Aphrodisius Aleksander kimdir? Hayatı ve eserleri hakkında bilgi

24

Aphrodisius Aleksander kimdir? Hayatı ve eserleri hakkında bilgi: (2. – 3. yy) Yunanlı bilge. Aristoteles felsefesine getirdiği yorumlarla yeni bir düşünce akımının doğmasını sağlamıştır. Kahire yakınlarında Afrodizya’da doğdu. Ailesi, gençlik dönemi, doğum ve ölüm yılları kesin olarak bilinmemektedir. Öğrenimi ve eğitimi konusunda da günümüze çok az bilgi kalmıştır. Çağının ünlü bilgelerinden ders aldı. Yaratıcı gücü ve geniş bilgisi nedeniyle ün kazanınca imparator Septimius Severus ve Caracalla’nın ilgisini çekti. Aristoteles felsefesi üzerine ders vermesi için Atina’ya çağrıldı. Bu öneriyi olumlu karşılayıp 198 – 211 arasında öğretmenlik yaptı.

Aleksander, Aristoteles felsefesine getirdiği yeni ve geniş yorumlarla tanındı. Bu felsefeyi Stoacılar’a karşı savundu. Yorumlarını, genellikle “etkin us” konusunda yoğunlaştırdı;   Aristoteles felsefesinde önemli yer tutan etkin usu yeniden sınıflandırdı ve üçe ayırdı:

1- İşlenmemiş Us: Bu, gizil gücü olan, eyleme geç­meyen, yani yeti niteliği taşıyan ustur. Bir insanın sanatı anlayacak yetenekte olması, ancak o yeteneği kullanacak duruma gelmemesi gibi.

2- Kazanılmış Us: Bu, düşünme yeteneğidir. Örneğin bir sanatçının sanatını anlamaya başlaması kazanılmış bir ustur.

3- Etkin Us: Birinci ustan ikincisine geçiştir. Bu, insana özgü bir varlık değildir. Ona dışardan, daha yüksek aşamada bulunan birinci nedenden, Tanrı’dan gelir.

Edilgin us ise bir canlının bir heyecan, bir tasarım aracılığıyla çıkardığı sesler, yani “dil”dir. Bu sesler bir bilinç olayı sayılmaz.

Aleksander, salt bir Aristoteles yorumcusu ola­rak kalmadı; özgürlük ve ruhun özü konusunda kendine özgü düşünceler ileri sürdü. Stoacı ahlak ve yazgı anlayışını eleştirdi:

Stoacılık’ta insanın doğaya uygun davranması temel alınır. Doğanın yasaları birbirlerine değişmez ve ayrılmaz biçimde bağlıdır. Oysa, Aleksander’e göre hiçbir yasaya bağlanamayan kimi olgular da vardır ve bunlar olmadan us anlaşılamaz. Stoacılar’ın uyguladıkları salt belirlenim ilkesi, kimi özel olaylar için geçerli değildir.

Kadercilik ahlak ilkeleriyle uzlaşamaz. Kararla­rında özgür olmayan insan yaptıklarından sorumlu tutulamaz. Böylece iyi ve kötü insan kavramı da olamaz. Salt belirlenimcilik ilkesi gerçekse, her şey önceden düzenlenmiş demektir. Öyleyse Tanrı’nın insana gerektiği ölçüde iyilik ve kötülük dağıtması anlamsızdır.

Aleksander’e göre ruh, yaşamın ve organizmanın yalın bir biçimidir, bir öz değildir.

Kavramların varlığı, içerdikleri konularla bağlantılıdır. Tikel kavramlar, tümel kavramlardan öncedir. Tümeli oluşturan tikellerdir. Bu nedenle, tümel kav­ramlara tikel kavramlardan varılır. Tümel kavramların konuları özeldir, yalnız tikel alanda bulunur. Kavra­mın genel olması içerdiği konunun da genel olmasını gerektirmez. Düşünme yeteneğinde bulunan kavram­lar geneldir. Düşünme yeteneği işlemeyince kavram­lar da yoktur. Kavramların varlığı düşünme yeteneği­nin çalışmasıyla bağlantılıdır.

Biçim özdek ile birliktedir, özdekten ayrı bir varlık olarak düşünülmesi söz konusu değildir. Bi­çimle özdeği, düşünme yoluyla birbirinden ayırma olanağı yoktur. Biçimi özdekten, özdeği de biçimden ayırmak ikisini de yok etmek demektir. Biçimler düşünüldükçe var olduğundan düşünme yeteneğin­den ayrılamaz.

Aleksander’in etkin us konusunda ileri sürdüğü düşünceler Orta Çağ’da ve Rönesans döneminde yeni araştırmalara, yorumlara yol açtı; özellikle Arap Aristotelesçiler üzerindeki etkisi sürekli oldu. Kindi’nin usla ilgili yorumları, açıklamaları Aleksander’den kaynaklanır. Çağdaş filozoflardan Emile Boutroux’nun ileri sürdüğü “doğa yasalarının belirlenimi” kuramı da Aleksander’in görüşlerinden kaynaklan­maktadır. Aristoteles’in işlediği konuları yeniden ele alarak, çağına göre oldukça geniş yorumlardan geçirmesi, Orta Çağ’da Aristotelesçilik’in gelişmesinde başlıca etken sayılmaktadır.

YAPITLAR:

De Amma.

Kaynak: Türk ve Dünya Ünlüleri Ansiklopedisi, 4. cilt, Anadolu yayıncılık, 1983