Amr bin As Camii Nerede, Tarihi, Mimari, Özellikleri, Hakkında Bilgi

Amr bin As Camii, Kahire’de Mısrü’l-kadîme adıyla da anılan Fustat’ta Amr b. As tarafından yaptırılan cami.

Müslümanlığın yayılması sırasında Mı­sır’ı fetheden kumandan Amr b. As 21 yılında birinci İskenderiye kuşat­masından dönünce ordugâhın kuruldu­ğu Fustat’ta bir cami yapılmasını emret­miştir. İslâmiyet’in ilk dinî yapılarından olan bu cami çok basit bir mimariye sa­hipti. Bazılarının iddiasına göre cami es­ki bir Kopt kilisesinin harabesi üstünde inşa edilmişti. Kindî’nin yazdığına gö­re. Halife Muâviye’nin İsteğiyle Mısır Va­lisi Mesleme, 673 yılında ilk camiyi yık­tırarak doğu ve kuzey tarafından daha geniş olarak yaptırmış, Makrizri’ye göre dört köşesine dört minare ilâve ettirmiş­tir. Bunların İslâm sanatında ilk minare­ler olduğu kabul edilmektedir. Mısır Va­lisi Abdülazîz b. Mervân ise 79’da burayı batı tarafından daha geniş olarak yenilemiştir. 711-712’de Kurre b. Şerîk el-Absî. Velîd b. Abdülmelik’in em­riyle yaptırdığı tamirde yanm daire biçi­minde mihrap ilâve ettirmiş, Amr zama­nında yapılan minberi kaldırtarak yeni bir minber koydurmuştur. 133’te Vali Salih b. Ali kuzeye dört dizi sü­tun İlâve ettirerek camiyi genişletmiş, 175’te Hârûnürreşîd zamanın­da, Mısır Valisi Mûsâ b. Tsâ caminin ar­ka tarafına Ebü Eyyûb Rahbesi diye ta­nınan bir sahn-revak ilâve ettirmiştir. Yolu daraltan bu ekin daha sonra yarısı yıkılarak yol genişletilmiştir. 827’de Abdullah b. Tâhir camiyi yeni baştan yap­tırarak batı tarafından bir misli daha büyütmüştür. Böylece sütunların sayısı 378’e yükselmiş, ölçüleri tahminlere gö­re 110X87 m. kadar olmuştur. Suâd Ma­hir Muhammed’e göre ise caminin ölçü­leri 112.5×120.5 m. olmuştur ki bu ölçü­ler bugünkülere uygundur. Bu sırada ca­minin kapıları on üçe, minareleri ise be­şe çıkmıştır. 985’te camiyi ziyaret eden Mukaddesi duvarlarda mozaik süsleme­ler gördüğünü belirtmekte, Yâküt da 997’de mozaiklerin tamir edildiğinden bahsetmektedir. IX ve X. yüzyıllarda ya­pılan birçok ekleme ve süslemelerden sonra 568’de Selâhaddîn-i Eyyübî camiyi tamir ettirmiş, 1250-1257 yılları arasında ve 666’da Za­hir Baybars. 1288’de Mansur Kalavun emriyle Emîr Baybars Çaşnigîr. 1303 zel­zelesinden bir yıl sonra da Emîr Sâlâr tarafından tekrar tamir ettirilmiştir. Bu sırada yapılan bat cephesindeki alçı pen­cerelerle alçı mihrap günümüze kadar gelmiştir. Mihrabın sülüs hatla yazılı ki­tabesinde Emîr Sâlâr’ın adı okunmak­tadır. Cami XIV. yüzyıl sonlarında çok harap halde olduğundan, 1399’dan son­ra Mısır tüccarlarının reisi Burhâneddin İbrahim b. Ömer kendi parasıyla camiyi baştan başa elden geçirtmiş ve tamir işleri üç yılda sona ermiştir. 1468-1496 yılları arasında da Kayıtbay camiyi tek­rar tamir ettirmiştir. Osmanlı idaresi sı­rasında 1672’de Mısır’a giden Evliya Çelebi, Amr Camii’nin yapılışı hakkında bir efsane anlattıktan sonra burada evvel­ce bir Kopt ile bir Rum manastın bulun­duğunu, caminin içinde 820 sütun ol­duğunu, kemerlere oturan tavanının na­kışlarla süslendiğini yazmaktadır. Cami­nin o sırada bezemeli bir ahşap minberi, dört minaresi, sağ köşesinde vezir­lere mahsus Kafesli bir namazgahı, sol köşede ise bir ziyaretgâhı bulunuyordu. Evliya Çelebi’ye göre minberin sağında Bayram Paşa tarafından tamir ettirildi­ğini bildiren 1032 tarihli kırk elli beyittik bir tarih manzumesi görülüyor­du. Amr Camii’nin planı ilk defa İngiliz seyyahı R. Pococke tarafından 1737’de çıkarılmıştır. Fakat tekrar harap bir duruma giren cami, kuzey duvarındaki bir kitabeden öğrenildiğine göre, Osmanlı­lar zamanında 1212’de Memlüklü emirlerinden Murad Bey tarafın­dan büyük masraf edilerek geniş ölçü­de tamir ettirilmiştir. Bu sırada duvar­lar takviye edilmiş, ahşap kısımlar sökülerek yenilenmiş, minareler yeniden yapılmış ve 1212 Ramazanının son cu­masında kılınan namazla tekrar ibadete açılmıştır. 1818-1826 yıl­ları arasında Amr Camii’ni inceleyen ve planını çıkaran P. Coste, camiyi o sıra­larda yine ihmal edilmiş bir durumda bulmuş ve birçok kısımların çökmekte olduğunu yazmıştır. 1843’te Mehmed Ali Paşa’nın emriyle cami tekrar tamir edilerek bazı sahnlar ve cepheler yeni­lenmiştir.

Amr Camii, kalınlığı 1-2 m. arasında değişen 9 m. yükseklikte duvarlarla çev­rili, XV. yüzyıl başlarında aldığı şekliyle düzensiz bir kareyi andıran bir binadır.Ortasında bir şadırvanın yer aldığı iç avlusu bulunmaktadır. Muh­telif devirlerde İnşa edilmiş kıble duvarı­na dikey inen sahnlar halinde olan esas mekân (harem), üzerlerinde merkezi içe­ride sivri kagir kemerler atıl­mış olan sütunlarla ayrılmıştır. Bu sütunlar ve başlıklarının hiçbiri cami için işlenmiş olmayıp çevredeki eski yapılar­dan devşirilerek ikinci defa kullanıldı­ğından aralarında bir üslûp ve ölçü bir­liği yoktur. Sütunların çoğu hakkında çe­şitli efsaneler anlatılmaktadır. Avlunun kuzey ve güney tarafındaki sütunlar yok olmuş, sadece kaideleri kalmıştır. İçeri­de bulunan sütun sayısı 150 kadardır. Kemerlerin aralarında ahşap gergi ki­rişleri vardır. Düz dam ise ahşap kiriş­ler üzerine oturmaktadır. Duvarlardaki bazı ahşap arkitravlar üzerinde oyma süslemeler görülmüştür. İslâm sanatında ilk mihrabın da Amr Camiinde ya­pıldığı genellikle kabul edilen bir gö­rüştür. Amr Camii’nde öteden beri ders verildiği bilinmektedir. Yalnız Ezher’den farklı tarafı, burada derslerin fahrî ola­rak yapılmasıydı. Camide ders yapılan yerlere zaviye deniliyordu. Suâd Mahir Muhammed’in haber verdiğine göre haftanın iki günü kadılar burada halkın her türlü davalarına da bakarlardı. Yine ona göre halifeler, sultanlar, valiler ve emirler ramazan ayının son cumasını yalnız Amr Camii’inde kılarlardı. Nite­kim bu usulün 1952’ye kadar devam ettiği bilinmektedir.

1808’de Nil’in bir taşkınını önlemesi için Allah’a yalvarmak üzere müslümanlarla birlikte hıristiyan ve yahudiler de Amr Camii’nde dua etmişlerdir. Günü­müzde caminin kıble duvarının sol kö­şesinde bulunan üstü kubbe ile örtülü, etrafı ahşap maksure ile çevrili türbe­nin Amr’in oğlu Abdullah’a ait olduğu rivayet edilmektedir. Amr Camii XX. yüz­yılın başlarında çok harap bir durumda idi ve yalnız yılda bir defa kalabalık ce­maatle namaz kılınıyordu. 1977’de Mısır Evkaf İdaresi tarafından büyük ölçüde tamir edildiği gibi 1988 yılında da bazı tamir ve restorasyon çalışmaları yapılan cami halen ibadete açık durumdadır.

Diyanet İslam Ansiklopedisi