Ali Kuşçu kimdir? Hayatı ve eserleri

0
54

Ali Kuşçu kimdir? Hayatı ve eserleri hakkında bilgi: ( ?-1474) Türk astronomi ve matematik bilgi­ni. Uluğ Bey’in hazırladığı yıldız ka­taloğunun tamamlanmasında büyük katkısı olmuştur. Timur İmparatorluğu’nun başkenti ve o çağın büyük bir bilim merkezi olan Semerkant’ta doğdu, İstanbul’da öldü. Babası Mehmed Bey Timuroğulları’ndan Uluğ Bey’in doğancısı olduğu için “Kuşçu” diye anılan Alâeddin Ali, ilk matematik ve astronomi bilgilerini Uluğ Bey ile Kadızade Rumî’den aldıktan sonra gizlice Kirman’a gitti, öğrenimini orada tamam­ladı. O dönemde yazdığı, Ay’ın evrelerine ilişkin Risâle-i Hallü’l-Eşkâlü’l Kamer adlı incelemesini, kaçışını affettirmek için dönüşünde Uluğ Bey’e sun­du. Uluğ Bey de, Kadızade’nin ölümü üzerine Ali Kuşçu’yu Semerkant’taki gözlemevinin başına getir­di. Zic-i Uluğ Bey adıyla bilinen büyük yıldız kataloğu, gerçekte, bu iki bilginin o dönemdeki ortak çalışmalarının bir ürünü sayılır.

Uluğ Bey 1449’da oğlunun başlattığı bir ayaklan­mada öldürülünce, Ali Kuşçu Tebriz’e giderek Uzun Hasan’a sığındı. Uzun Hasan’ın, Akkoyunlular ile Osmanlılar arasındaki barış görüşmeleri için İstanbul’ a elçi olarak gönderdiği Ali Kuşçu’yu II. Mehmed saygıyla karşıladı; hatta iki yüz akçe günlükle Ayasofya Medresesi’nde ders vermesini teklif etti. Elçilik görevini tamamlamak için Tebriz’e gidip geldikten sonra İstanbul’a yerleşen Ali Kuşçu, Ayasofya Med­resesi’nde verdiği derslerle Molla Sarı Lütfü, Kıyameddin Kasım, Sinaneddin Yusuf gibi değerli öğren­ciler yetiştirdi; Molla Hüsrev ile birlikte medreselerin yeni öğretim programlarını hazırladı. Onun gelişiyle birlikte İstanbul medreselerinde astronomi öğretimi yeni bir atılım kazandı.

Ali Kuşçu’nun matematik ve özellikle astronomi kitapları, Türkiye’de Batılı bilim anlayışının yerleş­mesinden sonra da eski medreselerde uzun süre okutulmuştur. Fen bilimlerinin yanı sıra kelam (İslam felsefesi), Hadis, tefsir, Arapça dilbilgisi ve sentaks gibi oldukça geniş bir alanı kapsayan yapıtlarının en önemlisi Zic-i Uluğ Bey Şerhi’dir. Ali Kuşçu, Farsça yazdığı bu açıklama yazısında, Zic’in düzenlediği o devirdeki en ileri kuramsal matematik bilgilerini verir.

Üç makaleden oluşan Risâletul-Fethiyye adlı yapıtını 1457’de Risale fi’l-Heyye adıyla Farsça yaz­mış, 1473’te Arapça’ya çevirerek II. Mehmed’e sun­muştur. Kitabın sonuna ayrıca, gökcisimlerinin Yer’e uzaklıklarını gösteren bir bölüm ile bir dünya haritası eklenmiştir. Açıklamalı ilk Türkçe çevirisi Seyyid Ali b. Hüseyin tarafından 1548’de Halep’te yapılan bu astronomi incelemesinde Ali Kuşçu, tutulumun (ekliptik) eğilimini 23° 30′ 17″  olarak belirler.

Semerkant’ta iken Farsça yazdığı Risale fi’l-Hesab adlı matematik kitabını sonradan Arapça’ya çevirerek Risâle-i Muhammedi’ye adıyla gene II. Mehmed’e sunan Ali Kuşçu, Nasıreddin Tusî’nin İslam felsefesine ilişkin Tecridü’l-Kelâm adlı yapıtına da bir şerh yazdı. Bu açıklama kitabı, medrese öğrencileri arasında Şerh-i Cedid adıyla bilinirdi. Ayrıca, Arapça dilbilgisine ilişkin Unkudü’l-Zevâhir ile Arapça’nın sentaksını inceleyen manzum Unkudü’l-Cevâhir adlı yapıtları da Ali Kuşçu’nun önemli incelemeleri arasındadır. Öte yandan Ali Ekber, Hıtâ’înâme adlı yapıtında Uluğ Bey’in bir tarihte Ali Kuşçu’yu Çin’e gönderdiğini ve gözlemlerini yazmasını istediğini belirtirse de, Ali Kuşçu’nun böyle bir seyahatname yazdığını gösteren hiçbir belgeye rastlanmamıştır. Buna karşılık Ali Kuşçu’ nun Herat’a giderek iranlı şair Molla Camii’yi ziyaret ettiği biliniyor.

Kaynak: Türk ve Dünya Ünlüleri Ansiklopedisi, 5. cilt, Anadolu yayıncılık, 1983