Anrzej Warminski – Hegel – Marx: Bilinç ve Yaşam

“Yaşamı belirleyenin bilinç olmadığı, tam tersine, bilinci belirleyenin yaşam olduğu…”
Marx

Feuerbach üretim tarihinin ürünü olarak insanın açıklamasını veremeyen soyut bir maddecilikle son bulur ve böylece “şu an var olan yaşamın eleştirisini” de veremez.
Böyle bir maddecilik, diyalektik olmadığından ötürü, Hegel’in mutlak idealizminin eleştirisi olmaktan çok, ön-eleştirel, saf bir idealizm olur. (s. 168/169)
Gerçek yaşam dili kendisine yabancılaşırsa -ancak ve ancak gerçek maddi bireylerin tinine ilaveten, ayrı bir tin icat edilirse, ancak ve ancak (gerçek) pratikte var olan bilinçten başka bir bilinç kurgulanırsa- bilinç kendisini dünyadan bağımsızlaştırır ve saf kuramın, teolojinin, felsefenin ve ahlakın, yani ideolojilerin oluşumunun ötesine geçer.
Bilinç = aşılmış yaşam (s. 169)

Bilincin hakikati öz-bilinç ise, yani kendini bilmeyi bilmenin hakikati ise, o zaman öz-bilincin yani öz-bilmenin hakikati öz-bilincin öz-bilinci yani öz-bilmenin öz-bilmesi olmak durumundadır. Diğer bir ifadeyle, öz-bilincin tekrarlanması zorunlu ve öz-bilincin öz-bilinç olarak varlığının tek yeterli koşulu olacaktır.
Bilmenin doğru nesnesi düşüncenin bu’su ve şu’sudur -bilincin mutlak bilince doğru yolundaki deneyiminin kendisi mutlak bilmedir.
Öz-bilinç, bilincin yeni nesnesi, yeni doğrusu, yeni kendinde şeyi olarak ortaya çıktığı zaman, arzu olarak görünür: Öz-bilinç ilk başta arzudur.
Bilincin hakikati öz-bilince dönüştüğü zaman, ötekini bilmeyi bilmek, kendini bilmek olur.
Bilincin deneyiminin bu diyalektik hareketinde bilincin hakikatte bildiğini iddia ettiği ötekisi kaybolacaktır -ötekini bilmek kendini bilmek olur. Ancak aynı zamanda ötekinin (bilmesinin) anları korunur, onların kendinde, özünde varlığını sürdürür- bu öz onların kaybolan özlerini kendi varlığında (hakikatte, kendinde) barındırır.
Çünkü öz-bilinç [HAREKET] demektir.
Bu diyalektik (hareket) esasında arzu olan öz-bilincin diyalektiğidir. Yani, öz-bilinç burada arzudur çünkü o ikili bir yoksunluğun işareti olarak görünür. (s. 170/171)
(öz-bilinç) kendisi için gerekli olan bir öbür varlık yaratmak zorundadır.
Nasıl yaşamın içinden meydana geldiğini ve nasıl öz-bilinç olan öz-bilincin, arzu olan öz-bilincin (nesnesi yaşam olan) içinden doğduğunu göstermek zorundadır. İşte bu Görüngübilim’in kendisine (diyalektik zorunluluk gereği) yüklediği bir görevdir.
Öz-bilincin yaşamdan arzu olarak değil de öz-bilinç olarak meydana gelebilmesinin tek yolu arzu olarak kendisini yadsıması(dır).
Yaşamın diyalektiği arzunun diyalektiği tarafındaki ayna yansıması ile aynıdır. Yiyerek ve üreyerek yaşayan biray kendi bireyselliğini yok ederek türün sonsuz alışkanlığına karışır gider ve aynı zamanda üretme eyleminin sonucunda kendisini torunlarında yaşayan bir birey olarak yeniden meydana getirir.
Konuşmak görünmektir.
Görünenin (phenomena) söylemi (logos) ancak ve ancak söylemin görünmesidir. (s. 174)
Yaşam kendisinden başka bir ötekini gösterir, bu öteki zorunlu olarak yaşamın olumsuzu bilinçtir. Sonuçta bilinç yaşamı kendisinin nesnesi yapar, yaşam bilinç için olur. Hegel’in savının en son yapmak istediği şey, yaşamın bilinç (yaşamın kendi olumsuzu) olmayan bir ötekini göstermesidir. (s. 176)
Hegel’de bilinç üretildiği maddi emeğin tarihinin üretimi olduğu sürece, Marx’taki yaşam ile aynı şeydir.
Ama eğer bilinç, yaşam kadar maddi üretim tarihinin bir ürünü ise tarihsel maddeci bir şekilde konuşursak, bilinç ve yaşam arasında bir fark yoktur. (s. 177)
…tarihte olan şey, olanın tarih olarak gelecek olması. (s. 178)

Çeviren: Sibel Kibar
Monokl
Hegel Özel Sayısı
(s. 168-178)