Arif Nihat Asya kimdir? Hayatı ve eserleri

49

Arif Nihat Asya kimdir? hayatı ve eserleri:

Çatalca’da doğdu (1904). Ortaöğrenimini Kastamonu Lisesi’nde, yük­seköğrenimini İstanbul Yüksek Öğretmen Okulu Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü’nde tamamladı (1927). Malatya, Adana, Kıbrıs liselerinde öğret­menlik yaptı. Adana’dan milletvekili seçilerek parlamentoya girdi (1950- 54). isteğiyle emekliye ayrılınca “Yeni İstanbul”, “Babıâli’de Sabah” gaze­telerinde fıkra yazarlığı yaptı (1962-75). Ankara’da öldü (5 Ocak 1975).

Arif Nihat Asya’nın ilk dönemini simgeleyen kitaplardan Bir Bayrak Rüzgâr Bekliyor’da (1946) sözcük ve dize beğenisiyle dikkatimizi çeken şi­ir yok gibidir. Ahmet Hamdi’nin, Necip Fazıl’ın, Ahmet Muhip’in hece öl­çüsüyle yazılmış şiirlerin en başarılı örneklerini verdikleri yıllarda Asya, şi­irsel öğeleri yapıya dönüştürmede nerdeyse hiç başarı kazanamamıştır. Ül­ke duyarlıklarından esinlenmek ister, yüzeyde kalır. Sözcüğün anlam gü­cünden yararlanmak yeter ona:

Dağlar var karanlık, dağlar var beyaz,

Korka korka eteğinden öper yaz,

Ağrı dağ, Baba dağ, Gâvur dağ, İlgaz,

Kubbelerdir dolaşılır aşılmaz.

(Dağlar3 1. bas., sf. 67)

Bu örnekte de gördüğümüz gibi coğrafyayla yetinir. Dinsel duygulardan kaynaklanan “manzume”lerde de aynı yüzeysellik çıkar karşımıza: “Şehza­de, Lâleli, Haseki Sultan / Hepsinin üstünde Süleymaniye / Süleymani- ye’den, Ayasofya’dan / yollar dal dal iner Yenicamiye.” (Kubbeler, sf. 69) Yalnız kitabın son bölümünde tek bir şiirde (Kubbe-i Hadra) aruz ölçüsü­nü kullanmasına karşın rahat görünür Arif Nihat:

Mevlevî nerde, nasıldır dîvan?

Çeşmelerdir, kurumuşlar şimdi…

Rahlelerdir el açar arşa dua,

Okur evradını kuşlar şimdi.

Bu küskün duyguların yarattığı hüznün arkasında bir şair kimliğini du­yumsama olanağını buluruz. Nitekim yıllar sonra, şair birincil işinin söz­cüklerle çalışmak olduğunu algılamış görünür. Rubai’ler’inde yer yer neok- lasik anlayışın başarılı örneklerini verir. Sözcüğü kullanabilen bir şair var­dır artık, inandığı dünyada rahat eden. Birikimiyle mutlu.

Mehmet Akif dindardı, ama İslam öğretisi başını eğmedi Akif’in. Aksi­ne “tevekkül’e, “uysal koyun olmaya” karşı direnmeye çalıştı. Somuttu. Çevresi, ülkesi, Kuran’ı, savaşımıyla…

Mistik eğilimler ilk kez Necip Fazıl şiirinde bütünlük göstermiştir. Kar­şıt kavramlardan korkan bir kişiliği vardı Necip Fazıl’ın: Yaşam – ölüm, ölümlülük – ölümsüzlük, cüce-dev, şeytan – melek, sevgi – nefret, kaldırım – yatak… Uzun süre karşıtlıkların yarattığı kavramlar yansıdı şiirine.

Rubâi dönemindeki Arif Nihat’taysa inanç, huzur nedeni olarak görü­nür. inancının dünyasında çelişki ve çatışkılara yer vermek istemez pek. En­der olarak sitem ediyorsa, bunu bile gizler gibidir.

Ferhâd benim, Kerem ben, Emrâh benim,

Yoksullara öksüzlere hemrâh benim…

Ey yâr, saraylar sana, yollar banadır,

Tutmaz mı yetîm elimden Allah benim?

Belki geneldeki bu yetinme duygusu nedeniyle çağdaş insanın değişik ruh hallerini yansıtan temalara güç rastlanır onun şiirinde. Mehmet Akif, çağdaş İslam öğretisinin yaşama geçmesi için savaşım vermişti. Yargılıyor, hesap soruyor, “muhafazakâr” kişilerde çağdaşlaşma bilinci yaratma gere­ğini duyuyordu (bkz. Meşrutiyet Dönemi).

Arif Nihat’ta sorunsal yoktur. Durum vardır. Şairliğinin değişebilirliği ölçüsünde yaşar bu durumları.

İçtikçe hafifler gibi bir hoş gezeriz,

Harman dövülür, bağ bozulur, boş gezeriz,

Ey sevgili bir gün şarabın rengiyle Bir gün kadehin sesiyle sarhoş gezeriz.

Geçiş dönemi edebiyatımızda benzerlerine çok rastladığımız bu tür ör­neklerin Arif Nihat şiirini zenginleştirdiği söylenemez.

ŞİİR KİTAPLARI

Kaynak: Çağdaş Türk Edebiyatı 3, Cumhuriyet Dönemi 1, Şükran YURDAKUL, 1994, Evrensel Basım Yayın.

Arif Nihat Asya

Yazdığı sayısız şiirlerle Milli Edebiyat akımı içerisinde müstesna yeri olan son devir şairlerimizden. 1904 yılında Çatalca’da doğdu. Yüksek Öğretmen Okulu Edebiyat Bölümünü bitirdi. Birçok ilimizde edebiyat öğretmenliği ve lise müdürlükleri yaptı. 1950’de Seyhan milletvekili olan şair, sonra tekrar öğretmenliğe döndü. 1959’da Kıbrıs’a gönderildi ve orada iki yıl kaldı. 1962’de emekliye ayrılan Arif Nihad Asya, 1975 yılında vefat etti.

Dürüst karakteri, kibarlığı ve mertliği ile tanınan Arif Nihad, aşk derecesinde vatanını seven, milli ve manevi değerlerine bağlı ve müsamahalı bir mizaca sahib olmasıyla, bulunduğu her çevrede sevilen bir insandı.

Geniş anlamda bir “toplum için sanat” şairi olan Arif Nihad Asya, dar açılı bir ideolojiye hizmet etmeyişi ile gerçek yerini bulmuştur. O, her kıymete “önce sanat” endişesi içinde bakmıştır.

Arif Nihad Asya’nın şiir dili, halk dilinden, herkesin anlayabileceği gerçek bir Türkçeden meydana gelir. Türkün büyük zaferlerini, insanımızın ince ruhluluğunu, askerimizin kahramanlığını zevk ve inançla söyleyen bir şairimizdir.

Arif Nihat Asya Eserleri:

Heykeltraş (1924), Yastığımın Rüyası (1930), Bir Bayrak Rüzgar Bekliyor (1946), Rubaiyyat-ı Arif (1956), Kıbrıs Rubaileri (1964), Nisan (1964), Kubbe-i Hadra (1956), Emzikler (1964), Kökler ve Dallar (1964), Yürek (1968), Aynalardan Kalan (1969), Şiirler (1971), Basamaklar (1971).

Nesir olanlara gelince; Kanatlar ve Gagalar (1945), Enikli Kapı (1964), Terazi Kendini Tartamaz (1967), Onlar Bu Dilden Anlar (1970), Aramak ve Söyleyememek (1976), Kanatlarını Arayanlar (1976) belli başlı eserleridir.

FETİH MARŞI

Yelkenler biçilecek, yelkenler dikilecek;

Dağlardan çektiriler, kalyonlar çekilecek.

Kerpetenlerle surun dişleri sökülecek!

Yürü!.. Hala ne diye oyunda oynaştasın!

Fatih’in İstanbul’u fethettiği yaştasın.

Sen de geçebilirsin yardan, anadan, serden…

Senin de destanını okuyalım ezberden…

Haberin yok gibidir taşıdığın değerden…

Elde sensin, dilde sen; gönüldesin, baştasın…

Fatih’in İstanbul’u fethettiği yaştasın.

Yüzüne çarpmak gerek zamanenin fendini!

Göster: Kabaran sular nasıl yıkar bendini!

Küçük görme, hor görme -delikanlım- kendini!

Şu kırık abideyi yükseltecek taştasın;

Fatih’in İstanbul’u fethettiği yaştasın.

Bu kitaplar Fatih’tir, Selim’dir, Süleyman’dır;

Şu mihrab Sinanüddin, şu minare Sinan’dır.

Haydi artık uyuyan destanını uyandır!

Bilmem neden gündelik işlerle telaştasın…

Kızım, sen de Fatih’ler doğuracak yaştasın!

Delikanlım, işaret aldığın gün atandan,

Yürüyeceksin… Millet yürüyecek arkandan!

Sana selam getirdim Ulubatlı Hasan’dan…

Sen ki burçlara bayrak olacak kumaştasın,

Fatih’in İstanbul’u fethettiği yaştasın!

Bırak bozuk saatler yalan yanlış işlesin!

Çelebiler çekilip haremlerde kışlasın!

Yürü aslanım, fetih hazırlığı başlasın…

Yürü, -hala- ne diye kendinle savaştasın?

Fatih’in İstanbul’u fethettiği yaştasın!

Kaynak: Rehber Ansiklopedisi, 2. Cilt.

Şair. (7 Şubat1904, Çatalca/İstanbul – Ocak 1975 Ankara) İstanbul Üniversitesi Yüksek Öğretmen Okulu Edebiyat Bölümü’nü bitirdi. Adana, Malatya, Edirne, Tarsus, Ankara ve Kıbrıs’taki liselerde edebiyat öğretmenliği yaptı. 1950 yılında Seyhan (Adana) ve 1954 yılında da Eskişehir milletvekili olarak Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne girdi. Milletvekilliğinden sonra tekrar bir süre daha öğretmenlik yaptı. Ankara Gazi Lisesi edebiyat öğretmeni iken 1962’de emekliye ayrıldı.

Yeni İstanbul ve Babıali’de Sabah gazetelerinde yazıları yayınlandı. Hece ve serbest ölçüyle yazdığı şiirlerin yanında ölçüsüyle rubailer, gazeller yazdı. Rubailerden oluşan beş kitap yayınladı. Çocuklar için ayrı bir kitap yayınlamayan Arif Nihat Asya’nın şiirlerini gençler de okuyabilirler.

Şiirler (1971), Bütün Eserleri (1975-1977).

Kaynak: Türk Çocuk ve Gençlik Edebiyatı Ansiklopedisi, 2. Cilt, Hasan Latif SARIYÜCE, Nar yayınları, 2012