Alimcan İbrahimov Kimdir, Hayatı, Eserleri, Hakkında Bilgi

21

Alimcan İbrahimov (1887-1938) Edebiyat, tarih ve dil âlimi, tenkitçi.

12 Mart 1887’de Başkırdistan’ın mer­kezi Ufa’nın güneyinde Sultanmurad kö­yünde doğdu. Alimcan (Galimcan). yedi ço­cuklu İrfan ve Hesene İbrahimov (İbragimov) ailesinin dördüncü çocuğudur. Med­rese eğitimi görmüş bir köy imamı olan babasından temel İslâmî bilgileri öğren­dikten sonra köylerindeki Rus-Tatar oku­lunu bitirdi. Ardından kardeşi Şâkir Ziya ile beraber Orenburg”da yeni usul eğitim veren Hüseyniye Medresesi’ne gönderil­di (1899). Fakat hastalığı yüzünden kabul edilmeyince eski usulde eğitim yapan Veli Molla Medresesi’ne girdi. Burada hadis, fıkıh, islâm tarihi, Arapça, Türkçe ve Farsça dersleri gördü. O sırada Ufa’da fa­aliyet göstermekte olan “el-islah” adlı re­form hareketine katıldığından hocaları ile anlaşmazlığa düştü ve medreseden ayrıl­mak zorunda kaldı; aynı yerde bulunan Âliye Medresesi’ne geçti (1906) Bu med­rese, Ezher’de Muhammed Abduh’un öğrencisi olmuş Ziya Kemâli tarafından müslüman halkın desteğiyle kurulmuştu. Değişik Türk topluluklarından gençlerin eğitim gördüğü Âliye’de dinî derslerin ya­nı sıra tarih, coğrafya, matematik, fizik, kimya, Türkçe, Arapça, Tatarca ve Rusça da okutuluyordu.

İbrahimov, Âliye Medresesi’nde okudu­ğu ilk yılın yaz tatilinde Kafkasya’ya gide­rek köylerdeki Tatar çocuklarına okuma yazma Öğretmeye çalıştı. 1909’da kaleme aldığı Kur’an Allah’tan mı Değil mi adlı risalesi yüzünden Âliye Medresesi’nden uzaklaştırıldı. Bir süre Kazak bölgelerin­de ve Ural’da çeşitli işlerde çalışan, Astra-han çevresinde öğretmenlik yapan İbra­himov üniversiteye girmek amacıyla Ka-zan’a gittiyse de bu mümkün olmadı. Kazan’da kaldığı süre içerisinde bazı roman ve hikâyeler yazdı. 1912 yılı sonunda git­tiği Kiev’de bir yandan öğretmenlik ya­parken bir yandan da misafir Öğrenci ola­rak üniversitede derslere devam etti. Çarlık rejimi aleyhine giriştiği birtakım gizli faaliyetler sebebiyle kısa süren bir hapis hayatının ardından (1913) Kazan’a dönerek Ari dergisinde çalışmaya baş­ladı; 1915-1917 yıllarında Âliye Medrese­si’nde hocalık yaptı.

1-11 Mayıs 1917’de Moskova’da topla­nan Bütün Rusya Müslümanları V. Kong-resi’ne Ufa delegesi olarak katılan İbrahi­mov, millî amaçların gerçekleşmesi için sol partilerle iş birliği yapıiması ve Rus­ya’nın federal sistemine katılma yolunda teklifte bulundu. Ekim İhtilâli’nden son­ra daha aktif olarak faaliyet gösterdi. Âli­ye Medresesi’ndeki görevinden ayrılarak Ufa Müslümanları Arasında Halkçılığı Yay­ma Komitesi’nde çalışmaya başladı. Rus-lar’ın Sosyalist Revolüsyoner (Es-Er) Par-tisi’ne girdi ve Fâtih Seyfi Kazanlı ile bir­likte İrek gazetesini yayımladı 1917. Bu sırada müslüman askerleri burjuvaziye karşı teşkilâtlandırmaya çalışan İbrahi­mov, Stalin’in daveti üzerine Merkez Müs­lüman Komiserliği başkanı Mollanur Vahi-tov’un yardımcılığını üstlendi. Ocak 1918′-de Petrograd’da çıkmaya başlayan Çul­pan gazetesinde Tatar- Başkırt Cumhuri­yeti hakkında çok sayıda yazı yazdı ve ön­ce çoğunluğunu Türkler’in oluşturduğu geniş bir İdil-Ural Devleti, daha sonra Ruslar’ın baskısıyla sınırlandırılmış bir Ta­tar- Başkırt Cumhuriyeti’ni kurma proje­sinde aktif rol aldı. 1920 Şubatında res­men Komünist Partisi’nin üyesi oldu. Moskova’da toplanan Tatar-Başkırt Öğ­retmenler Kongresi’ne katılarak (Şubat 1924] millî mekteplerin geliştirilmesi, eği­timin ıslah edilmesi ve yeni programların hazırlanması gibi konular üzerinde çalış­tı. 1925-1927 yıllarında Tataristan Cum­huriyeti Eğitim Bakanliğı’nda görev yap­tı. 1926’da Bakü’de düzenlenen Türkoloji Kongresi’ne Tataristan delegeleri başka­nı olarak katıldı ve kongrenin en önem­li tartışma konularından biri olan Türk müslümanların Latin alfabesine geçme­leri fikrine şiddetle karşı çıktı.