Antiokhos kimdir? Hayatı ve eserleri hakkında bilgi

28

Antiokhos kimdir? Hayatı ve eserleri hakkında bilgi: (İÖ 124-68) Eski Yunanlı bilge. Akademiacı görü­şü kuşkuculuktan kurtararak uzlaş­macı bir yol izlemiştir. Filistin’de Arkalan’da doğdu, ölüm yeri bilinmi­yor. Gençlik dönemi, ailesi, öğrenimi konusunda ayrıntılı bilgi yoktur. Kimi kaynaklara göre, IO 87’de arkadaşı Lucullus ile iskenderiye’ye gitmiş, orada felsefe okutmuş; ÎO 79’da Atina’ya geçmiş, bir süre Cicero’nun öğretmeni olmuştur. Başka bir söylentiye göre, yine arkadaşı Lucullus’la Suriye’ye giderek Tigranocolte Savaşı’na katılmıştır.

Antiokhos felsefeye, kendinden önce gelen bilge­lerin düşüncelerini, özellikle Aristoteles’in görüşle-Tİnden kaynaklanan Akademiacı anlayışı yorumlaya­rak girdi. Bu nedenle görüşlerine yenilikten çok yoruma dayalı bir seçicilik, uzlaştırma egemendir. Gerçeğin kavranmasında, duyu verilerinden kuşku­lanmayı ilke edinen kuşkuculuğa karşı uzlaştırıcı bir yol tuttu. Bu yol, Akademiacılık ile kuşkuculuğun uzlaşma olanağı bulunan yanlarını ortaya çıkarma, aradaki gerginliği yumuşatma düşüncesini içeren seçicilik, birleştiriciliktir. Antiokhos Akademia’nın yönetimini ele alınca felsefe sorunlarının çözümünde iki çığırı uzlaştırma yöntemini uyguladı.

Antiokhos’un görüşleri Cicero ve Zeller’in ya­pıtlarında yer verilen “Sosus” ve “Kanonika” adlı yazılarından öğrenilmektedir. Antiokhos’a göre, fel­sefenin temel sorunlarından biri olan “olasılık” geçerli değildir. Bu konuda kesin sonuca varabilmek için sağlıklı, güvenilir kanıtların bulunması gerekir. Doğ­runun ne olduğunu bilmeden, doğruya benzeyenin bilinmesi düşünülemez; olasılığın sağlıklı, kuşkudan uzak, güvenilir bir yanı yoktur. Felsefenin temeli olan araştırmanın ereği sağlıklı ve güvenilir bilgiyi elde etmektir. Bilginin kaynağı algıdır, duyu verileridir. Duyu verilerinden kuşkulanmak, başta sanat olmak üzere, bütün yaratıcı girişimleri geçersiz kılar. Bu nedenle kuşkuculuk, yapıcı değil yıkıcıdır.

Platon ile Aristoteles gibi bilgelerin görüşleri temelde özdeştir; ayrılık sorunları anlatım biçimleri­nin değişik oluşundadır. Gerçekte, bu iki bilgenin görüşleriyle Stoa felsefesi özdeştir.

Felsefenin mantık, ahlak, fizik (doğa) gibi üç ana bölümü vardır. Bu bölümlerin kendilerine göre so­runları, sorunları çözümleme yöntemleri vardır. Bu üç bölüm içinde insanı en çok ilgilendiren ahlaktır. Ahlakın konusu iyilik, doğruluk, yücelik gibi değer­lerdir, iyilik, doğaya ve us ilkelerine uygun yaşamdır. Bu uygun yaşama biçiminde gövde ve gövdenin duyarlığı da etkilidir.

Mutluluk gövde ile ruh arasında sürekli bir uyumu gerektirir. Bu nedenle mutluluk bir uyumdur.

Doğada erk ve özdek gibi iki birleştirici, biçimlendirici ilke vardır. Bütün nesnelerin oluşmasında bu iki ilke egemendir. Nesnelerin türlü türlü olmalarına karşılık kurucu özleri erk ile özdektir. Bütün yer kaplayan, somut nesnelerin temelinde, sonsuzca bö­lünebilir, ilkel özdekle sağlanan bir birlik vardır. Nesneyi biçimlendiren, bir varlık niteliğine kavuştu­ran bu birliktir.

Mantığın içerdiği kavramların kaynağı da duyu verileridir. Bu veriler, sonradan, us ilkelerine göre düzenlenir, biçimlendirilir. Bu işlemde duyularla sağlanan algıların etkisi açıktır. Antiokhos mantık konusunda, yeni bir yorumdan geçirdiği Aristote­les’in görüşlerine bağlı kaldı.

Evren, yer kaplayan nesnelerin birleşmesinden, bir araya gelmesinden oluşan bir bütündür. Evrem yöneten yüce, yetkin, ölümsüz bir anlayış gücü vardır. Bu anlayış gücü evrende düzeni korur, uyumu sağlar. Buna Tanrı dendiği gibi gerekirlilik adı da verilebilir. Evreni oluşturan özler kendiliğindendir, yaratılmamış, yoktan var edilmemiştir.

Nesnelerin algılanmasında tek kaynak us değil, duyulardır. Bu nedenle bilginin kaynağı da us değil duyu verileridir.

Antiokhos, kendinden önce gelen bilgelerden etkilendiği gibi kendinden sonra gelenleri de etkile­miştir. Felsefe tarihinde karşılaştırmalı eleştirinin öncüsü sayılması, düşüncelerini eleştiriye dayalı bir ölçüye göre düzenlemesi yüzündendir. Eleştiride duyu verilerini us ilkelerine göre değerlendirirken somut varlıklardan ayrılmaz, kavramla somut nesneyi bir bütünlük içinde ele alır.

Kaynak: Türk ve Dünya Ünlüleri Ansiklopedisi, 7. cilt, Anadolu yayıncılık, 1983