Anket Uygulama Usûl ve Teknikleri – Sosyoloji Araştırma Metodları

Anket Uygulama Usûl ve Teknikleri
Gözlem tekniklerini ele alırken, burada genel olarak sosyolojide ve özellikle din sosyolojisinde anket uygulamanın usûl ve teknikleri üzerinde biraz durmamız yararlı olacaktır.
Anket sözcüğü oldukça genel bir anlama sahiptir ve gerçekte anketlerin çok değişik türleri mevcuttur. Her halükârda, hemen her anket araştırma konusu ile ilgili birtakım soruları içerir. Sayısal anket, sosyolojinin yanı sıra din sosyolojisi araştırmalarında da giderek geniş bir kullanıma erişmektedir. Sayısal bir anket, şu dört aşamada gerçekleştirilir:
1) Hipotezlerin kurulması,
2) Gözlem planının oluşturulması,
3) Değişkenlerin belirlenmesi,
4) Değişkenler arasındaki ilişkilerin analizi.
Gerçekte, bilimsel bir araştırmada “hipotez”\tı {denence), araştırma konusu ile ilgili olarak, geniş bir açıklamaya yahut “teori”ye erişebilmenin ilk aşamasıdırlar. Onlar, bilimsel araştırmanın denemeye alınan unsurları olarak, deneye tabi tutulmayan “ön kabuller” olan
“sayıltı”!ardan farklıdırlar.
Teori (kuram) ise, deneye imkân veren bir alanda, sistematik tahmin ve açıklamalar getiren, kavramlardan oluşmuş fikrî bir alettir. Aslında her bilim teoriye dayanır. Zira olaylar arasındaki karmaşık ilişkiler ancak teorilerle bir “paradigma”ya yahut düşünce “model”ine oturtulabilirler. Ancak bilim dinamiktir. Bu bakımdan teoriler de, zamanla deneysel olgularca doğrulanabilir ve daha güçlü konuma gelebilir yahut yanlışlanabilir ve geçerliliklerini yitirirler. Meselâ din sosyolojisi alanında, göreceğimiz gibi, Fransız Sosyoloji Ekolünün büyük temsilcisi, sosyolojist eğilimli E. Durkheim ile Alman Sosyoloji Mektebinin önde gelen isimlerinden Anlayıcı Sosyoloji çizgisindeki Max
Weber’in, din ile toplum ve sosyal kurumlar arasındaki ilişkiler konusunda dikkate değer sosyoloji teorileri bulunmaktadır. Ancak onların teorileri sonraki araştırmaların ışığı altında büyük değişikliklere uğramak zorunda kalmışlardır. Gerçekte teori, somut olguların, kavramlar aracılığı ile aralarında bağlantılar kurulması sûretiyle bir tür sistematik soyutlaştırılması olup, doğrusu zamanımızda sosyoloji, genel geçerli teoriler oluşturmanın güçlüğü karşısında, sistematik teorilerden ziyade ampirik araştırmalara yönelmiş görünmektedir. Yine de bilimsel olma iddiasında olan her ampirik araştırmanın, teorik bir temel çerçeve yahut modele oturması gerekir. Aksi halde, araştırma konusu ile ilgili olaylar yığına dayalı tekrarlardan öteye gidilmemiş olur.
Her halükârda, teorilerin sınanması gerekmektedir ve nitekim, iki yada daha çok olaylar dizisi veya “değişken” arasında var olduğu farz olunan ilişkileri saptayan bir açıklama olmak bakımından hipotezler aslında, kendi çapında böylesine bir sınama denemesinden başka bir şey değildirler. Aslında bir hipotez, araştırma konusu ile ilgili olarak öyle pek bir araştırma yapmadan sırf idrak yolu ile a piori biçimde de kurulabilir. Meselâ din sosyolojisi alanında, sanayileşmenin geleneksel dinî yaşayışı gerilettiği bu bakımdan da böylesine bir gelişmenin olduğu bir toplumda dinî pratikler alanında gerileme olduğu varsayı- labilir. Ancak durum ve şartlara göre tersine bir varsayım da oluşturulabilir. Bu bakımdan, bilimsel bir hipotezin, konu ile ilgili birtakım ön gözlem ve tespitlere dayanması gerekir. Bunun için de araştırma konusu ile ilgili olarak bir “ön anket” yahut araştırma veya çalışma yapmak yerinde olur. Böylece derlenen bilgiler bir tahlil ve değerlendirmeye alınır, araştırılacak unsurlar ve hipotezler oluşturulur. Bilimsel bir araştırmada, yönetici bir fikir olarak ve bir teorik modele oturtulmuş biçimde temel bir varsayım ve yerine göre yan hipotezler bulunabilir ve hipotezleri tahkik etmek üzere asıl anket planı ve sorular belirlenir. Zira hipotezlerin tahkiki, veriler aracılığı ile mümkündür. Bilimsel veriler ise gözlem tekniği ile derlenmek sûretiyle sağlanır.
Dolaysız gözlemle ilgili olarak, gözlemi yapacak kişiyle ilgili bazı niteliklerden de bahsetmek gerekir. İlkin, gözlemcinin bakmasını ve görmesini iyi bilmesi lâzımdır. Ayrıca gözlemin yönetilmesi de çok önemlidir. Zira, dolaysız gözlemin yapılışının kendine has bir tekniği bulunmaktadır.

Burada sırayla:
1) Öğrenme,

2- Hazırlanma,

3- Sezme gibi safhalardan söz edilebilir.
Birinci safhada, gözlenecek toplum tanınmaya çalışılır. Toplumun tarihini, günlük sosyal hayatını çok iyi bilmek gerekir. Bu da o toplumun içerisinde uzun müddet yaşamakla sağlanabilir. Turistik bir tarzda, kısa süreli bir izlenimle toplanan bilgiler çoğu zaman pek güvenilir değildirler. İyi bir gözlemcinin, gözlemini yaptığı toplumun içine girmesi, dinî törenler, ibadetler ve liderlerle temasa geçmesi ve toplumun hayatına, dinine ve inançlarına tam nüfûz sağlaması gerekir. Gözlem her yönden ölçülü olmayı ve uyanık bulunmayı gerektiren bir iştir.

İkinci safha, belli bir hazırlık dönemini içermektedir. Gözlemci işe başlamadan önce hazırlanmak ve neyi, nasıl araştıracağını bilmek zorundadır. Bunu yapmazsa, olayların akışı ve çokluğu karşısında gözleri kamaşır ve körleşir. İşte, bilimsel bir araştırmanın teorik ve kavramsal çerçevesinin oluşturulması, bir teoriye dayalı model kurulması, hipotezlerin belirlenmesi ve gözlem planının oluşturulması bu bakımdan önem taşımaktadır. Dolaysız gözlem sırasında soru kağıdı tekniğinden yararlanmak önem taşımaktadır. Bunu kolaylaştırmak üzere, basılmış soru kâğıtları dahi mevcuttur. Meselâ, G. Le Bras’m, Çağdaş, İslâmiyet’te Normlar ve Değerler (Normes et Valeurs dans L’Islam Contemporain) adlı anonim eserin sayfa 286 ve devamında yayınlanmış bulunan “Din Sosyolojisi Konusunda Araştırma Perspektifleri” (Perspectives de recherche en matiere de Sociologie Religieuse) başlıklı makalesi, Müslüman toplumlar üzerine uygulamalı din sosyolojisi araştırmaları yapacaklar için önemli bir ışık tutacak mahiyettedir. Ancak bunlar dinî hayatla ilgili genel birtakım hususlar ve sorular olmaktan öteye gidememektedirler. Bu bakımdan araştırıcının, araştırma konusu ve araştıracağı toplumun sosyal, kültürel ve dinî durumlarını göz önünde tutarak özel sorular hazırlaması en uygun yoldur. Bu ise, son derecede karmaşık ve güç bir iştir. Araştırmada varılacak sonuçlar açısından soruların mahiyeti, biçimi ve sıralanması büyük bir önem taşımaktadır. Sorularda farklılık yaratan temel faktör, cevaplamalardaki serbestlik derecesinin farklılığıdır. Bu bakımdan anket soruları açık ve kapalı uçlu sorular olmak üzere ikiye ayrılır.

Aynı şekilde soruları şu şekilde ikiye ayırmak da mümkündür:
a) Alternatif cevaplar serisine göre düzenlenmiş, sorular,
b) Değerlendirme amaçlı sorular.
Anket soruları bir de cevapların mahiyetine göre:
a) Olaylar ve fiiller hakkında sorular,
b) Niyet ve kanaatler hakkında sorular ve
c) Test soruları olmak üzere üç gruba ayrılmaktadırlar.
Soruların sıralanışı son derece önemlidir. Bir kısım soruların bazı sorulardan önce veya sonra gelmiş olması elde edilebilecek bilgilerin doğruluk derecesine tesir edebilir. Ayrıca soruların toplam sayısı da çok önemlidir. Pek çok soruları içine alan bir soru kâğıdı bıktırıcı olmakta ve istenilen cevapların tam olarak elde edilmemesinin yanı sıra ankete katılma oranını da menfi olarak etkilemektedir. Soru kâğıtlarının cevaplandırılması yazılı ve sözlü cevaplama şekillerinde olabilir.
Soru kâğıtları ile gerçekleştirilen dolaysız yaygın gözlem özellikle dinî konularda sathî araştırmalar yapmaya elverişlidir. Yani gözlem yaygın olmakla birlikte fazla derin değildir. Buna karşılık doğrudan doğruya yoğun gözlemlerle derinlemesine araştırmalar gerçekleştirilebilir. Bu tür araştırmalar özellikle küçük gruplar için geçerlidir. Aynı şekilde bu yolla büyük gruplar içerisinden alman küçük örnekler üzerinde derinlemesine araştırmalar yapmak da mümkündür. Dolaysız yoğun gözlemlerde kullanılan teknikler üçe ayrılmaktadırlar:
a) Mülâkatlar,
b) Kanaat testleri,
c) Sondaj,
a) Katılma tekniği.
Aslında bu tekniklerin hemen hepsinden dolaysız yaygın gözlemlerde yararlanmak mümkündür. Bununla birlikte bu teknikler dolaysız yoğun gözlemlerde daha çok kullanılırlar. Genellikle mülâkatlar, araştırma konusu olan toplumdan seçilen belli kişilerle araştırmacıların konusu ile ilgili sorular sorması ve aldığı cevapları kaydetmesi şeklinde olmaktadır. Ancak bu tekniğin yürütülmesinde türlü usûllere
başvurulmaktadır. Testler dinî inanç, kanaat, düşünce ve davranışların ölçülmesinde çok yararlı olmaktadırlar. Sondaj yoluyla anketler, genellikle sınırlı kişilere uygulanırlar ve birçok durumlarda yanıltıcı olabilmektedirler. Ancak onların da değişik türleri mevcuttur ve bu yolla sakıncalar kısmen ortadan kaldırılmaya çalışılmaktadır. Meselâ tekrarlama türü, önceki verileri kontrole yaradığı gibi, değişmeleri ölçmede de kullanılır. Katılma tekniği ise, araştırıcıya araştırma konusu ile ilgili olarak doğrudan doğruya çıplak gözle canlı gözlemler yapma imkânını verdiği için çok faydalıdır. Bu usûl, araştırıcının araştırma konusu olan toplumun veya dinî grubun içine katılarak, doğrudan doğruya olayları yaşaması ve müşahedelerde bulunmasından ibarettir.
Dolaysız gözlemde üçüncü safha sezmedir. Gözlemin iyi olması için gözlemcinin anlayışlı ve sezgili olması önemlidir. Eldeki malzeme, becerikli ve ustalıklı kullanılmazsa her türlü çalışma boş ve değersiz olur. Gözlem bir kabiliyet, uyanıklık ve nüfuz işidir. Bu gibi vasıflar ve kabiliyetlere sahip bulunmayan bir gözlemcinin en önemli olaylar ve vakıalara karşı bile ilgi duyması beklenemez.