Ali Paşa, Sürmeli Kimdir, Hayatı, İdamı, Osmanlı Sadrazamı

40

Ali Paşa, Sürmeli, (ö. 1106/1695) Osmanlı sadrazamı.

Dimetoka’da doğdu. Sokulluzâdeler’den İbrahim Han kethüdası Osman Ağa’nın yanında yetişti. Resmî görevlerinde sü­ratle yükselerek önce arpa emini, ar­kasından da Tersâne-i Âmire emini ol­du. 16 Aralık 1688’de başdefterdarlığa getirildi, 13 Ocak 1690’da azledildi. Az­linden sonra defterdar vekilliğinde bu­lundu; 31 Ağustos 1691’de tekrar başdefterdar oldu. Bu görevi sırasında ken­disine vezirlik payesi verildi. 1692’de ön­ce Kıbrıs eyaletine tayin olundu, kısa sü­re sonra da Trablusşam eyaletine nak­ledildi. Ali Paşa bu valiliği sırasında, o bölgelerde isyan eden Serhanoğullan’nın isyanını bastırmakla görevlendirildi ve bu görevinde başarılı oldu. 12 Mart 1694’te Mustafa Paşa’nın yerine sadrazamlığa getirildi. 22 Nisan 1694’te Edirne’ye gi­derek II. Ahmed’in huzuruna çıktı ve pa­dişah tarafından ordunun başında se­fere çıkmak üzere serdâr-ı ekrem tayin edildi.

Ali Paşa başarısızlıkla sonuçlanan ve oldukça meşakkatli geçen Varadin Se-feri’nden döndükten sonra idareyi tek başına ele almak istedi ve bunun ancak padişahın çevresindeki nüfuzlu kimse­lerin uzaklaştırılmasıyla mümkün olabi­leceğini anladı. Bunlardan Şeyhülislâm Ebûsaidzâde Feyzuliah Efendi, Reîsül-küttâb Ebûbekir Efendi ve Rumeli ka­zaskeri Yahya Efendi gibi bazı nüfuz sa­hibi kimseleri çeşitli isnatlarla uzaklaş­tırmaya muvaffak oldu. Böylece tesir ve nüfuzu artan Ali Paşa önemli memuri­yetlere kendi yakınlarını tayin ettirerek çevresini güçlendirmeye çalıştı. Fakat II. Ahmed’in ölümü ve yerine II. Mustafa’nın geçmesi onun için bir dönüm noktası ol­du. II. Mustafa’nın bizzat sefere çıkma isteğine çeşitli bahaneler ileri sürerek engel olmaya çalışması padişahın mem­nuniyetsizliğine yol açtı. Ayrıca yeni pa­dişahın vaktiyle Ali Paşa tarafından uzaklaştırılan bazı kimseleri eski görev­lerine iadesi, bu arada hocası Erzurum­lu Seyyid Feyzullah Efendi’yi davet et­mesi, Ali Paşa’nın mukadder akıbetini hazırladı. Feyzullah Efendi’nin şeyhülis­lâmlığa tayininin kendisi için iyi olmaya­cağını düşünen Ali Paşa, Sâdık Mehmed Efendi’yi şeyhülislâm tayin ettirdi; ancak bu siyasî manevra Feyzullah Efen­di’nin kendisine kin beslemesine yol aç­tı. Nihayet Cisr-i Mustafa Paşa mevki­inde yeniçerilerin çıkardıkları isyanda parmağı olduğu, askeri seferden alıkoy­maya çalıştığı ve Anadolu’daki bazı ser­vet sahiplerinden zorla para toplattığı gibi isnatlarla, fakat gerçekte Feyzullah Efendi’nin tesiriyle 1 Mayıs 1695’te az­ledilerek 300 akçe emeklilik maaşı ile Çeşme’ye sürüldü. Ancak daha Çeşme’ye varmadan geri çağrılıp 28 Mayıs’ta Edir­ne’ye getirtildi ve ertesi sabah idam edildi. Cesedi iki gün kadar teşhir edil­dikten sonra Tunca kenarındaki Kasım Çelebi Camii hazîresine defnedildi. Mal­larının, eşya ve nakit parasının tesbiti sırasında epeyce borcu olduğu ortaya çıkmış, hatta malının borcunu karşıla­madığı görülmüştür.

Bir yıl iki ay kadar sadâret makamın­da bulunan ve öldürüldüğü sırada elli yaşını geçmiş olan Ali Paşa, gözlerine sürme çektiği için Sürmeli lakabı ile şöh­ret kazanmıştır. Devlet işlerinde kabili­yetli, akıllı ve tedbirli bir kişi idi. Dîvân-ı Hümâyun toplantıları onun sadâreti za­manında iki günden eskisi gibi dört gü­ne çıkarılmıştı. Bir­takım hayratı da bulunan Ali Paşa’nın Kadıköy’de iki. Galata’da da bir çeşme­sinin halen mevcut olduğu tesbit edil­miştir.

Diyanet İslam Ansiklopedisi