Apollonios (Tyana’lı) kimdir? Hayatı ve eserleri hakkında bilgi:

0
32

Apollonios (Tyana’lı) kimdir? Hayatı ve eserleri hakkında bilgi: (1-yy) Eski Yunanlı bilge. Pythagorasçı öğ­retiyi yeni bir yorumdan geçirerek çoktanrıcılıkla tinselciliği uzlaştırma­ya çalışmıştır. İmparator Augustus çağında Tyana’da doğduğu ve Nerva döneminde Efes’te öldüğü söylenir. Ailesi kentin soylularındanmış. On dört yaşındayken Feni­keli Euthydemos’un Tarsus’ta açtığı felsefe okuluna girerek dilbilgisi ve söylev öğrenimi gördü. Sonra Ege Bölgesi’ne gitti, Stoacı bilgelerle tanıştı. Bu sırada Pythagorasçı Eutsenes ile arkadaş oldu, onun etkisiy­le Pythagorasçı öğretiyi inceledi. Uzun süren bir Doğu gezisine çıktı, Pythagoras öğretisinin gündelik yaşam­la ilgili kurallarına uyarak et yemeyi, şarap içmeyi bıraktı, omuzlarına kıldan bir örtü atarak yalınayak dolaştı. Benliğini oldukça katı bir yöntemle eğitmeye koyuldu. Uzun süren gezilerinde Pythagorasçı ahlak öğretisi ve yaşama biçimini yaymaya çalıştı. Daha sonra, dört yıl kaldığı Babil’e gitti. Orada tanrısal yeteneklerle donatılmış, olağanüstü başarılar gösteren bir kimse olarak ilgi çekti. Bağıcıların, büyücülerin büyük saygı gördüğü Ninova’ya, oradan da gymna-sophistesle (Çıplak bilgeler) tanıştığı Kafkas ülkeleri­ne ve Hindistan’a gitti. Bir ara Avrupa’yı da gezdi.

Apollonios, bu uzun süreli gezilerinde, Pythago­rasçı öğretiyi yaymayı amaç edinmiş; yeni yorumlar getirerek bu öğretinin gelişmesine, tutunmasına yar­dımcı olmuştu. Ölümünden sonra, büsbütün tanrılaştırılan Apollonios adına, doğduğu il halkı bir tapınak kurmuş, anısına törenler düzenlemiş ve adaklar sun­muştur. Kimi kaynaklara geçen yaygın bir söylentiye göre Apollonios tanrıların somut varlıklar oldukları­nı, insan kılığına girdiklerini, toplum içinde yaşadık­larını ileri sürmüş, bu görüşüne kanıt olarak da kendini göstermiştir.

Apollonios’a göre, insan tanrısal bir varlıktır, değeri ve önemi de taşıdığı özden kaynaklanır. Bu nedenle insana bir “erdem varlığı” demek gerekir. Din görevlilerinin öğütleri, söylevleri, uygulanmasını önerdikleri yaşama kuralları, insanı tanrısal özünden uzaklaştırır ve tutarsız bir ahlak anlayışını benimseye­rek bozulmasına yol açar. İnsanın kötülüklerden, olumsuz etkilerden kurtulabilmesi için en ilkel yaşa­ma biçimini uygulaması gerekir. Bütün insanların, yeryüzü varlıklarından ortaklaşa ve kardeşçe yarar­lanmaları doğaldır. Toprakları bölmek doğaya aykı­rıdır.

Tanrılara adak sunulması, saçı saçılması yalnız gereksiz değil, yakışıksızdır da. Tanrılar yücedir, uludur; insanların adadıkları ve sundukları nesnelere gereksinme duymazlar.

Varlık kavramı altında toplanan ne varsa tek bir özden oluşmuştur. Bu tanrısal özün edilgin duruma gelmesi varlıklara biçim kazandırır. Öyleyse “oluş” tanrısal özün edilgin bir nitelik kazanmasıdır.

Ölüm, bu tanrısal özün yoğunlaşması, katılaşma­sı, dirim ise gevşek bir nitelik kazanmasıdır. Bu durumda ölüm-dirim olayı bir nesnenin, nitelik değiştirerek dönüşümüdür. Yoğunlaşan, seyrekleşen özdeğin biçim değiştirmesi ve bir durumdan başka bir duruma geçmesi, nesnelerin türlenmesine ve ayrı ayrı yapı-biçim kazanmasına olanak sağlar.

Sayılar konusunda Pythagoras’ın öğretisine bağlı kalan Apollonios din törenlerine, kutsal inançlara daha yüce bir anlam kazandırmak için birtakım imler (semboller) kullanmıştır.

Apollonios’ia ilgili bilgi veren değişik kaynaklar arasında Suidas ve Philastratos, onun, Pythagoras’ın yaşamı, Mnemosyne’ye övgü, biliciler, adaklar ve din törenleri gibi konularda birer yapıtı olduğunu ileri sürerler.

Apollonios’un felsefe tarihindeki önemi, Pytha­gorasçı düşünceye getirdiği yeni yorum nedeniyledir. Varlık türlerini tek olan, tanrısal nitelikler taşıyan, ölümsüz bir “öz”den türetmesi, sonraki dönemlerde tektanrıcı anlayışı etkilemiştir.

Kaynak: Türk ve Dünya Ünlüleri Ansiklopedisi, 7. cilt, Anadolu yayıncılık, 1983