Alexander Archipenko kimdir? Hayatı ve eserleri hakkında bilgi

28

Alexander Archipenko kimdir? Hayatı ve eserleri hakkında bilgi:  (1887-1964) Rus asıllı ABD’li heykelci. Heykelde Scoulpto-peinture (heykel-resim) türü­nün yaratıcısı olarak tanınır. Kübist resim öğelerini heykelde uygula­mıştır. Ukrayna’da Kiev kentinde doğdu. ABD’de New York’ta öldü. Babası Kiev Üniversitesi’nde mühen­dislik hocası, dedesi ise ikona ressamıydı. 1902’de Kiev Sanat Akademisi’ne girerek önce resim, sonra heykel derslerine katıldı. Hocalarını eleştirdiği için 1905’te okuldan çıkartıldı. Moskova’ya giderek yapıt­larıyla çeşitli toplu sergilere katıldı.

Archipenko 1908’de Paris’e gitti, Ecole des Beaux-Arts’a girdi. Ama okul disiplinine uymak istemediği ve müzeleri gezerek geçmiş dönemlerin sanat yapıtlarını incelemekten daha çok hoşlandığı için birkaç hafta sonra buradan da ayrıldı. 1910’da Fernand Leger ile dostluk kurdu, Picasso ve Braque ile tanıştı ve onların etkisiyle Kübist sanat anlayışına yöneldi. Bu doğrultudaki ilk yapıtlarını Salon des Independants, Salon d’Automne gibi galerilerde ser­giledi. 1913’te ABD’de, 1914’te Almanya’da sergi açtı. I. Dünya Savaşı’nı izleyen yıllarda çeşitli Avrupa kentlerini gezerek sergiler düzenledi, 1920’de Vene­dik Bienali’ne katıldı. 1921’de Almanya’ya geçti, Berlin’de bir özel heykelcilik okulu açtı, çeşitli kentlerde sergilerini sürdürdü.

1923’te Berlin’den ayrılan Archipenko ABD’ye yerleşti ve 1928’de ABD vatandaşlığına geçti. 1935­1950 arasında Washington, Kansas, Chicago üniversi­telerinde uers verdi. Önce Chicago’da, daha sonra New York’ta özel heykel okulu açtı. 1962’de ABD Ulusal Sanat ve Edebiyat Enstitüsü üyeliğine seçildi.

Archipenko’nun Paris’teki ilk yıllarında yaptığı Suzanne, Oturan Kadın, Oturan Figür gibi heykellerinde İzlenimci (Empresyonist) bir hava sezilir. 1909’dan sonra ise Kübist sanat doğrultusunda yapıt­lar verdiği izlenir. Bu dönemdeki heykellerinde içbü­key ve dışbükey formlar, hacimler ve çukurlar arasın­daki karşıtlıkla ilgilenmeye başlamıştır. Bu karşıtlık, yapıtlarına, özellikle de kadın torsolarına olağandışı bir iç-yaşam dinamizmi vermektedir. Yeşil içbükey ve Alan ve içbükey Üzerine Geometrik Figür adlı heykelleri, yüzey ve mekâna ilişkin bu tür araştırma­larının ilginç uygulamalarıdır. Archipenko’nun yine bu dönemde denemeye başladığı bir yöntem de, mekânın heykelin içine girmesini sağlamak için figür­lerin kütlelerinde delikler açmaktır. Eklemlerinden ayrılmış figürleri ritmik biçimde bir araya getirerek grup kompozisyonları kurmuş, anıtsallığın yarattığı durağanlığı böyle aşmaya çalışmıştır. Dans, Boksörler gibi yapıtları bu tutumu yansıtır. Heykellerinde sıkça kullandığı, uyumlu yuvarlaklarla yönlendirilmiş —ço­ğu üçgen— geometrik biçimler de Kübist anlayışın belirtileridir. Kayalıkların Madonnası, Mavi Dans ve Gondolcu da Kübist yapıtlarının en tipik başka örneklerindendir.

Archipenko, heykelde çok renkliliğin öncüsü olmuştur. Bütün öteki Kübistler gibi geleneksel malzemeye karşı çıkmıştır. Örneğin sirk dünyasını yansıtan Medrano adlı heykel dizisinde ağaç, cam, metal, ayna gibi değişik malzemeler kullanmış, form­ları parlak renklerle boyamıştır. Bu denemesi onu, Sculpto-peinture adım verdiği çok renkli, kabartma ” heykel-resim “tere götürmüştür. Yelpazeli Kadın, Espanola, Masada Vazo ve Kitapla Natürmort gibi çok renkli bronz yapıtları Kübist resimdeki natür­mortlarla benzerlik taşır. Yine Archipenko’nun çok renkli çalışmalarından olan ve dört boyalı cam ve tahta levhanın cilalı metal bir yüzeye yansıdığı Aynanın Karşısında Kadın adlı heykeli, sergilendiği günlerde yankı uyandırmıştır.

Archipenko resme hareketi sokmayı da denemiş­tir. 1924’te başladığı ve Archipentura adını verdiği bu tür çalışmalarında, resim yüzeyini enine parçalara bölmüş, gözden gizlenmiş bir motor aracılığıyla bu parçaların hareket etmesini sağlamıştır. 1946’dan sonra heykele ışık öğesini sokmak için çalışmalar yapmış, pleksiglas malzemeyle oluşturduğu yapıtlarını, içlerine yerleştirdiği ışık kaynaklarıyla aydınlatmıştır.

Archipenko, en iyi yapıtlarını 1910-1920 arasın­da vermiştir. Sonraki dönemlerde yaptığı heykeller, bir bakıma bu evresinde yarattığı biçimlerin çeşitle­meleri sayılabilir. Sanat yaşamının son yirmi yılının ürünü olan heykelleri daha çok dekoratif bir etki yapar. Bunlarda, özellikle renk kullanımının yüzeysel ve üstünkörü olduğu göze çarpar, kavram ve içerik olarak bir yenilik görülmez.

Archipenko’nun, başta Boccioni olmak üzere İtalyan Fütüristleri’nin etkisinde kaldığı düşünülür. Ama o, bu akıma İtalyan sanatçılar denli bağlanma­mış, kütleyi ve mekânı başından beri hareket duygusu uyandıracak biçimde, lirik ve ritmik bir düzenleme içinde eritmek yolunu seçmiştir.

İnsan figürünün anlatımında madde ve boşluğun biçimlenişini örgütleyerek yeni bir üslup yaratan Archipenko, Avrupa ve Amerika’da çağdaş heykelci­liğin gelişimine önemli katkılarda bulunmuştur.

YAPITLAR (başlıca):

Heykel:

Kitap:

Kaynak: Türk ve Dünya Ünlüleri Ansiklopedisi, 7. cilt, Anadolu yayıncılık, 1983