Allah, Türk-İslam Edebiyatında Allah İsmi Kullanımı

0
50

Edebiyat

Allah laftı, esmâ-i hüsnâyı meydana getiren diğer isimler ve genel olarak ulûhiyyet bahisleri müslüman milletlerin dinî hayatında önemli bir yer tuttuğu gibi onların edebiyat, kül­tür ve sanat hayatına da büyük çapta tesirler icra etmiştir. Bu konuda gün­lük konuşma dilinden başlayarak müs­takil edebî nevilere ve edebî mazmunla­ra kadar çok geniş bir alanda pek çok eser meydana getirilmiştir. Allah lafzı­nın Arapça dışında en çok Türk dilinde kullanıldığı şüphesizdir. Sadece bugünkü Türkçe’nin orta hacimdeki bir sözlüğü in­celendiği takdirde bile Allah kelimesinin yer aldığı deyimlerin 150 civarında oldu­ğu görülür. Bunlara bir o kadar da atasözü eklenebilir. Bilhassa Osmanlı Türkçesiyle yazılmış dinî ve tasavvufi mahiyetteki manzum ve mensur eserlerde yer alan diğer birçok deyim ve atasözü İse bu sayının dışındadır.

Türk edebiyatında Cenâb-ı Hak’la il­gili konulan, halk ve divan edebiyatıyla yenileşme devri Türk edebiyatında yer alan konular olmak üzere üçe ayırmak mümkündür.

Halk edebiyatında ilâhi, nefes, nutuk ve devriyelerde, semailer, bazı teker­lemeler ve türkülerde, mâni ve ninniler­de, ağıt ve nasihatlarda Allah lafzıyla birlikte Cenâb-ı Hakk’ın diğer isim ve sıfatları yer almış, O’nun yücelik ve kud­reti konu edilmiştir.

Divan edebiyatında ise Cenâb-ı Hak’la doğrudan ilgili olarak müstakil neviler mevcuttur. Allah’ın âyet ve hadislerde yer alan İsimleriyle tanınması, bilinme­si, bunlarla anılması (zikir), yine bunlar­la övülüp yüceltilmesi ve bu isimlerin içerdiği engin ilâhî rahmet ve mu­habbeti vesile kılarak O’na dua ve niyaz edilmesinin gereği ve fazileti hem naslarda yer almış, hem de bu husus Hz. Peygamber’den, hatta daha önceki pey­gamberlerden itibaren Allah’ın sâlih kul-larınca uygu lanagel mistir. Bu sebeple bilhassa Türk edebiyatında, kısmen de Fars edebiyatında esmâ-i hüsnâ etrafın­da birçok eser kaleme alınmıştır. Ayrıca tevhid, münâcât, İlâhi, zikir, teşbih ve sathi­ye gibi müstakil nevilerin yanında Türk edebiyatının manzum mensur çeşitli ör­neklerinde Allah ile ilgili pek çok maz­mun bulunmaktadır.

Tevhid ve münâcâtlar muhtevaları ba­kımından konu ile doğrudan ilgili eserler olup bunların bütün edebiyatımızda çok zengin örnekleri vardır. Tevhidler Cenâb-ı Hakk’ın varlığını, birliğini, kudretini, isim ve sıfatlarını anlatan, O’nu övüp yücel­ten eserlerdir. Muhtevaları bakımından tasavvufî olan ve olmayan diye ikiye ay­rılan tevhidler umumiyetle Allah’a hitap şeklinde, bazan da tahkiye üslûbunda genellikle kaside, terkibibend, terciibend, mesnevi ve gazel tarzında yazılmıştır. Klasik tertibe riayet edilerek düzenle­nen divanların baş taraflarında önce tev­hid, sonra münâcât yer alır. Mesneviler­le diğer manzum-mensur birçok eserde de rastlanan bu türün en meşhur ör­nekleri arasında, XV. yüzyıl şairlerinden Şeyhinin manzumesi zikredilebilir. Fu­zûlî, Niyâzî-i Mısrî, Seyyid Nizamoğlu, Nâbî, Yenişehirli Avni’nin tevhidleri de ba­şarılı örneklerdir. Ayrıca Sinan Paşa’nın nesir ve nazımla karışık olarak kaleme aldığı Tazarru’nâme’si tevhid ve münâ­cât türleri için nesir alanında en mü­kemmel eser kabul edilir.

Münâcâtlar ise insanoğlunun aczini id­rak ile beşeriyet icabı vâki olan hata­larının bağışlanmasını Allah’tan dileye­rek O’na karşı samimi yalvarışlarını içi­ne alan eserlerdir. Birçok şair tarafın­dan işlenen Hz. Musa’nın münâcâtı meş­hurdur. Ayrıca Mevlânâ, Yûnus Emre ve Fuzûirnin münâcâtları ilk akla gelen ör­nekler arasındadır.

Ayrıca bir grup eser daha vardır ki bunlarda sadece Cenâb-ı Hakla ilgili ko­nular genellikle mesnevi şeklinde, bazan da mensur olarak ele alınıp işlen­miştir. Abdürrahim Karahisârfnin Vahdetnâme’si ile Rûşeni’nin Kaiemndme’si bu tür eserlere örnek olarak zikredile­bilir.

Yenileşme devri Türk edebiyatında da aynı konular işlenmiştir. Ancak bunlar divan edebiyatı şekilleri içinde ele alındı­ğı halde yeni bir ifade ve üslûpla ortaya konulmuştur. Bu eserler muhteva bakı­mından geleneksel çerçeveden ve maz­munlardan ayrılarak konular daha ser­best bir şekilde ve daha yeni bir takım unsurlarla birlikte işlenmiştir. Akif Pa­şa’nın “Adem Kasidesi’yle başlayan bu yeni dönem Şinâsi’nin tahmid, münâ­cât, ilâhi, tehlil, tevekkül, beyt-i murassa ve müfredinde. Ziya Paşa’nın Hârâbat mukaddimesindeki tevhidi ile “Sübhâne men tahayyere fî sun’ihi’l-ukül Sübhâne men bikudretihî yu’cizü’l-fuhût naka­ratlı terciibendi ve ayrıca terkibibendinde, Abdülhak Hâmid ve Recâizâde Ek­rem’in münâcâtlannda, Mehmed Akif in tevhidinde en değişik ve güzel örnekle­rini ortaya koymuştur. Yenileşme devri Türk Edebiyatı sahasında Allah inancı­nın ele alınması ve bunun felsefi bakım­dan incelenmesi hususunda iki önemli çalışmayı burada belirtmek gerekir. Abdülhak Hâmid’in şiirleri üzerinde yapı­lan bu çalışmalardan ilki Rıza Tevfık’in Abdülhak Hamid ve Mülâhazât-ı Felsefiyesi adlı incelemesi, diğeri ise M. Kaya Bilgegil’in Abdülhak Hâmid’in Şi­irlerinde Ledünnî Meselelerden Al­lah isimli eseridir.

Sonuç olarak, Türk kültür ve edebiya­tında Allah’ın varlığını, birliğini, isim ve sıfatlarını, bunların çeşitli tecellilerini, O’nun yüceliğini ve övgüsünü konu edi­nen çeşitli edebî türler meydana gelmiş ve bu alanda çok zengin örnekler ede­biyat tarihindeki müstesna yerini al­mıştır.

  • Allah İslam Hat Sanatında Allah Lafzı Kullanımı
  • Allah, Türk Dini Musikisinde Allah İsmi Kullanımı
  • Allah Varlığı, Birliği, İsimleri, Sıfatları Literatürü Hakkında Bilgi
  • Allah’ın Sıfatları, Tenzihi, Subuti, Fiili Sıfatları
  • Allah’ın İsimleri, Allah İsimleri, Zati, Kainatı ve İnsanı İlgilendiren İsimleri
  • Allah Varlığı Delilleri, Hudus, İmkan, Nizam, Fıtrat Delilleri, Tasavvuf Metodu
  • Dinlerde Tanrı İnancı, Çin, Hint, Eski Mısır, Yunan, Türk, Zerdüşt, Araplarda
  • Allah Nedir, Ne Demek, Ne Anlama Gelir, Etimolojisi
  • Allah’ın Birliğine İnanmak, Allah’ın Birliğinin Delilleri, Hakkında Bilgi

Diyanet İslam Ansiklopedisi