Ali Suavi kimdir? Hayatı ve eserleri

64

Ali Suavi kimdir? Hayatı ve eserleri hakkında bilgi: (1839 – 1878) Osmanlı gazeteci. Türkçülük ve laikliğin ilk savunucularındandır. İstanbul’da doğdu. Çankırılı bir kâğıt tüccarının oğludur. Davutpaşa Rüştiyesi’nde okudu. Ayrıca medrese eğitimi gördü. Medresede Arapça ve Farsça, daha sonra gittiği Avrupa’da Fransızca ve İngilizce öğrendi.

1863’te açılan bir sınavı birincilikle kazanarak öğretmen oldu. Bursa, Simav ve Filibe’de öğretmenlik ve medrese hocalığı yaptı. Okullarda konferanslar, camilerde vaazlar verdi. Daha sonra, halkı ayaklan­maya kışkırttığı gerekçesiyle görevinden alındı. 1867’de İstanbul’a dönerek etkinliğini gazeteci olarak sürdürdü; Muhbir’i çıkarmaya başladı. Devlet yöneti­mini elinde tutan Alı ve Fuad paşaların sert tutumları­na karşı çıkan yazıları nedeniyle Mayıs 1867’de gazete kapatıldı; Ali Suavi, Kastamonu’ya sürüldü. Yeni Osmanlılar’ı koruyan Mustafa Fazıl Paşa’nın yardı­mıyla, Ağustos 1867’de Paris’e kaçmayı başaran Ali Suavi, oradan Londra’ya geçerek Muhbir’i burada yayımlamaya başladı.

Ülke dışında çıkarılan ilk Türkçe gazete olan Avrupa’daki Muhbirim Yeni Osmanlılar’ın yayın organı olması etkinliği düşünülmüştü. Ama daha ilk sayıdan başlayarak Ali Suavi’nin bağımsız hareket etmesi, Namık Kemal ve Ziya Paşa ile arasının açılmasına neden oldu. Mustafa Fazıl Paşa da parasal desteğini çekti. Ali Suavi, 1868’de 50 sayı çıkan Muhbirim yayımına son verdi. 1869’da Paris’e giderek orada kendi olanaklarıyla Ulûm dergisini çıkarmaya başladı. Ulûm’un eki olarak yayımladığı, tarih, coğrafya, ekonomi, ilahiyat, arkeoloji vb. konularda bilgi veren alfabetik Kamusü’l-ulûm ve’l-Maarif Batılı anlamdaki ilk Türk ansiklopedisidir. Ama, bu ansiklopedinin yalnızca beş formasını yayımlayabildi. 187Tde Almanlar’ın Paris’i kuşatması üzerine gazetesini Lyon’a taşımak zorunda kaldı. Bu dönemde, Yeni Osmanlılar’ın amaç ve kişiliklerini hicvetmeye başlamıştı. Mustafa Fazıl Paşa’nın İstanbul’a dönerek Ali Paşa hükümetinde görev alması üzerine onu ihanetle suçladı. Abdülaziz in bağışladığı Yeni Osmanlılar İstanbul’a dönmeye başlayınca, Ali Suavi, II. Abdülhamid tahta geçtikten sonra, meşrutiyet aleyhinde yazdığı yazılarla padişahın güvenini kazandı. 1876’da özel afla İstanbul’a döne­rek  padişahın müşaviri oldu.

2. Abdülhamit, Batı kaynaklarının Türkçe’ye çevrilmesi için bir Tercüme Heyeti kurdurmuştu. Bu kurula Ali Suavi’nin de girmesini istedi, ama öteki üyeler, Namık Kemal ve Ziya Paşa buna karşı çıkınca kurulu dağıttı. Ali Suavi 1877’de Mekteb-i Sultani (Galatasaray Lisesi) müdürlüğüne getirildi. Avrupa’ da evlendiği İngiliz eşini müdür yardımcısı yapması tutucu çevrelerin tepkisine yol açtı. Buna, hırçın ve uzlaşmaz tutumu da eklenince, bir yıl sonra görevinden alındı.

O günlerde, Meclis-i Mebusan kapatılmış, Osmanlı-Rus Savaşı Osmanlı ordusunun yenilgisiyle sonuçlanmıştı. Ruslar’ı Osmanlılar’ın en büyük düş­manı sayan Ali Suavi, onlara ödün verecek bir antlaşmaya karşıydı. Abdülhamid’i Ruslar’a karşı durmaya ikna edemeyince, başka seçeneklere yöneldi. Tahta V. Murad’ı geçirmek amacıyla Rumeli’den İstanbul’a gelmiş savaş göçmenlerinden beş yüz kadar kişiyi yanma alarak, 1878’de, V. Murad’ın gözetim Çırağan altında tutulduğu Çırağan Sarayı’na baskın yaptı. Ama, Beşiktaş Muhafızı Yedi Sekiz Hasan Paşa tarafından öldürüldü.

Yeni Osmanlılar Şeriatçılık’ı savunurken Ali Suavi halifeliğin kaldırılmasından, namaz surelerinin Türkçeleştirilmesinden yanaydı. Bu nedenle, laikliğin ilk savunucularındandır. İslamiyet’in, özünden sapılmaksızın, günün gereklerine uydurulmasını savunu­yordu. Faizin haram olduğu gerekçesiyle bankalara karşı çıkanları eleştiriyor ve bir Müslüman bankası kurulmasını istiyordu.

Osmanlı Devleti’ne bağlı uluslara özerklik veri­lerek imparatorluğun bir konfederasyona dönüştürül­mesini, böylece Türkler’in kendi kaynaklarına yöne­lerek daha sağlam bir devlet yapısına kavuşacağını savunuyordu. Latin haflerinin kabul edilmesinden, Türkçe sözcükler kullanılmasından yanaydı.

Kaynak: Türk ve Dünya Ünlüleri Ansiklopedisi, 5. cilt, Anadolu yayıncılık, 1983