Alemdar Mustafa Paşa kimdir? Hayatı ve eserleri

32

Alemdar Mustafa Paşa kimdir? Hayatı ve eserleri: Osmanlı sadrazamlarından. Rusçuklu Hasan Ağa’nın oğlu olup, doğum tarihi bilinmemektedir. Yeniçeri ocağından yetişti. 1768-1774 Osmanlı-Rus harbinde bölüğünün bayrağını taşıdığından Alemdar veya Bayraktar ünvanı verildi. Rusçuk ayanı Tirsinikli İsmail Ağa’nın hizmetinde bulundu. Kendini kabul ettirerek hazinedarlığa yükseltildi. Devlete karşı isyan eden Vidin voyvodası Pazvandoğlu Osman’ın kuvvetlerini yenince, şöhreti etrafa yayıldı. Bu zaferden dolayı rütbesi yükseltildi. Tirsinikli İsmail Ağa ölünce, Rusçuk ayanlığına getirildi (1806). Bu görevde iken Deliorman ayanı Yılıkoğlu Süleyman’ın ayaklanmasını bastırdı. Rusların Hotin’i alıp, İsmail Kalesini kuşattıkları sırada gönderdiği kuvvetlerle kaleyi muhasaradan kurtardı. Bükreş üzerine yürüyen Rus kuvvetlerini durdurdu. Bu başarıları sonunda vezirlik rütbesiyle, daimi Silistre Valiliği ve Tuna Seraskerliği Vazifesi verildi.

Alemdar Mustafa Paşa, düşmanlarla devamlı temasları neticesinde, devletin askeri ve idari yapısında ıslahatın gerekli olduğuna kesin inananlardandı. Üçüncü Selim Han, ıslahat hareketlerine başlıyacağı sırada Kabakçı isyanı ile yeniçeri zorbaları tarafından tahttan indirildi. Yerine Sultan Dördüncü Mustafa padişah oldu. Sultan Üçüncü Selim’i seven, ıslahat hareketlerinin yapılmasını arzu eden ve devletin çeşitli yerlerinde görevler yapmış olan Galib, Refik, Ramiz, Behiç ve Tahsin efendiler Alemdar’ın himayesi altına sığındılar. Tarihte “Rusçuk Yaranı” diye geçen bu altı kişi Üçüncü Selim’i yeniden tahta çıkarmak için çalışmalara başladılar. Alemdar Mustafa Paşa, 19 Temmuz 1808’de Kabakçı Mustafa’yı cezalandırmak için İstanbul’a geldi. Zorbalar ortadan kaldırılmaya, fesatçılar sürülmeye başlandı. Onun bu faaliyetlerinden memnun fakat nüfuzunun artmasından endileşelenen sadrazam Çelebi Mustafa Paşa, kendisinden geriye dönmesini isteyince, Alemdar 28 Temmuz günü on beş binden fazla askerle Babıali’yi bastı. Sadrazamın mührünü alarak, ordugahını gönderdi. Sultan Selim’i tahta çıkarmak için saraya gitti. Fakat orada gerekli tedbirler alınmadığı için, Sultan Üçüncü Selim zorbalarca şehit edildi.

Hizmetkarlarının yardımı ile kurtulan Şehzade Mahmud, Alemdar tarafından padişah ilan edildi. Sultan İkinci Mahmud, padişah olur olmaz, Alemdar’a sadaret mührünü verdi. Alemdar, ıslahata tarafdar olmayanları, isyancıları temizledi. İstanbul’un asayişi sağlandı. Bu sırada Rumeli ve Anadolu’da valiler başlarına buyruk olmuşlardı. Anadolu ve Rumeli’de vazifeli bütün ayanlar devlet işlerini görüşmek üzere İstanbul’a davet edildi. Görüşmeler neticesinde ayanlar ile devlet arasında kurulacak münasebetlerin şeklini ihtiva eden bir senet imzalandı. Bu senede “Sened-i ittifak” denildi (Bkz. Sened-i İttifak).

Alemdar Mustafa Paşa, daha sonra askeri ıslahata başladı. “Sekban-ı Cedid” ismiyle talimli bir askeri teşkilat kurdu. Selimiye Levend kışlaları tamir edilerek askerler buraya yerleştirildi. Bu durum yeniçerileri rahatsız etti. Ayrıca sanatla uğraşan askerleri talime mecbur etmesi hoşnutsuzluğu arttırdı.”Alemdar vak’ası” olarak tarihe geçen isyandan önceki gece ziyafetten dönen Paşa’ya, maiyeti, yol açmak için halkı kamçı ve sopalarla dağıttılar. Bu esnada yaralananlar, kahve kahve dolaşarak yeniçerileri isyana teşvik ettiler. Gece yarısı kışlalarından hareket eden 400 kadar isyancı yeniçeriye, yağmacılık hırsıyla pekçok serseri katıldı. İsyancılar önce yeniçeri ağası Mustafa Paşayı öldürdüler. Sonra sadrazam Alemdar Mustafa Paşanın köşkünü sardılar. Alemdar, zorbalara teslim olmaktansa, sonuna kadar karşı koymaya karar verdi. İmdadına gelecek yardımdan ümidini kesince, vaktiyle mensup olduğu 42. bölük odabaşısını çağırttı. Haremini ocağın namusuna emanet ederek ona teslim etti. Yanında sadece baş haremi ile sadık harem ağası kaldı. Alemdar’ın bulunduğu kuleye, kalabalık bir yeniçeri grubunun hücum etmesi üzerine, daha önce koydurduğu barut fıçısının üzerine tabancası ile ateş etti ve büyük bir patlama oldu. İsyancılardan beş yüz yahut sekiz yüz kişi bir anda havaya uçup öldü. 15 Kasım 1808’de dumandan boğulan Alemdar Paşa ile iki sadık adamının cesedi iki gün sonra enkaz altından çıkarıldı. Cesedi sokaklarda sürüklendikten sonra, Etmeydanı’nda baş aşağı asıldı. Sonra da parçalanmış olan kemikleri, Yedikule dışında bir hendeğe atıldı. 1908’den sonra kurulan Tarih-i Osmani Encümeni tarafından Alemdar’ın kemikleri Gülhane parkı karşısındaki Zeynep Sultan mezarlığına taşıtıldı.

KAYNAK: REHBER ANSİKLOPEDİSİ, 17. CİLT

Alemdar Mustafa Paşa kimdir? Hayatı ve eserleri hakkında bilgi: (1765 – 1808) Osmanlı sadrazamı. Sened-i İttifak’ın hazırlanmasına öncülük etmiştir. Hotin’de doğdu, İstanbul’da öldü. Yeniçeri Ocağı’ndan Rusçuk’lu Hacı Hasan Ağa’nın oğludur. Çocukluğu Rusçuk’ta geçmiş, delikanlılık çağında İs­tanbul’a gelerek Yeniçeri Ocağı’nın 42. Orta’sına yazılmıştır. 1787’de patlak veren Osmanlı, Rus, Avusturya savaşlarına katılmış, söylentiye göre bölü­ğünün bayrağını taşıdığı için Alemdar ya da Bayrak­tar sanıyla tanınmıştır. Yeniçeri Ocağı ile savaştan sonra da ilişkisini kesmeyen Alemdar, herhangi bir eğitim görmemişti ve okuma yazma bilmiyordu. Bir süre hayvan ticareti ile uğraşmış ve bu arada Rusçuk Ayanı ve Tırnova Voyvodası Tirsiniklioğlu İsmail Ağa’nın hizmetine girmiştir. Dürüstlüğü ve becerikli­liği ile kısa sürede kendisini göstererek İsmail Ağa’nın askerlerine bayraktar olmuştur; sanı daha güçlü bir olasılıkla buradan gelmektedir. Daha sonra devlete başkaldıran ayanlardan Vidin Voyvodası Pazvandoğlu’nun güçlerini dağıtmada başarılı olmuş ve 1803’te Hezargrad Ayanlığı’na getirilmiştir. İsmail Ağa’nın I806’da öldürülmesi üzerine Rusçuk Ayanlığı kendi­sine verilmiştir.

Rumeli’de geniş bir bölgeyi elinde tutan Alemdar’ a karşı devlet yumuşak davranmak zorunda kalmış, ancak o da merkeze, özellikle Padişah III. Selim’e saygılı ve bağlı bir tutum içinde olmuştur. 1806’da başlayan Osmanlı-Rus savaşında, Rus ordularının Silistre yöresinde ilerlemelerini engellemiş olan Alemdar’a bu başarısından ötürü 1807’de vezirlik ile birlikte Silistre valiliği ve Tuna seraskerliği verilmiştir. Böylece paşa da olan Alemdar, kısa zamanda impara­torluğun önemli ayanları arasında yer almıştır.

1807 yılı, merkezi hükümetin zor günler geçirdi­ği ve Osmanlı Devleti’nin geleceğini etkileyecek olayların patlak verdiği yıl olmuştur. Nizam-ı Cedid adı altında, devletin her alanda yeniden düzenlenme­sini, özellikle ve öncelikle de modern bir ordu kurulmasını amaçlayan reform hareketleri, 1807 Mayısı’nda çıkan, çıkarları zedelenmiş tutucu grupların desteklediği bir Yeniçeri ayaklanması ile büyük darbe yedi. Bu ayaklanma karşısında gerekli reformcu tepkiyi gösteremeyen ve yeni kuruluşları savunmak­tan kaçman III. Selim tahtan indirildi; başlatılan bütün modernleşme girişimlerine de son verildi. Bu gerileyiş, reform yanlısı devlet adamlarını da ayaklan­macıların eline bırakmak anlamı taşıdığından, Nizam­ı Cedid programının uygulanmasında birinci derece rol oynamış devlet adamlarının bir bölümü öldürül­dü, kaçabilenler ise Alemdar Mustafa Paşa’nın yanına sığındılar. Tarihe Rusçuk Yaranı olarak geçecek olan bu topluluk, Alemdar’ı İstanbul üzerine yürümeye, ayaklanmacıların padişah yaptıkları IV. Mustafa’yı tahttan indirerek, III. Selim’i yeniden tahta çıkarmaya teşvik etti. Sonunda harekete geçen Alemdar, askerleri ile birlikte İstanbul’a geldi. Alemdar’ın İstanbul’a gelmesi ile gelişen olaylar, kendisinin III. Selim’i tekrar tahta çıkarma niyetini açığa çıkardı. Bu amaçla saraya yaptığı baskın sırasında III. Selim’in cesedi ile karşılaşan Alemdar, IV. Mustafa’yı tahttan indirerek yerine kardeşi II. Mahmud’u padişah yaptı (1808). Yeni padişah tarafından sadrazamlığa getirilen Alem­dar, III. Selim’in katillerinin cezalandırılmasını sabırsız bir hiddet ile sürdürmüş ve kısa zamanda İstanbul’ da asayişi sağlamıştır. Alemdar Mustafa Paşa’nın kısa süren sadrazamlı­ğı sırasında giriştiği başlıca iş, Anadolu ve Rumeli’de ayrı birer güç durumuna gelmiş bulunan ayanları İstanbul’a çağırması ve merkezdeki devlet adamlarıyla ortak bir toplantı yaparak, bunların devlet içindeki durumlarına bir belgeyle açıklık getirmesidir. Ekim 1808’de hazırlanan ve tarihe Sened-i İttifak adıyla geçen bu belge, ayanların kendi statülerine hukuki bir geçerlilik kazandırmak isteyen, bunların devlet idare­sinde söz sahibi olma ve devlet gücünü denetim altında tutma isteklerini gösterir. Böylece, padişah ve merkezdeki devlet adamları yanında, Anadolu ve Rumeli’deki büyük ayanlar, devletin- ortak, eşit ve birbirlerinin hukukuna saygılı birer unsuru haline gelmekteydiler. II. Mahmud, Sened-i İttifak’ı daha başlangıçta benimsememişti. Alemdar’ın ölümünden sonra Se­ned-i İttifak kaldırıldı. Ama, Sened-i İttifak’ta yer alan ve yenilik hareketlerine direnenlere ortak bir cephe halinde karşı koyulacağına ilişkin madde, modern bir ordu kurma girişiminin dayanağı oldu. Böylece, eski Nizam-ı Cedid ordusu diriltilerek Sekban-ı Cedid adı altında bir ordunun kurulmasına geçildi. Ancak, bu da Alemdar’ın öldürülmesiyle ortadan kalkmıştır.

Alemdar Mustafa Paşa’nın, İstanbul’daki çalış­maları, Yeniçeri Ocağı’nı sindirmek üzere aldığı kesin önlemler, yeniçerilere özgü olmakla birlikte giderek halkın elinde bir gelir kaynağı durumuna gelmiş olan esamelerin (aylık cüzdanları) alınıp satılmasını yasak­laması, genel bir hoşnutsuzluğa yol açmaktaydı. Bu durum, başta eski padişah IV. Mustafa ve adamları olmak üzere, çıkarları zedelenmiş bütün çevrelerce körüklenmekteydi. Öte yandan tahta çıkmasını ve hayatını Alemdar’a borçlu olan II. Mahmud, onu saltanatına ortak görmekte, Sened-i ittifak ile hüküm­darlık haklarını başkalarıyla paylaşma durumunda bırakıldığına inanmaktaydı. Bu durumda Alemdar, hiçbir tarafın desteğini kazanamadı. Çevresinde yer alan ve akıl hocaları durumunda olan Rusçuk Yaranı’nın da ellerine geçirdikleri iktidarı kötüye kullanma­ları, Alemdar’ın halk arasındaki saygınlığını azalt­maktaydı. Kendisine bağlı birliklerin dağılmasıyla askeri yönden de güçsüzleşen Alemdar, 16 Kasım 1808’de patlak veren ayaklanmada sadaret konağında kıstırıldı ve sarayın da yardıma gelmemesi sonucu ortada kaldığından, konağının cephaneliğini ateşleye­rek hayatına son verdi. Bu arada içeri girmeye çalışan yüzlerce yeniçeriyi de havaya uçurdu. Ayaklanmacı­lar, cesedini günlerce kentte dolaştırdıktan sonra Yedikule dışında kör bir kuyuya attılar. Yeniçeri Ocağı’nın 1826’da kaldırılışına değin burada kalan ceset, daha sonra Yedikule yakınlarında bir yere gömülmüş; 1908’de Gülhane Parkı’nın giriş kapısı karşısındaki Zeynep Sultan Camii haziresine taşın­mıştır.

Cesur ama yönetimde deneyimsiz bir kişi olan Alemdar, yenilik yanlısı bir devlet adamıydı. Özellik­le ordunun modernleşmesi gereğine inanıyordu. Ölü­mü ile yenilik hareketleri yirmi yıl kadar duraklamış ve Nizam-ı Cedid kavramı ile içerden her şey, yenilik yanlıları ile birlikte ortadan kaldırılmıştır.

Kaynak: Türk ve Dünya Ünlüleri Ansiklopedisi, 4. cilt, Anadolu yayıncılık, 1983

ALEMDAR MUSTAFA PAŞA KİMDİR? HAYATI VE ESERLERİ

Türk devlet adamı (Hotin 1765-İstanbul 1808). Yeniçe­ri ocağında yetişip, Rusçuk âyanı ve Tırnova voyvodası Tirsinikli İsmail Ağa’nın hizmetine girerek, haznedarlığa ve alemdarlığa (bayrakçı) yükselen Alemdar Mustafa Paşa, ayaklanan Vidinli Pazvandoğlu Osman ve Manav Osman’la savaşıp, başarılı olarak, kapıcıbaşılığa yüksel­tildi (1803). Önce
Hezargrad, sonra Rusçuk âyanı olup (1806), Deliorman âyanı Yılıkoğlu Süleyman’ın ayak­lanmasını bastırarak, padişahın gözüne girdi. Rusya’ya savaş açılınca vezirliğe yükseltilip, Tuna seraskerliğine atandı (4 Şubat 1807). İstanbul’da Kabakçı Mustafa ayaklanmasının patlak verip, Nizamıcedit’in kaldırılma­sı, Selim lll’ün tahttan indirilmesi ve Mustafa IV’ün tahta çıkarılması üstüne, yandaşlarıyla işbirliği yapıp İstan­bul’a yürüdü (1808). Gönderdiği öncü kuvvetlerin Bo­ğaz nazırlığına getirilen Kabakçı Mustafa’yı öldürmele­rinden sonra, Selim lll’ün tahttan indirilmesine adı karı­şanların görevden uzaklaştırılmalarını, sürgün edilme­lerini sağladı ve Babıali’yi basıp (28 Temmuz 1808), Sadrazam Çelebi Mustafa Paşa’yı görevden uzaklaştır­dı. Selim lll’ü tahta çıkarmak için saraya gittiyse de, Se­lim lll’ün Mustafa IV’ün buyruğuyla öldürtülmüş oldu­ğunu görünce Mahmut Il’yi tahta çıkarıp, sadrazamlığa atandı. Rumeli ve Anadolu’daki nüfuzlu kişileri çağırta­rak “Senedi İttifak” adı verilen belgeyi imzalatıp (1808), devlet otoritesini sağlamaya çabaladı. Sekbanıcedit’i kurup, Rusçuk ayanından Abdullah Ramiz Efendi’yi kaptanıderyalığa getirerek tersaneyi düzene koydu. Çı­karı bozulanların kendisine karşı birleşmeleri üstüne, yakınlarının bir süre Edirne’de oturmasını ve yeni kuv­vetlerle İstanbul’a dönmesi öğütlerini dinlemedi. Yeni­çeriler konağını kuşatınca, uzun süre direndikten sonra bir barut fıçısını ateşleyerek, çatıdan içeri girmeye çalı­şan yeniçerilerle birlikte konağını havaya uçurdu. Yedi- kule’de bir çukura atılan cesedi, yirmi yıl sonra Mahmut II tarafından Yedikule’de surları yanındaki mezarına ak­tarıldı.

KAYNAK: GROİLER İNTERNATİONAL ENCYCLOPEDİA, CİLT-1, 1993, DANBURY, CONNECTİCUT-İSTANBUL