehlevî adına saygı duyulmasını ve bu ailenin temsil ettiği devlete sahip çıkılmasını istiyor­du. Sürgünde bulunduğu yıllarda milli­yetçi duygulardan hareketle Zerdüşt’ü ve Zerdüştîliği de övmüştür.

İran edebiyatında “Tasnif” denilen ve mûsiki ile söylenen şiirde en başarılı şair olarak kabul edilen Ârif-i Kazvînî, gazellerinde özellikle Sa’dî ve Hâfız’ı taklit etmiş, şiiri halkı aydınlatmak için bir vasıta olarak gördüğünden sade bir dil kullanmıştır. Şiirleri, birkaç manzu­mesi dışında keder ve ıstırap doludur. Şairliği yanında aynı zamanda iyi bir bestekâr ve güçlü bir icracıdır.

Gazel, kıta, kaside, mesnevi ve tasnif­lerden ibaret yaklaşık 150 manzume ihtiva eden divanı ilk olarak 1924’te Berlin’de Rızâzâde Şafak’ın önsözü ve bizzat şairin kaleme aldığı hayat hikaye­siyle birlikte Seyf-i Âzâd tarafından ya­yımlanmıştır. Ârif-i Kazvînî, Nisan 1923’te tamamladığı bu otobiyografisini J. J. Rousseau’nun İtiraflar’ına benzer bir şekilde kaleme almıştır.

Diyanet İslam Ansiklopedisi