ANSİKLOPEDİ

332

 

ANSİKLOPEDİ

 

Ansiklopedi kelimesi,
bütün bilgileri belli bir sistematik çerçevesinde bir araya toplayan eserler
şeklindeki nisbeten yeni anlamını ka­zanmadan önce
Yunanlılar tarafından her hür ve genç Yunanlının geçirmesi gereken eği­lim
anlamında kullanılırdı. Yunanca enkyklos (daire ya da yuvarlak) ve paedeia
(eğitim ya da Öğretim) kelimelerinden oluşan
ansiklope­di terimi, zamanla bu pratik anlamını kaybede­rek, gittikçe akli ve
bilimsel yollarla elde edi­len bilgilerin tasnif ve tertip edildiği kapsamlı
Çalışmalar anlamınayaklaştı. Ansiklopedi keli­mesi
ilk kez Rabelais tarafından Yunancadan
çevrilerek Fransızcada kullanıldı. Nihayet Di-derot ve D’Alcmbert’in
arkadaşlarıyla birlikte hazırladıkları ve aşağı yukarı 30 yılda tamam­lanan
otuz ciltlik büyük Ansiklopedi ile bugün­kü anlamına en yakın noktaya ulaştı.
Her ne kadar Dİderot ve arkadaşlarının hazırladıkla­rı
ansiklopedi bugünkü anlamda ilk gerçek “la­ik” ansiklopedi ise de,
onlardan çok önceleri çeşitli toplumlarda bu yönde girişimler vaki ol­muştur.

Ansiklopedi benzeri
çalışmaların doğuda pek yaygınlaşmadığı söylenir. Ansiklopedinin analitik ve
sentetik kabiliyetlerin İşbirliğini ge­rektiren bir şey olduğu, dolayısıyla
ancak “ak­lın Kartezyen kullanımı” ile mümkün olabile­ceği ileri
sürülür. Bu iddia sahiplerine göre akıl, elde ettiği bilgileri salt kendi
tahlil gücü­ne ve tecrübelere göre sınıflayabilir, onları İstediği gibi
düzenleyip dünyayı, “basılı sözcük­ler” (Mc
Luhan)’ın dünyası
çerçevesinde dile­diği biçime sokabilir: işte aklın dünya üzerin­deki bu
egemenliğidir ki, XVIII. yüzyıl Aydın-lanmacı
yazarlarına o heybetli ansiklopedi ça­lışmasını yapacak cesareli
vermiştir.

Bununla birlikle,
ansiklopedi türünde kap­samlı ve sistematik bir çalışmanın zihin disipli­nini
ve aklın bağımsızlığım gerektirdiği, bu-nunsa
doğulularda çok az rastlanan bir şey ol­duğu yolundaki batılı yargı,
ciddiyetten uzak olup gerçeği yansıtmamaktadır. Çin’de ansik­lopedik
çalışmaların 2000 yıllık bir geçmişi var­dır. Devlet başkanlarına toplu bilgi
vermek ya da devlet görevlisi olacak kişilerin
eğitimi amacıyla çeşitli türden bilgiler içeren ansiklo­pedik eserler (resmi
görevlilerce) hazırlanı­yordu. Daha V. yüzyılda Marcianus
Capclla, insan bilgisini oluşturan yedi bilimi tek
bir ki­tapla toplamaya çalışmış ve eserinde insan, la-biat ve aralarındaki
İlişkiler hakkında o zama­na kadarki bilgileri gözden geçirmiştir. VII.
yüzyılda yazılan Isidore de Scvilla’mn
Etimoloqias’ı ilk
ansiklopedi örneklerindendir. Ni­hayet IX. yüzyılda İslam dünyasında Ibn Kuteybe’nin
Kiiab-t Uyûmt’lAhhâr adlı eseri bu­günkü anlamda ansiklopedinin erken
haberci­lerinden biridir.

Örneklerden de
anlaşılacağı gibi, dünya üze­rinde medeniyetin oluştuğu bölgelerde ansik­lopedi
bir ihtiyaç olarak ortaya çıkmıştır. Bu­nun nedeni, bizzat medeniyetin
kendisinde aranmalıdır. Medeniyetin getirdiği dolayım ve karmaşıklık, okur-yazar
tabakası arasında bü­tünleştirme ve basitleştirme ihtiyacını doğur­maktadır.
Medeniyetler insanın kendisi hak­kında bilgi sahibi olmasını belli araçlara
tabi kılarak gelişme imkânı bulurlar. Eğer insanlar kendileri hakkında dolaysız
bilgi sahibi olma­ya devam edebilselerdi, o içgüdülerin dolaysız olarak
duyurulduğu durumda, yani “doğa du­rumunda” kalabilsclerdi
ve nihayet insanlar medeniyet “ayna”sına bakmadan yaşayabilsclerdi, bu “belli araçlar” ortaya çıkmazdı. Bu
araçlar kendi içinde karmaştklaşabİlcn ve fark-lılaşan özellikte olduğundan, çabucak insan­dan uzaklaşma
eğilimi ladırlar. Bu artan kar-

maşıklık bir zaman sonra belli bir bilgi biriki­mini
beraberinde getirmiş olacağından, kar­maşıklıktan “aydınlığa çıkma”
insanı,, önünde bir ihtiyaç olarak belirmektedir. Bu da, ansik­lopedilerin
neden medeniyetlerin parlama dö­nemlerinde rağbet bulduğunu bir yönden açık­lamaktadır.

Sözkonusu uyanış ya da aydınlanma
dönem­lerinde hemen her milletin bir “ansiklopedi furyası” olmuş
gözüküyor. Burada bazı örnek­leri sıralamak yararlı olacak: İslâm dünyasın­da
aydınlanma çağı olarak kabul edilebilecek VIII. – XI. yüzyıl arasında pek çok
ansiklope­dik eser vücuda getirilmiştir. Ibn Sina’nın
Şi­fa, et-Kamın fi’ıTıbb
gibi eserleri, Zekcriya el-Razi’nin
bazı yazarlarca bilim tarihinin en büyük eserlerinden biri olarak zikredilen,
fa­kat bugün elimizde bulunmayan tıp ansiklope­disi, Fransız ansiklopedistlcrin ortak çatışma­larına benzer bir
çalışmayı X. yüzyılda meyda­na gelirmiş olan İhvan-ı Safa Risaleleri (ki tıp­tan
coğrafya ya, kimyadan astrolojiye kadar çok çeşitli
bitim dallarıyla ilgili 52 risaleden oluşmaktadır) sayabildiğimiz sadece bir
kaç örnektir. Daha geç dönemlerde İse İbn Hal­dun’un Aîukaddinte’si, TaşkÖprülüzade’nİn
Mevzııatıı’l-Ulûm’u ve Erzurumlu İbrahim Hakkı’nm Ma/ifeuıame’si
bunlara daha yakın zamanların Örnekleri olarak eklenebilir.

Aynı şekilde Batıda
Aydınlanma çağını ha­zırlayan XVII. yüzyıldan itibaren bir ansiklo­pedi
patlamasına tanık olunmuştur. Daha 1606’da Malhİas Martinus kusursuz bir ansik­lopedi taslağı hazırlamıştı. Vambers’in 2 cilt­lik İngilizce ansiklopedisi, Diderot ve arkadaş­larının ansiklopedisine temel olmuştur.
XIX. yüzyılda artık büyük ve kapsamlı ansiklopedi­ler boy göstermeye başlar. Larousse’un 17 cilt­lik ansİklopcdisiyle
Berthelot’nun yönettiği 31.ciltlik Büyük Ansiklopedi,
bu dönemin en göz dolduran ürünleri oldular. XX. yüzyıl ise hemen her konuda
yazılmış irili ufaklı binler­ce ansiklopedinin giderek çoğaldığı bir zaman
dilimi oldu.

Ülkemizde iseTanzİmattan sonra Batı kültü­rüne uyarlanma süreciyle
birlikte ansiklope­dik yayınlara özel bir ilgi uyandığı görüldü. Paris’te
yayınlanan “Ulûm” gazetesinin eki ola­rak Ali Suavi
tarafından yayımlanmaya başla­nıp birkaç fasikül sonra tatil edilen Kamu-su’l-Ulûm ve’l-Maarif (1870)
modern ansiklo­pedi cİlİğimİzin başlangıcını temsil
eder. Cum­huriyete kadar yapılan büyük ansiklopedi ça­lışmaları arasında Şemseddin Sami’nin Kaımt-si/Y-^/VAjj’i, M.Süreyya’nın Sicill-i Osmani‘&i, Emrullah Efendİ’nİn Maarif
Ansiklopedisi ve Salih Zeki’nin Kaımıs-u Riyazİyat’ı sayılabilir. Cumhuriyetin ilk yıllarında bir
kaç çocuk an­siklopedisi girişiminin dışında itk
genel kültür ansiklopedisi 10 ciltte tamamlanan Hayat An­siklopedisi
(1932-36)’d\r. En büyük ansiklope­di girişimlerinden biri olan İslam
Ansiklopedi­si 1940 yılında Leyden baskısı esas alınarak çeviritelİf yoluyla hazırlanmaya
başlanmış olup hala tamamlanabilmiş değildir. Yine kapsam­lı ansiklopedilerden
Türk Ansiklopedisi 1943’te yayınlanmaya başlanmış ve ancak ya­kın zamanda
tamamlanabilmiştir. 1960’lardan itibaren ansiklopedi alanında yeni girişimlere
tanık olundu. Bu dönemde geniş kapsamlı an­siklopedi çalışmalarının başında,
Fransızca ya­yımlanan Grand Laroıısse
Encydopedİque’in on asıl ve iki ek ciltlen oluşan
1960-64 baskısı temel alınarakTürkçcye Meydan Laıvıtsse Bü­yük Lügat ve Ansiklopedi adıyla 1969-73’e ka­dar
oniki cildi, 1975’te de ek bir cildi çevrile­rek
yayımlandı. Ayrıca günümüz Türkçesi ya­nında
Tanzimat’tan itibaren kullanılan kelime­lere yer verilmiş, Türk ve İslâm dünyasıyla
ilgi­li bilgiler telif maddeler halinde ansiklopediye alınmıştır. Ansiklopedi
yayıncılığı 198U’li yılla­rın başlarında dönemin gereği olarak bir du­raklamaya
girmişse de, son 5-6 yıldır yeni bir canlanma gözükmektedir. Ana Bıitannica ve Büyük Laroıısse
gibi iki kapsamlı ansiklopedi yayınlanmaya başlandı. Bununla birlikte, Tür­kiye’deki
ansiklopedilerin batı dillerine dayalı ve çeviri ağırlıklı olarak yayınlandığı clagözar edilmemesi gereken
bir olgudur.

İslam kültürünün asli
kaynak, kavram ve şartlarını dikkate alan ansiklopedi alanına ait çalışmaların
giderek kendisini bir ihtiyaç ha­linde duyıırmasıyla
bu alana yönelik yayım fa­aliyetlerinin müslümanlar
arasında da canlanmaya başladığı görülmektedir. Nitekim 1980′-lere kadar, özellikle Arap ülkelerinden yapı­lan çeviriler
ağırlıkta iken 1980’dcn sonra ya da hemen biraz
öncesinde kaynak kitapları, çeviri ve tıpkı basım şeklinde Türk kültürüne
kazandırma gayretleri yoğunlaştı. Bunu taki­ben bazı yayınevleri, kalıcı
nitelikte sözlük, an­siklopedik sözlük ve ansiklopedik yayına yö­nelmeye
başladılar. Bunlar arasında Dergah Yayınlan’nın
şimdiye kadar 6 cildi çıkan Türk Dili ve Edebiyatı Ansiklopedisi ve 1 cildi
çıkan İslaıni Bilgiler Ansiklopedisi, Türkiye
gazetesi­nin yayınladığı çeşitli ansiklopedik yayının yanısıra 18 ciltlik İslam Alimleri Ansiklopedisi; Türkiye
Diyanet Vakfı’nın yayma hazırladığı tamamen telif ve kasım 1988’de ilk fasikülü
ya­yınlanan İslâm Ansiklopedisi, Yeni Nesil Ya­yınlarının Yakın Tarih
Ansiklopedisi İnkilab yayınlarını çıkarmaya başladığı
çeviriye dayalı Siret Ansiklopedisi, ve Risale
Yayınlarının ya­yınladığı tek ciltlik genel kültür muhtevalı MasaAnsİklopcdİsi ile yine aynı
yayınevinin hazır­lamış olduğu Sosyal Dilimler Ansiklopedisi İs­lam kültürünün
bilgi ve düşünce birikimini çe­şitli yönleriyle tanıtıcı ve yaygınlaştırıcı
ansik­lopedik çalışmaların dikkate değer örnekleri­dir.

Mustafa ARMAĞAN[1]

 



[1] Sosyal Bilimler Ansiklopedisi, Risale Yayınları:
1/45-47.