Analoji ve Karşılaştırma Metodu

223
PAYLAŞ

Düşünmenin temel fonksiyonlarından birisi de karşılaştırma yap-maktır. Karşılaştırma, birbirine benzer nesne, olay ve olgular arasında yapılır. Bu nedenle karşılaştırması yapılacak nesne, olay ve olguların tespiti ve sınıflandırılması gerekmektedir. Bu da analoji şeklindeki çıkarımla mümkün olur. Demek ki analoji, objeler arasında görülen ve bilinen benzerliklerden, görülmeyen ve bilinmeyen benzerliklere geçiş suretiyle yapılan bir çıkarımdır. Şimdiye kadar gördüğümüz iki çeşit çıkarımdan biri, genelden tikele, kanundan olaylara geçiyordu. Buna tümdengelim demiştik. Diğeri de bunun karşıtı bir yol izler; tikelden; olaylardan genel, tümel kanunlara ve teorilere geçer. Buna da tümevarım demiştik. Analoji ise bu iki çıkarım şeklinden farklı olarak, benzerlik yolu ile tikelden tikele geçer.

Analoji matematikten tutun pozitif tabiat bilimlerinde ve sosyal bilimlerde kullanılan bir çıkarım şeklidir. Tarihî varlık alanını ve bu alan içerisinde cereyan eden sosyal varlığı tipleştirmede analoji sıkça başvurulan bir yoldur. Bugünkü olaylarla, geçmişteki olaylar birbirlerine benzetilir, olayların geçmişte de aynı sebeplerle meydana geldikleri düşünülür. Yine aynı şekilde, halde meydana gelen olaylarla geçmişteki olaylar birbirlerini andırıyorsa, gelecekte de bu tür olayların olabileceği varsayılabilir. Özellikle gündelik hayat bilgileri, edebiyat sosyolojinin temelini teşkil eden semantikte, meselâ, mecazlar, istiareler, atasözleri analoji için tipik örneklerdir.

Analoji üç şekilde yapılır.

Birincisi, vasıtaların benzerliklerin-den amaçların benzerliklerine geçiş suretiyle yapılır.

İkincisi, sonuçların benzerliklerinden sebeplerin benzerliklerine geçiş suretiyle yapılır.

Üçüncüsü de, olayların tabiat ve niteliklerinin benzerliklerinden kanunlarına ve esas karakterlerine geçilir.

Analojide kural mümkün olduğu kadar çok ve esaslı benzerliklere dayanmaktır. Basit ve geçici benzerliklerden acele sonuçlar çıkarmak, yanlışlara sebep olur. Tikel olaylardan genel ve tümel kanunlar bulmaya çalışmak, analojinin amacına ters düşer. Analoji şeklindeki bir benzetmeden çıkacak sonuçlar, gözlem ve deney yolu ile kontrol edilirler.

Her ilmî araştırmada olduğu gibi sosyolojik araştırmalarda da amaç kanuna veya teoriye varmaktır. Bunun için de vasıflanan sosyal olay ve olgular tipleştirilir. Tipleştirme yapabilmek için birbirine benzer olay ve olguların sınıflandırılması yapılır, daha sonra karşılaştırmaya geçilir. De-mek ki karşılaştırma, vasıflamayı tamamlamak için, bir toplum içinde ve başka başka zamanlarda geçen olayları incelemek için yapılan bir işlemdir.
Sosyal olay ve olgular ve bunların tipleştirilmiş şekilleri için genelde üç tür karşılaştırma yapabiliriz:

     Tarihî karşılaştırma
     Etnografik karşılaştırma
     İstatistik karşılaştırma

Tarihî karşılaştırma, ele alınan toplumun çeşitli dönemleri arasında yapılan karşılaştırmadır. Genelde belgelere dayanır. Zira halde meydana gelen sosyal olayların sosyologlar tarafından incelenmesi ve sebep-sonuç ilişkilerinin tespit edilmesi, her zaman mümkün değildir. Vuku bulan her olay, vukuundan sonra tarihin malı olur. Tarih bu olayları, yer ve zaman göstererek vuku bulduğu şekliyle kaydeder. Sosyolog ise bu tek tek olayları tarihin belgelerinden tespit eder, birbirine benzer olayları gruplandırır, belli bir dönem için gruplandırılmış olan olayların, başka bir dönemde vuku bulmuş ve gruplandırılması yapılmış olaylarla benzerliklerini kurar ve karşılaştırmalar yapar.

Tarihî metodun sosyoloji için en önemli özelliği, belli bir dönemde belli toplumların hem statik yapılarını, hem de dinamik yapılarını ve de sosyal değişmenin kanunlarını bize vermesidir. Bu durum aynı zamanda halde meydana gelen olaylarla, geleceğe ait toplum yapıları hakkında yapılacak tahminlere geçişi sağlar.

Daha önce de söylediğimiz gibi etnografya, belli bir insan topluluğunun tüm faaliyetlerini (maddî hayata bağlı teknikler, toplum düzeni, dini inançlar, iş ve toprağı işleme aletlerinin bir kültürden öbürüne devri, akrabalık yapıları) tasvir edici bir yaklaşımla inceleyen bir bilim dalıdır. Ancak etnografyanın ele aldığı ve kendisine konu olarak seçtiği, ilkel medeniyetler ve kültürlerdir. Etnografik karşılaştırma hem ilkel kültür ve medeniyetler arasında, hem de bu ilkel kültürlerle modern kültürler arasında yapılır.

İstatistik, yığın olayları ve bunların oluşturduğu yığınları inceler. Yığın olaylar zaman ve mekân vasıfları dışında bir veya birkaç ortak vasfı olmakla beraber, aralarında birçok farklılıklar da bulunan, bundan dolayı tek bir olayın diğerlerini, dolayısıyla ait olduğu yığını temsil etmesine imkân olmayan olaylardır. Nicel sosyolojide matematik-istatistik ve ölçme metotlarına sıkça başvurulur. Rakamlar kâinatta var olan varlıkların sayısını ifade ederler. Birlikte bir sosyal kategori oluşturan şahısları ve kategori oluşturmadaki ilişkilerini rakamlarla ifade ettiğimizde istatistik metotlara müracaat ederiz. Bir sosyal grup içerisindeki karşılıklı ve muntazam bağları istatistik metotlarla ele alıp ifade ettiğimizde, istatistik karşılaştırma yapmış oluruz.