Amri Kimdir, Hayatı, Eserleri -Divan Şairi-

55

Amrî, (ö. 930-1523-24 [?]) Divan şairi.

Asıl adı Amr’dır. Fâtih Sultan Mehmed ve II. Bayezid devirlerinde müderrislik, kazaskerlik ve şeyhülislâmlık görevlerin­de bulunmuş olan Abdülkerim Efendi’nin azatlı kölesi ve evlâtlığıdır. Abdülke­rim Efendi onun tahsil ve terbiyesiyle bizzat meşgul olmuş, iyi bir şekilde ye­tişmesini sağlamıştır. Amrî tahsilini bi­tirince bir müddet mülâzımlık yapmış, sonra kadılık mesleğine intisap ederek Serfiçe kadılığına tayin edilmiştir. Ders arkadaşı İshak Çelebi’ye yazdığı bir mek­tuptan, Amri’nin, kazancının bolluğu ve rahatlığı dolayısıyla kadılıkta karar kıldığı anlaşılmaktadır. Serfiçe’den sonra nerelerde görev yaptığı bilinmemekle beraber son olarak vize kadılığına tayin edildiği ve çok geçmeden 930 sıralarında vefat ettiği kaynaklarda zik­redilmektedir.

Amrî kaynaklarda şakacı, nüktedan, hoşsohbet, iyi huylu, sevimli ve güzel ah­lâklı bir insan olarak tanıtılmaktadır. Kadılık yaptığı yerlerde halkın güveni­ni ve sevgisini kazanmıştı. İyi insanlarla güzel şeyler söyleşip onları dinlemekten zevk alırdı. Hemen hemen hepsi âşıklık hallerini ve aşk duygularını terennüm eden şiirleri onun bu hassas mizacının mahsulüdür. Ele geçen şiirleriyle tertip edilmiş bulunan divanındaki gazellerinin üçte birinden fazlası kısa vezinlerle yazılmıştır. Bu husus, onun az sözle çok şey ifade etmeye müsait zeki ve nükte­dan karakterinin bir tezahürü olarak gösterilebilir. Şiirleri o zamana kadar pek az kullanılmış olan redif ve kafiye­leri ihtiva etmektedir. Bu şiirler, sanat göstermek kaygısıyla zekâyı zorlayarak yazılmadıkları daha ilk okuyuşta belli olan, edası tabii, akıcı, anlaşılması kolay şiirlerdir. Az yazmış olması da titiz bir şair olduğunun ayrı bir delilidir. Diğer taraftan, divanında yalnız Kanunî Sul­tan Süleyman’ın veziriazamı İbrahim Pa­şa’ya sunulan bir kaside bulunması, Amri’nin yüksek mevkilere ulaşmaya hırslı olmadığını, bu yüzden de devrin ileri ge­lenlerine yerli yersiz methiyeler yazma­dığını gösterir.

Zamanının edebiyat muhitinde olduk­ça tanınan ve takdir edilen bir şair ol­masına rağmen yazmaktan çok, zekâsını ve kabiliyetlerini sohbetlerde cinaslı, nükteli sözler üreterek çevresini hayran etmeye harcadığı anlaşılıyor. Nitekim kaynaklarda divanından başka herhan­gi bir eseri bulunduğunu gösteren bir işaret yoktur. Basılmış olan divanında 143 gazel bulunmaktadır. Bu bakımdan ona divançe demek daha uygun olur.

Diyanet İslam Ansiklopedisi