Ali Şeriati Hayatı, Fikirleri, Mücadelesi (İslam Filozofları)

36

23 Kasım 1933‘te Horasan eyaletine bağlı Sebzivar‘ın Mezihan köyünde dünyaya gelir. Babası büyük alimlerden Muhammed Taki Şeriati’dir. İlk tahsilini babasından alır. Onun inancına göre Onun üstün yeteneği ecdadından aldığı genler sayesindedir. Meşhed‘de bulunan diğer alimlerden  gerekli diğer dersleri alır. Erken bir yaşta Arapça ’yı öğrenir. Erken yaşlardan itibaren yazı yazmaya, çeviri yapmaya başlar. Lise tahsilinden sonra Meşhed Üniversitesine bağlı edebiyat fakültesine gider. Öğrenciliği sırasında değişik dergi ve gazetelerde yazıları yayımlanır.

Ali Şeriati daha erken yaşlarda İslami hareketin içine girer. Erken yaşlarda Ulusal Direniş Cephesine katılır. Bu harekete karşı devlet  temkinlidir ve Ali Şeriati ve babasının da bulunduğu bir çok kişi tutuklanır. Şeriati sekiz ay hapiste kalır.

Edebiyat fakültesindeyken Sorbon Üniversitesinden burs alır. Ve Fransa ‘ya gidip dinler tarihi ve sosyoloji üzerine ders alır. Fransa’dayken Cezayir kurtuluş hareketinde aktif olarak görev alır. Bu hareketlerinden dolayı Fransa‘da saldırıya uğrar ve birkaç ay hastahanede yatar. Şeriati dinler tarihi ve sosyoloji alnında ki doktorasını tamamladıktan sonra İran‘a dönerken Türkiye sınırında yakalanır. Birkaç hapis yattıktan sonra serbest bırakılır.

Şeriati‘nin Türkiye ve İran‘da gördüğü bu uygulamalar  Onun içini hayli acıtmıştır; çünkü  Ona     göre Türkiye ve İran İslam’ın yüzyıldaki merkezleridir ama modernist dünya bu iki güzide ülkeyi modernist dünyaya  çekmiş ve kendi dinleri olan İslam’a düşman etmiştir. Ali Şeriati İran‘a döner dönmez çalışmalarına başlar. Özellikle aydın ve genç tabakaya hitap eder. Aydınların bilinçlenmesi gerektiğini, gençlerin yetişmesi gerektiğini söyler Hüseyn-i İrşad‘a katıldıktan sonra bu söylemleri daha da artar.

Artık Onunla birlikte bir İslami düşünce çığırı başlar. Söylemleri aydın kesim ve gençler arsında büyük yankılar uyandırır. Hüseyn-i İrşad bir süre sonra kapatılır ve Savak, Şeriati için tutuklama emri çıkarır. Şeriati‘yi bulamayan Savak babasını tutkular. Şeriati babasını tutuklanmasından bir ay sonra teslim olur. 1976 yılına kadar küçük bir hücrede tek başına kalır. Bu yılda Cezayir eski dış işleri bakanı Abdülaziz Buteflig’in girişimleri sonucu serbest bırakılır.

Ali Şeraiti düşünce olarak bir çığır açmıştır. O klasik İslami düşünürler gibi davranmamış Öz’e Dönüş çağrısında bulunmuştur ama bu öz geleneksel dini öz değildir. İçinde Muhammed’i (sav) diriliş ve ruhun, Ali ve Eb-u Zer‘in devrimci ruhunun bulunduğu yenilikçi bir Öz’e dönüştür. Bu görüşlerinden dolayı Türkiye’de Şii, İran’da Sünni olarak eleştirilere maruz kalmıştır. Ancak Şeriati’in devrimci ruhu ve samimiyeti Ona yapılan eleştirilerin önüne geçmiş ve düşüncelerini çığ gibi büyütmüştür. Özellikle İran devriminin en önemli unsuru olan gençler Onun söylemleriyle kendi yürek devrimlerini gerçekleştirmişler ve daha sonra toplumsal devrimlilerini gerçekleştirmişlerdir.

Ali Şeriati  mollayı gizlendiği izbe mekandan çıkarmaya çok uğraşmıştır. Aynı zamanda entelektüel kesimi  fil dişi kulelerden indirmek için de çok uğraşmıştır ve sonuç olarak halk ile iç içe dinden uzak olmayan, din ile pozitif ilimleri birleştiren bir Aydın tipini oluşturmuştur.

Şeriati ‘nin devrimci ruhunu daha da iyi anlamak için bir gün bir dostumla Şeriati hakkında sohbet ederken dostumun anlattığı bir anektodu sizlerle paylaşacağım:

Şeriati hapisten çıkınca Fransa‘ya gider  ve orada kendisini  misafir eden aile evlerinin en güzel odasını Ali Şeriati için hazırlar ancak Ali Şeriati bu odayı kabul etmez evin kilerinde yatmak istediğini söyler. Bunun nedeni de şöyle anlatır: Ben hapisteyken hücrem çok küçüktü, başımı bile zor kaldırıyordum şimdi burada kalamam çünkü halkım hala o hücrelerde kalıyor… Birkaç gün geçtikten sonra ev halkı Onun doğru dürüst yemek yemediğini ve perdesini hiç açmadığını görür bunun üzerine Şeriati’ye  bunun nedenini sorarlar O da şöyle der: Halkım hücrelerde doğru dürüst yemek yiyemezken ben burada nasıl yemek yiyebilirim. Onlar gibi hissetmediğim sürece onlara nasıl faydalı olabilirim. Hem ben hapisteyken hücreme ancak bir parmak aralığında güneş giriyordu; şimdi bu güneş bana fazla olur.

İşte Ali Şeriati‘ni bu kadar saygın yapan ve görüşlerini halka bu kadar benimseten bu devrimci ruhtur. O bir dinler tarihi uzmanı olabilir, bir sosyolog da, hatta son yüz yılın gördüğü en büyük felsefecide olabilir ama Onu Ali Şeriati yapan Onun  bu asıl ruhudur. Onun ölümü dahi halkta büyük bir yankı bulmuş ve devrimin habercisi olmuştur.

Ali Şeriati İran‘da hapisten çıktıktan sonra çalışmalarına devam etmiştir. Ancak Savak militanların takipleri nedeniyle sık sık ev değiştirmiş. Akşamdan başlayıp sabahın erken saatlerine kadar konuşmalar yapmıştır. Zaten birkaçı istisna olmak üzere Şeriati‘nin kitapları bu konuşmalarının yazıya geçirilmiş halidir.

Bu gizlilik Ali Şeriati’nin sinesine dokunmuştur, çünkü O hareketli bir yapıya ve söyleyişe sahiptir, bu takip O nun bu özelliklerinden  uzaklaşmasına neden olmuştur. 1977 de Ali Mezinani adına düzenlenmiş bir pasaportla İran‘dan ayrılmıştır. İlk önce Belçika‘ya oradan Fransa‘ya oradan da İngiltere‘ye gider. Ancak Savak militanları İngiliz gizli serviyle anlaşarak kaldığı otel odasında Dr. Ali Şeriati’ni Şehid eder. Ancak Onun tertemiz kanı bir milletin kıyamıyla tekrar hayat bulacaktır. 27 Haziran 1977’de Şam’daki Hz. Zeynep türbesin yanında toprağa verilir.

fecr.gen.tr

Ali Şeriati

Ali Şeriati (Farsça: علی شريعتی‎) (1933 – 1977), İranlı Müslüman sosyolog, aktivist, düşünür ve yazar; özellikle din sosyoloji ve çağdaş İslam düşüncesi üzerine eserler vermiştir. Marksist düşünceden yaptığı alıntılar ve türetmeler ve bunların kendi zamanındaki İran’a ve çevresine adapte edilmesi ve Marksizm kritiği ile birlikte çağdaş İslam düşüncesi ve devrimcilik açısından ortaya koyduğu çeşitli sonuçlar ve yarattığı ilgi sebebiyle, gerek önemli çağdaş İslam düşünürleri arasında gerekse İran’daki devrimci İslam’ın babası ve İran İslam Devrimi’nin baş düşünürü olarak anıldığı olmuştur.Düşünceleri genel olarak “İslam’a dönüş” -“öz”e dönüş- başlığı altında toplanabilir ve bilimsel kaynaklara dayanması, sosyoloji vurgusu yapması ve Batı metodolojisini, çeşitli açılardan eleştirmekle birlikte çeşitli açılardan yapıcı bir şekilde kullanması (ki sosyoloji gibi çeşitli bilimler ve Batı düşüncesinde ortaya çıkan çeşitli fikirlerin, örneğin bazı Marksist fikirlerin, İslam’ın özünde de daha farklı bir şekilde ortaya konduğunu da savunur) sebebiyle moderndir ve gelenekçilikten uzak olduğu gibi gelenekçi görüş ve kesimlere eleştirel yaklaşır nitekim bu sebeple eleştirildiği veya çelişki ile suçlandığı olmuştur. Bu tarzından yola çıkarak kendisi hakkında “sosyolojiyi İslamlaştırmaktan” ziyade “İslam’ın sosyolojik” bir okumasını yaptığı da söylenmiştir.

Hayatı

Çocukluğu

Şeriati 1933 yılında Mazinan, Sabzevar, İran’da doğdu. Babası ilerici milliyetçi bir öğretmendi. Eğitim yıllarında ilk kez İran’ın daha aşağı sınıflarından insanlarla tanıştı, var olan fakat bilmediği yoksulluk ve zorluklarla tanışması bu dönemde oldu. Ayrıca aynı dönemde Batı felsefi ve siyasi düşüncesiyle de tanışmıştır. Modern sosyoloji ve felsefenin bakış açısı ve bunun geleneksel İslami prensipler ile harmanlanması aracılığıyla Müslüman toplum ve toplulukların karşılaştığı sorunları açıklamaya ve çözümler bulmaya çalışmıştır. Şeriati Mevlana ve Muhammed İkbal’den büyük ölçüde etkilenmiştir.

Eğitimi

Lisansını İran’da bitirdikten sonra, Paris Üniversitesi’nde doktorasına başladı. Burada, 1964 yılında Sayfuddin’den “Belh’in Faziletleri Tarihi” isimli bir el yazmasının notlandırılmış bir farsça çevirisini yaparak Edebiyat dalında doktor olmuştur. Daha sonra İran’a dönmüş, fakat hemen şah yönetimi tarafından tutuklanıp hapsedilmiştir. Yönetim onu Fransa’dayken devleti yıkıcı siyasi aktivitelerde bulunmakla suçlamıştır. Daha sonra 1965’te serbest bırakılmış ve Meşhed Üniversitesi’nde eğitim vermeye başlamıştır.

Ölümü ve etkileri

Dersleri kısa sürede farklı toplumun farklı kesimlerinden öğrenciler tarafından beğenilmiş ve popülerleşmiştir. Bunun sonucu yönetim Üniversite’yi zorlayarak onun eğitim vermesini engellemiştir. Bunun üzerine Şeriati Tahran’a giderek Hüseyniye-i İrşad Enstitüsü’nde ders vermeye başlamıştır. Yine büyük bir popüleriteye ulaşan dersleri, yine toplumun her kesiminden öğrencileri etkilemiştir. Şeriati’nin görüşlerine ilginin arttığı orta ve yüksek sınıflardan öğrencilerin olması dikkat çekiciydi. Bu ilgi de şah yönetiminin Şeriati ile bazı öğrencilerinin tutkulanması emrini vermesine neden oldu. Gerek yurt içinden gerekse yurt dışından gelen tepkiler üzerine yönetim onu serbest bıraksa da çeşitli şartlarla tahliye edilmişti: kesinlikle herhangi bir eğitim aktivitesinde yer almayacak, hiçbir şey yayımlamayacak ve özel veya genel hiçbir toplantı yapmayacaktı. Ayrıca devletin güvenlik örgütlerinden SAVAK onun yakın çevresini yakın gözetim ve denetim altında tutacaktı. Şeriati bu şartlara karşı çıkarak ülkesini İngiltere’ye gitmek üzere terk etmeye karar verdi. Üç hafta sonra, 19 Haziran 1977’de SAVAK tarafından öldürüldü.

Devrim öncesi İran’ın en önemli ve etkili felsefi liderlerinden sayılan Şeriati’nin görüşleri bugün hâlâ İran toplumunda popüler ve etkindir. Özellikle bugünki İslami Cumhuriyet rejiminin biçimi, ruhban sınıfının konumu ve eşitlik anlayışına karşı çıkan kesimler tarafından beğenilmektedir.

Şeriati’nin düşünsel çalışmaları sadece devrim öncesi ve sonrası İran’ı değil, dünya çapında İslamcı topluluk ve düşünceler başta olmak üzere birçok kişi ve grubu etkilemiştir. Çeşitli dini kavramlara yaklaşımı, ruhban sınıfının eleştirisi ve İslamcılık hareketinin içinde kabul edilen çeşitli çıkarımlarıyla ilgi çekmiştir.

Şeriati, ayrıca Martinikli Marksist düşünür ve şair Frantz Fanon’un “Yeryüzünün Lanetlileri” isimli eserini, Jean Paul Sartre’dan “Şiir Nedir” ve Fransız oryantalist ve aynı zamanda katolik papaz olan Louis Massignon’dan “Selman-ı Pak” adlı eserleri Farsçaya çevirmiştir.

Birçok eseri bulunan Ali Şeriati’nin eserlerinin neredeyse tümü Türkçeye çevrilmiştir.

Eserlerinden bazıları

* Dine Karşı Din
* Aydınlara Umut Çağrısı
* İnsanın Dört Zindanı
* Hacc
* Bir Kez Daha Ebu Zer
* Medeniyet ve Modernizm
* Muhammed Kimdir
* Sanat
* Toplumbilim Üzerine
* Yalnızlık Sözleri / I-II
* İslam’ı Anlamak
* Kapitalizm Uyanıyor Mu
* Kur’an’a Bakış
* Medeniyet Tarihi / I-II
* İdeallerin Yenilgisi
* İktisar Sosyolojisi I / Kapitalizm
* İktisat Sosyolojisi II / İslam ekonomisi
* İktisar Sosyolojisi III / Marksizm
* İslambilim / I-II
* Dine Karşı Din
* Aşk ve Tevhid
* Dua
* Ebu Zer
* Fatıma Fatımadır
* Kendini Devrimci Yetiştirmek
* İslam ve Sınıfsal Yapısı
* İnsan