ALTYAPI VE ÜSTYAPI

364

 

ALTYAPI VE ÜSTYAPI

 

Altyapı ve üsl yapı
terimlerinin her İkİsİ de ekonomi (altyapı) ile diğer toplumsal formlar
(üstyapı) arasındaki ilişkileri analiz ederken Marksist sosyologlar tarafından
kullanılmış­tır. Üst yapı genellikle devlet, aile yapısı ya da toplumda var
olan ideoloji türleri gibi kurum­lan içine alan bir tortu kategoridir. Alt yapı
ise ekonomidir.

İktisat üç öğeye
dayanarak tanımlanmıştır: Emek, üretim araçları (ki hem üzerinde çalışı­lan
malzemeyi hem de bu işin aracılığıyla ya­pıldığı araçları içine alır) ve
üretimi kendine mal eden İşçi olmayanlar (patronlar). Tüm ekonomiler bu üç
öğeyle nitelenmiştir. Fakat bir ekonomiyi bir başkasından farklı kılan şey, bu
öğelerin birleşme tarzıdır. Öğeler arasında olduğu söylenebilecek iki türlü
ilişki vardır: sa­hiplik ilişkisi ve mülkiyet ilişkisi. Sahiplik işçi İle
üretim araçları arasındaki ilişkilere atıfta bulunur: ya işçi onlara sahiptir,
onlan denetle­yip yönetir ya da değildir. Mülkiyet ilişkisinde İşçi olmayanlar
ya üretim araçlarının ya da emeğin veya her ikisinin de sahibidir ve bu ne­denle
ürüne el koyabilirler.

Alt ve üst yapı
arasındaki ilişkiye gelince, Manrist tutumun gücü, üst yapının karakteri­nin
altyapının karakteriyle belirlendiğini söyle­mesinden ileri gelir. Altyapının
(temel) niteli­ği değiştikçe, üst yapının da niteliği değişir. Örneğin, feodal
bir .siyasal yapının kapitalist bir siyasal yapıdan farklı olması normaldir,
çünkü bu iki ekonomi türü açıkça birbirinden farklı temellere oturmaktadır.

Alt ve üstyapı modeli,
onsekizinci yüzyıl ro­manın yorumundan tutun da, çağdaş toplum­da aile
yapısının çözümlenmesine kadar uza­nan çeşitli incelemelere ilham kaynağı olmuş­tur.
Bu tür İncelemeler genellikle sınıf kavra­mını temel alır. Yani, temeldeki
(altyapıdaki) üretim ilişkileri, örneğin toplumsal sınıflar arasındaki;
işçilerle kapitalistler arasındaki ilişkiler şeklinde ele alınır. Bu da altyapı
üstya­pıyı belirler anlamına gelir ki, üstyapının ka­rakteri büyük Ölçüde hakim
toplumsal, sınıfın ekonomik çıkarları tarafından belirlenmiştir.

Alt ve üstyapı
metaforu verimli bir analitik aygıt olmasına karşın, gerek Marksizmin İçin­den,
gerekse dışından oldukça büyük bir tartış­maya neden olmuştur. Asıl önemli olan
hu­sus, üretim İlişkilerinin tanımıdır. Üretim iliş­kileri kısmen sahiplik
ilişkileridir ve bunlar modeli üstyapısal olarak belirleyen hukuki ta­nımları
İçerirler. Bu nedenle alt ve üstyapıyı birbirinden analitik olarak ayırmak
oldukça güçtür. Son yıllarda dikkatler, hukuki terimler­le tanımlanmayan bir
üretim ilişkileri kavramı­nı formülleştirmek noktasında yoğunlaşmış
bulunmaktadır. Bununla birlikte, en çok tartı­şılan husus, altyapının üstyapıyı
belirleyip be­lirlemediği fikri olmuştur.

Bazı eleştiriciler
şunu iddia ederler: bu mo­del ekonomik bir determinizmi bünyesinde ta­şımaktadır.
Gerçekte alt ve üst yapı fikrinin sa­dece birkaç savunucusu böyle bir
determinis-lik perspektifi benimsemiştir. K.Marks ve F.Engels hiç bir zaman bu
doktrini bu haliyle savunmadılar. Onlar önce üstyapıyla İlgili un­surların
nisbeten alt yapıdan özerk olabildiği­ni, kendi gelişme yasalarına sahip
olabildiğini, ikinci olarak da üstyapının, altyapıyı etkilediği­ni ya da onunla
karşılıklı etkileştiğinî Öne sür­düler. Daha yeni Marksistler, üstyapıdaki un­surların
altyapının varoluş şartları olarak anla­şılması gerektiğini iddia ederek
ekonomik de­terminizmden daha da uzaklaştılar. Bu ekono­miden herhangi bir
önceliği çalacak ve top­lumdaki tüm kurumlara eşit nedensel etkinlik tanıyacak
bir fikir olarak gözükmektedir.

(SBA)

Bk. Bilgi Sosyolojisi;
teleoloji; Mcuksizm. [1]

 



[1] Sosyal Bilimler Ansiklopedisi, Risale Yayınları:
1/29-30.